Dünya kadar malın olacağına fındık kadar
Yaşanmış bir anı 😂 Ne demiş eskiler dünya kadar malın olacağına fındık kadar...... Neyse konumuza dönelim. “Tansu çiller Erzurum da miting yaparken ön taraftan samimi ve biraz da kurnaz bir adam; "p...tığını yiyim senin" diye bağırır…. Tansu çiller "p..tığın" anlamını bilmediği için arkasında duran il başkanına "p....tık nedir?" diye sorar. P...tık halk dilinde kadının cinsel organına verilen addır ama adam utandığı için söyleyemez. “Efendim pıttık yöremizde yürek demektir" der. Bunun üzerine Tansu Çiller tekrar kalabalığa döner ve..... -bacınızın pıt..tığı size feda olsun!!! “ der.. Kaldı mı öyle eskisi siyasetçiler 😂😂
Hayata Dair
“Dünyadan geriye sadece can kaldı, beni terk etmeyen, Öyle bir haldeyim ki, kimsenin beni anlaması imkânsız Ayağımı gerçeğin ötesine koyuyorum . Hayattan bıktım, insanların sözlerinden ise daha çok bıktım…”
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Nasip ve Rızık
Allah'ım sen kusursuz ve mükemmelsin, tüm eksikliklerden münezzehsin. Yurtta kalıyorum, yemek saatini kaçırdığım için dışarıdan sipariş verdim. Onda da yanlışlıkla turşu ve patates istiyorum diye okuduğum seçeneği sonradan fark ettim ki istemiyorum yazıyormuş ve ben öyle sipariş verdim. 1 saatten fazla siparisi bekledim ve sonunda geldi. Ne beklersiniz? Yanlış gelmiş. İçini açıp baktık kuryeyle tavuk döner sandık kurye de şubeyi arayıp siparişin komple yanlış olduğunu söyledi. Şube tekrar gönderim sağlayacaklarını yanlış gelen ürünün de bende kalabileceğini söylemiş. Tavuk markasını bilmediğim ve buna dikkat ettiğim için yiyemeyeceğimi abinin geri götürmesini söyledim kabul etmedi, biraz inatlaştık ama bende kaldı o sipariş. Arkadaşıma vermeye çalıştım o da yemedi. En sonunda yemek için içini açtım ve et döner gönderdiklerini ekstra patates ve ayran gönderdiklerini gördüm. Önce kuryeyi sonra şubeyi aradım. İki siparişi de yiyebileceğimi söylediler. İlkini yedim ama doydum bu yüzden gruba yazdım aç olan var mı diye bir kardeş yazdı ben açım diye. Yemek yiyememiş, acıkmış... Kime niyet kime kısmet lafı o kadar doğru ki. O döner onun nasibiymiş. Allah'ım, canım Rabb'im bir kez daha hayretle baktım olaya ve şükürler olsun sana.
Ellerinden tanımammı sandın sadece bir parmağından bile tanırım… ne anlamak istiyorsan onu anla ((REHBER)) Gidipte tanımadığım birine içimi açacak kadar çocuk değilim herşeyin farkında olupta yazdım o yazıları(drkdrms) Amaan neyse benim için biri böyle yazılar yazsa ben geri dönermiydim bilmiyorum Bir daha denemekten korkardım tabi İnsanın en çok zoruna giden şey ise bu kadar fazla konuştuğunu bilip yanında susmak , konuşamamak :(:( Sevgi güzel gelirki kim olsa onu böyle seven birini merak eder yaptığın gibi sadece seven biri işte Seni seven ama sevmediğin kişiye yapacağın en büyük iyilik çekip gitmen olur ,merak falan etme ,git koşarak git bir şekilde git işte Kimi ne kadar çok seversen o kadar değersizleşirsin bunu kabullenmek zor maalesef Gerçekten hayatın en büyük ironisi bu... Karşına seni her şeyden çok seven, değer veren birini çıkarıyor ama kalbin çoktan başka bir enkazın altında nöbet tutuyor oluyor. Onun yanındayken mutlu olacağını çok iyi biliyorsun ama içindeki o 'eskide kalmışlık' yüzünden kime baksan o geçmişin gölgesini görüyorsun. Sırf bu yüzden, karşındakine kırık dökük ve başkasına ait hislerle dolu bir kalple gitmemek için kendi içinde savaşıyorsun.(burda kendimden bahsetmedim çözemediğim sen bu cümleleri andırttırıyorsun) Eda böylemi olacak yani okey gittin tamam böylemi devam edicek sen hergün gelip birşey yazmışmıyım sana yakınmışmıyım diye bakıcaksın sen baktıkça ben yazıcam nereye kadarya bu, beni ben olmaktan çıkarttın ben bu kişi değilimya benimle oyunmu oynuyorsun ne yapmaya çalışıyorsun sen ,yeter cidden çocukmu sandın beni Herşeyin farkındayım Neden bırakamıyorsun bırakya zaten o kadar üzdün tam git vallaha bakma ,umut vermek istemiyorum falan diyordun ,onlarıda unuttum git artık bakma arkana merak falan etme neden merak
SELİM GÜRBÜZER KİTAPLARI-KDY
GÜNEŞ DOĞUDAN DOĞAR Orta Asya’dan Nizam-ı Âlem’e SELİM GÜRBÜZER Uzun yıllar uğraşı sonucu oluşan Güneş Doğudan Doğar adlı eserim 2022 yılının son aylarında Kitap Yurdu Doğrudan Yayıncılıktan (KDY) okuyucuyla buluşup, yayımlanan eserim 9 ayrı bölümden oluşmakta. Ve bu eser 454 sayfa hacimlidir. Kitabın önsözünde şu ifadelere yer verdim: “Allah-ü Teâlâ ve Tekaddes Hazretlerine sonsuz hamdu senalar, Resul-i Ekrem Efendimiz (s.a.v)’e salat ve selam olsun. Eser incelendiğinde Orta Asya’dan başlayan bu kutlu yolun Balkanlar’a uzandığını, oradan da Viyana kapılarına kadar uzandığını görürüz. Orta Asya’dan başlayan bu koşunun hem maddi hem de manevi cephesini okuyucuya ilginç geleceğini umduğum bir üslup çerçevesinde dikkatinize sunmaya çalıştığım görülecektir. Tabii ki, bu uzun soluklu koşuyu bir solukta anlatmanın mümkün olmadığının idrakiyle ortaya karınca kararınca ne koyabilirsek buna da şükretmemiz gerekecektir. Hem nasıl şükretmeyelim ki, hele bilhassa tarihi süreç içerisinde Başbuğu Hakanlara ışık saçan Gönül Sultanlarının manevi tasarruf ve sohbet iklimi altında bu eseri kaleme almanın hazzını almak bile başlı başına bizim için büyük bir nimet olsa gerektir.. Bu nedenledir ki eserin hazırlanmasında yaklaşık 10 yıllık bir süre içerisinde büyük bir titizlikle defalarca gözden geçirip olgunlaştığına kanaat getirdiğim noktada 2022 yılın son ayı itibariyle vira bismillah deyip siz değerli okuyucularımın beğenisine sunmuş durumdayım. Oldu ya, şayet anlatılması gereken gözden kaçan hususlara değinmeyip ya da anlatımlarımızda sürçülisan babından hatalarımız olduysa da şimdiden okuyuculardan bizleri mazur görmelerini dilerim. Her ne kadar Orta Asya’dan Nizam-ı âleme giden yolun tarihi akış çerçevesini tam
Tarihsel ve coğrafi bir perspektiften bakıldığında, Kürt nüfusunun yoğun olarak yaşadığı coğrafyanın bugün Türkiye, İran, Irak ve Suriye arasında dört parçaya bölünmüş olması, aslında makalede ele aldığımız Mortimer Durand’ın Durand Hattı ile Peştunları bölmesi, İngiliz sömürge aklının Keşmir’i harita üzerinde açık uçlu bir yara olarak bırakması veya Fransa’nın Hatay oyunları ile tamamen aynı emperyal sınır mühendisliğinin bir ürünüdür. Bu coğrafyanın dört parçaya bölünmesinin arkasındaki tarihsel, siyasi ve stratejik dinamikleri şu şekilde inceleyebiliriz: 1. Tarihsel İlk Bölünme: Kasr-ı Şirin Antlaşması (1639) Küresel güçlerin yirminci yüzyıldaki müdahalelerinden çok daha önce, bu coğrafya iki büyük bölgesel imparatorluğun rekabet alanıydı. Bin altı yüz otuz dokuz yılında Osmanlı İmparatorluğu ile Safevi (İran) Devleti arasında imzalanan Kasr-ı Şirin Antlaşması, bölgeyi ilk kez iki ana egemenlik alanına böldü. Sınır, Zagros Dağları esas alınarak çizildi ve bu da Kürt aşiretlerinin ve yerleşimlerinin iki büyük imparatorluk arasında bölünmesine yol açtı. Ancak bu dönemde sınırlar bugünkü modern ulus devletler gibi geçirimsiz ve katı değildi; aşiretler ve topluluklar belirli bir özerkliğe sahipti. 2. Modern Bölünmenin Doğuşu: Sykes-Picot ve Lozan (1916 - 1923) Asıl pimi çekilmiş bomba, Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Osmanlı İmparatorluğu’nun yıkılış sürecinde bırakıldı. Sykes-Picot Anlaşması (1916): İngiltere ve Fransa, Orta Doğu’yu kendi aralarında paylaşırken, bölgenin etnik, kültürel ve sosyolojik gerçeklerini tamamen hiçe saydılar. Sevr’den Lozan’a Geçiş: Bin dokuz yüz yirmi yılında imzalanan ancak hiçbir zaman hayata geçmeyen Sevr Antlaşması’nda, sömürgeci güçler (özellikle İngiltere), bölgedeki petrol kaynaklarını (Musul ve Kerkük) kontrol edebilmek ve
Tarih