Puan vermedi·144 syf.··
2026 86. kitabı
Öyle bir dükkan düşünün ki alışverişi yapıp çıktığınız zaman yine bekleriz demek sizi gülünç duruma düşürecektir. Ölmek için alış veriş yapıyorsunuz ve müşteri memnuniyetini önemseyen insanlarla muhatapsınız. Dinlerin askıya alındığı bir ülkede ölümü kovalayan insanların varlığı anlatılıyor. Dikenler arasında ortaya çıkan bir çiçek ve o çiçeğin kendilerine zarar vereceği düşüncesi taşıyan İntihar Dükkanı sahipleri. Farklı olanların kabul görmediği bir dünyada yaşıyoruz sonuçta, böyle olayların olmasına da alıştırılıyoruz maalesef. Annesinin Alan’e söylediği gibi; “Çölde çiçek açtırmaya çalışıyorsun.” cümlesini kitabın özeti şeklinde yorumlayabiliriz. Her şeye rağmen yarın yine yaşamaya devam edeceğiz.
İntihar DükkânıJean Teule · Sel Yayıncılık · 202417,7bin okunma
8/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2026 45. kitabı
·
21 günde okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 20:12
Huckleberry Finn'in Maceraları – Mark Twain "Bu kitaba başladığınızda, lütfen içinizdeki çocuğu çağırın! Yetişkin gözlüğünüzü çıkarın..." Merhaba kitap dostları. Mark Twain'in ölümsüz eserine bir türlü cesaret edemeyenler için söylüyorum: Bu kitabın büyüsüne kapılmak için yetişkin aklınızla değil, çocuk kalbinizle yaklaşmalısınız. Özgürlük ve Dostluk Üzerine Bir Sal Yolculuğu Huck Finn, "uygar" bir hayat yaşamaya zorlanan, içine sığdıramadığı kurallardan kaçan bir çocuk. Kaçak köle Jim ile Mississippi Nehri'nde bir sala sığınıp bilinmeze doğru akıp giderler. Bu yolculuk; özgürlük, dostluk ve kendi doğrularını bulma üzerine bir başyapıt. Bazen öyle saf, öyle eğlenceli anlar var ki, yüzünüzde kocaman bir gülümsemeyle sayfaları çeviriyorsunuz. Mark Twain'in ince mizahı, okurken sizi hem güldürüyor hem de dönemin Amerika'sının çelişkilerini hissettiriyor. Peki Neden Çocuk Gibi Okumalısınız? Çünkü Huck'ın dünyası, kurallarla değil, kalbiyle şekilleniyor. Jim'in sırf ten rengi farklı diye köle sayıldığına bir çocuğun masumiyetiyle isyan ediyor. Yetişkin aklıyla okursanız "Huck neden böyle aptalca şeyler yapıyor?" diye düşünebilirsiniz. Ama onun gözüyle bakarsanız, her macera heyecanlı, her yol ayrımı ise büyük bir keşif. Üstelik sanılanın aksine bu eser, sadece çocuklara hitap etmiyor. Dönemin toplumsal yapısını, ırkçılığı ve ikiyüzlülüğü tüm çıplaklığıyla gözler önüne seren güçlü bir hiciv aynı zamanda. Okurken güldüren, düşündüren ve sorgulatan bir yapısı var. Ancak tüm bu derin alt metni, tamamen bir çocuğun bakış açısının arkasına gizleyerek sunmayı başarıyor. İşte bu yüzden, büyülü bir yolculuğa çıkmak için yetişkin zihninizi bir kenara bırakın ve Huck ile Jim'in salında yerinizi alın. Peki Ya Siz? · Huck ve Jim'in arkadaşlığının sizin için en etkileyici yanı
1000Kitap
Huckleberry Finn'in MaceralarıMark Twain · İndigo Çocuk · 20223,691 okunma
Reklam
Martı
10/10
·88 syf.··
Beğendi
·
2026 22. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 19:20
Martı Merhaba hissedenler, bugün size #antonçehov'dan #mart kitabıyla geldim. Daha önce okuyanlar var mı? Okumam için biri vermişti bana bu eseri, onun sayesinde okudum ben de. Kısaltılmış olduğu için pek tat alamadım ben ve ilk başta kim kimdi biraz zorlandım. Kimi yerde ismi, kimi yerde soyadı geçiyor bazı karakterlerin. Sonradan alıştım ve biraz ilerisinde de kitap bitti zaten. Kısaltılmış kitapları pek okumak istemem ama elimde varken de değerlendirmek, okumak isterim tabii ki. Benim de şu an öyle oldu. Normal basımı ne bilmiyorum ama kısaltılmamış halini de okumak isterim kitabın. Siz bu kitap hakkında neler düşünüyorsunuz? Yorumda buluşalım #kitapalıntıları 🪽(Treplev, Nina'nın ayakları dibine bırakır martıyı.) NİNA: Bu da ne demek oluyor? TREPLEV: Bugün bu martıyı öldürmek alçaklığında bulundum. Onu ayaklarınızın dibine bırakıyorum. NİNA: Neyiniz var sizin? (Kaldırıp bakar martıya.) TREPLEV (Bir sessizlikten sonra.): Yakında kendimi de böyle öldüreceğim. NİNA: Sizi tanıyamıyorum. TREPLEV: Doğru ama ben de sizi tanıyamamaya başladıktan sonra. Bana karşı değiştiniz, bakışlarınız yabancı, varlığım sıkıyor sizi.
MartıAnton Çehov · Yediveren Yayınları · 202226,6bin okunma
Her Zamanki Gibi MÜKEMMEL
9/10
·352 syf.··
Beğendi
·
2026 1. kitabı
öncelikle söylemek istiyorum ki umarım bu kitabı bir dizi/film olarak izleriz,okuduktan sonra bile zaten film izlemiş gibi bir etki bırakıyor insanda SPOİLERRRR sezinin her kitabını çok beğenirim bunu da çok beğendim beni asla hayal kırıklığına uğratmadı,kitabı eğlenerek ve çok sinirlenerek okudum kendimi eylülün yerine koydum ve onun yerinde olsam inciyi direkt o evden atardım,ben eylül biraz daha kafayı kırmaya başladığında incinin aslında eylül olabileceğini düşünmüştüm,sadece psikolojik bir etki olamazdı çünkü incinin somut hataları vardı ve tanışmalarının daha derin bir sebebi vardır diye düşünmüştüm,eylül de aynı inci gibi bahçeye çıkıp gözlerini odaya kilitlediğinde inci aslında o diye düşünmeye başlamıştım,doktor incinin yaptıklarını yaz dedikten sonra yatağın altındaki defterde eylül uyuyor yazdıktan sonra emin gibi olmuştum,emir ve inci yesin diye pasta aldığında,onlar dizi izlerken o odasında sessizce oturduğunda onun yavaşca baştaki inciye dönüştüğünü ve en sonunda tamamen dönüşeceğini düşünmüştüm,inci o eve arkadaş ortamından kaçarak gelmişti eylül de tanıdığı herkesten o şekilde kaçacak gibi gelmişti ben de öyle olacak sanmıştım ama sezo böyle gösterip bizi de kandırdı ve incinin gerçekten suçlu olduğunu gördük,böyle de güzeldi ama ben paranormal şeyleri sevdiğim için dediğim gibi olmasını da isterdim o garip hareketlerin bi anlamı olmasını falan,yine de çok beğendim ve incinin hak ettiğini bulmasına sevindim kızın çevresindeki herkes de malmış sonunu çok anlayamadık ama ya inci peşini bırakmadı ya da kendisinin de sorunları var ikisi de iki küp şekerli içiyodu kitap fractured filmine benziyo sezodan sıradaki beklediğim konulardan bazıları: -behind her eyes dizisi tarzı bi konu yazması, -çok gerilim veya ters köşe olmadan ama çok merak ettirici
Kusursuz YabancıSezin Karameşe · Ephesus Yayınları · 202674 okunma
9/10
·368 syf.··
Beğendi
·
2026 46. kitabı
Selamlar kitapkurtlarım. Size bir soru ile geldim. Sabah uyandığınızda veya durduk yere kendinize “Ben mi şu an hayal alemindeyim, yoksa rüyamda mı hayal alemindeydim?” diye o karman çorman düşüncelere daldığınız oldu mu? İşte böyle birkitap var elimde: Karanlık Madde. Kendi kendime rüyalarımdaki o hayatı öyle bir seviyorum ki geri dönmek istemiyorum veya hiç sevmeyip “Çok şükür benim gerçek hayatım burasıymış” diyerek can havliyle uyanıyorum. Kitabı okurken aklım sürekli bu gitgellerle ve şu soruyla boğuştu:Belki de şu an bu dünyada varolan halimiz, sadece tek bir olasılığın sonucu. Çoklu âlemlerin, farklı boyutların içerisinde bu hayatın bambaşka versiyonları aynı anda yaşanıyor olabilir. Başka bir boyutta, seçmiş olduğumuz farklı olasılıkların getirdiği bambaşka bir sonuçla, tamamen farklı bir formda hayat süren diğer “bizler” nefes alıyor olabilir. Rüyalarımızda gidip geldiğimiz, bazen kaybolduğumuz o yerler belki de sadece basit birer rüya değildir; ruhumuzun veya zihnimizin diğer âlemlerdeki versiyonlarımıza anlık birer ziyaretidir, kim bilir? O’na salat ve selam göndermiyor muyuz? İşin fizik kuralları, paralel evrenleri ya da kuantum kutuları sadece bu hikayenin bilimsel süsü. Kitap resmen bizim ihtimaller algımızla oynuyor. Kendi gerçekliğinin kıymetini bilmek ya da “ya diğer boyuttaki, diğer formdaki halim daha güzelse” diye o sarsıcı boşluğa düşmek isteyenler için harika bir yolculuk. Hikaye, kuantum fiziği profesörü olan Jason Dessen’ın etrafında dönüyor. Jason, ailesiyle mutlu ve sıradan bir hayat yaşarken bir gece maskeli bir yabancı tarafından kaçırılır. Kendine geldiğinde, hayatı tamamen değişmiştir: Artık evli değildir ve bir oğlu yoktur.Sıradan bir profesör değil, kuantum fiziğinde devrim yaratmış, imkansız bir teknolojiyi (çoklu evrenler arası
Karanlık MaddeBlake Crouch · Doğan Kitap · 2018433 okunma
9/10
·160 syf.··
2026 1. kitabı
Albert Camus Sisifos Söyleni, yaşamın saçmalığıyla başka bir deyişle absürt ile bizi yüzleştiriyor. Ara sıra durup kendime şunu soruyorum; Ben gerçekten yaşıyor muyum, yoksa sadece aynı günü tekrar tekrar mı tüketiyorum? Her sabah kalk, aynı düşünceler, aynı yorgunluk, aynı mücadele. Sanki görünmeyen bir döngünün içindeyim ve çıkışı yok gibi. Labirent misali. Albert Camus tam da bunu anlatıyor aslında. Sisifos'un cezası; kocaman bir kayayı dağın tepesine çıkarmak fakat tam “bitti” diyor ama kaya geri yuvarlanıyor. Ve o tekrar başlıyor. Dışarıdan bakınca çok net bir çıkarım var, boşuna çaba. Anlamsız bir uğraş. İnsanı delirtecek bir döngü. Ama işin aslı öyle değil diyor Camus ve ekliyor, hayat zaten böyle. Biz anlam arıyoruz. Hayat ise hiçbir şey söylemiyor. İşte o çarpışmanın, o hissin adı, absürt. Peki ne yapacağız? “Her şey anlamsızsa bırak gitsin” mi diyeceğiz? Yoksa...Asıl mesele devam etmek mi? Anlamsız olduğunu bile bile devam etmek sanırım başkaldırının en saf hali. Ve Camus en sonunda diyor ki, “Sisifos’u mutlu hayal etmek gerekir.” Çünkü o artık kaçmıyor. Kaderinin farkında. Ve yine de o kayayı itiyor. Belki de mutluluk dediğimiz şey… Her şey yolunda olduğu anlar değil. Belki de düştüğünü bile bile tekrar kalkmaktır mutluluk. Şimdi dürüst olalım… Senin kayan ne? Seni her gün aşağı çeken o şey ne? Ve daha önemlisi, pes mi ediyorsun… yoksa hâlâ itiyor musun? Ben pes ederken bulsam da kendimi bir absürt döngüsünde olmaktan korkmuyorum...
Sisifos SöyleniAlbert Camus · Can Yayınları · 202011,3bin okunma
Reklam
Reklam