Filler Sultanı İle Kırmızı Sakallı Topal Karınca
Puan vermedi·216 syf.··
2026 5. kitabı
Bu kitapta bazı gerçekleri çok net görüyorsunuz: Ne kadar yetenekli, ne kadar çoğunlukta olursanız olun, bir kere korkuya esir düştüğünüzde esaretinizin ilk günü başlamış oluyor. Ve o esareti bitirmek hiç de kolay olmuyor. Kitaptaki karıncalar da korkuya esir olmuşlardı. Sarı karıncalar ise bencilliklerinin esiriydi; yani herkesin farklı bir esareti vardı. Filler Sultanı pek akıllı olmasa dahi bu esaretleri ve zaafları çok iyi kullandı. Kıçını ağaca sürterek oturduğu yerden kendine saraylar, tahtlar yaptırdı; karıncaları gün geldi açlıkla tehdit etti. Aslında içten içe Filler Sultanı'nın da çok korktuğu bir şey vardı: Esirlerini kaybetme korkusu. Ona baş kaldıran sadece 1 kişiydi, o da Kırmızı Sakallı Topal Karınca'ydı. Koskoca filler, evet, bu tek bir karıncadan öyle bir korktu ki, sırf bu yüzden kırmızı karıncaların hepsini katletti. İşte korku böyle bir şey; içinize bir girdi mi sizi yer bitirir. Bu kitapta gördüğümüz gibi, savaşın kazananı olmaz, sadece kayıplar yaşanır. Kazanan, kimin daha az kayıp verdiğiyle ilgilidir. Filler Sultanı dünyada tahtlar, saraylar yaptırınca bu sefer başka bir duygunun esiri oldu: Yok olma ihtimali. Bu yüzden ölümsüzlüğü bulmak istedi. Bir yanda o ölümsüzlüğü ararken, diğer yanda Kırmızı Sakallı Topal Karınca kara kara bu esareti bitirmek için planlar yapıyordu. İnanç öyle bir şey ki, karıncaya fili yendirir. Herkese Güvenilmez Fillere yardım edenler yine karınca türüydü. Kırmızı Sakallı’yı yakalatıp öldürmeye çalışanlar da onlardı. Birine bir şeyi 40 kere söylerseniz gerçeklik algısını kaybeder. Filler Sultanı karıncalara "Siz fil soyundansınız, fil olacaksınız" deyip inandırmıştı. Sonra pişman oldu ama iş işten geçmişti. Tek başınıza dünya değişir. Önce sen değiş, sonra etrafın değişir, sonra bir bakmışsın dünya değişmiş.
Filler Sultanı ile Kırmızı Sakallı Topal KarıncaYaşar Kemal · Yapı Kredi Yayınları · 202515,7bin okunma
Bitmemiş Hikâye
6/10
·83 syf.··
Beğendi
·
2026 14. kitabı
Bu kitap bir garip Bu kadar nesini abartmışlar asla anlamadım. Yine yahudilerin kötü zamanlarına değinen bir hikaye. Olay bir köylü çocukla başlıyor gemiye kadar da çocuk üzerinden gidiyor sonra birden bir adam çıkıyor ve hikayenin başı çöp oraya kadar geçen her şey gereksiz oluyor öncelikle sonra mevzu gemideki 25 senedir santranç oynamamış ama dünya şampiyonunu yenebilecek seviyedeki bu travma yaşamamış adam üzerinden yürüyor ve yaşadığı alman sorgulamaları falan anlatılıyor psikolojik işkence daha çok e tamam diyorsun tam olay kızışıyor adam kriz geçiriyor falan derken hop kendine geliyor ve hikaye öylece bitiyor Yani Mother(2017 yapımı) filmi vardı garip bir şekilde sonlanan aaa ne oldu ya bitti mi neden diye söylendiğim bu da kitap olarak o filmle yarışır öyle diyeyim. Hikaye başları hariç gemideki soylu adamın hikayesi kısımları açısından iyiydi lakin kitaplığımda yer almaz ama dinlediğime/okuduğuma pişman değilim diyebilirim.
SatrançStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2020279,6bin okunma
“Yeterince kitabın var” diyenlere cevabımız hazır.
Puan vermedi·280 syf.··
2026 17. kitabı
Hayata baktığımız yer, verdiğimiz anlam, kiçümsediğimiz insanlar, büyük gördüğümüz insanlar. Bunların hepsi gerçekten bizim gördüğümüz gibi mi gerçekten. Öyle olmadığı belli. Kimin nasıl hayatı olabileceği nereden geldiği ve o konum içinde neler yaptığını nereden bilebiliriz yakınına girmeden. Sevdiğim bir kitap oldu.
1000Kitap
Kirpinin ZarafetiMuriel Barbery · Turkuvaz Kitap · 20129,8bin okunma
Puan vermedi·244 syf.··
2026 38. kitabı
BUZLU ORALET - PINAR PARS Pınar Pars kalemiyle Lale Sokak No:1 kitabında tanışmıştım ve aşırı sevmiştim. Kalemini çok sevince Buzlu Oralet’i de okumak istedim. Buzlu Oralet’i de o kadar beğendim ki anlatamam. Emekli bir asker olan babası ve aşırı kuralcı bir annenin büyük çocuğu olan Nesrin karakterinin yaşadıklarını okuyoruz bu kitapta. Nesrin aslında o kadar hayattan bir karakter ki belki de bu yüzden beni bu kadar etkiledi. Kardeşinin gölgesinde kalmış, ne yapsa suç olan, evdeki iyi kötü her şeyden sorumlu olan, kararlarına asla saygı gösterilmeyen, içine kapanık biri. Böyle dediğime bakmayın ama! Nesrin o kadar güçlü bir kadın ki yaşadıklarını okurken çok duygulandım. Ayrıca kendisi sanatçı olmak istiyor ve bu ailede bunun da pek mümkün olmadığını anlamışsınızdır diye düşünüyorum. Hikâye genel olarak Nesrin’in etrafında dönse de başka karakterlerin de yaşamlarına odaklanılmış. Hande’nin neşeli bir karakteri var ve bence Nesrin’i bu anlamda tamamlıyor diyebilirim. Ayrıca Mahir karakteri de çok gizemli ve kitapta merak uyandıran bir konumdaydı. Nesrin’in resimle ilgilenmesi çok güzeldi, onun karakterinin bir parçasıydı aslında resim yapmak. Ruhuna iyi geliyordu. Keşke ailesi de onu anlayabilseydi… Sergi için yaşadığı süreç de bence çok güzel bir bekleyişti. Yani Nesrin öyle bir karakterdi ki sanki yaşadığı her güzel şeyi en çok hak eden oymuş gibiydi. O güzel şeyler yaşadıkça ben mutlu oldum. Bir kız kardeşim gibi gördüm onu. Hayatı elinden alınan ve etrafında hayatı elinden almaya çalışan kişilerin olduğu insanlar en başta okumalı bu kitabı. Bu tarz durumlarda güçlü durmak çok önemli. İnsanın kendi hayatına sahip çıkması çok önemli. Sanırım kitap boyunca en nefret ettiğim karakterler Nesrin annesi ve babası oldu. Bir de kardeşi Sezin. Her bir karaktere ayrı yoğun
Buzlu OraletPınar Pars · İkinci Adam Yayınları · 202616 okunma
Kavuşamayan Aşıklar Kitap Yorumu
8/10
Hızlıca okuyup bitirdiğim bir kitap ile geldim: Kavuşamayan Âşıklar. Kitap ilk sayfalarından itibaren öyle bir içine çekti ki beni bitirmek istemedim, bir yandan da elimden bırakamadım. Oldukça ince ve bir çırpıda bitebilecek kadar az sayfaya sahip bir kitaptı. Açıkçası tek kötü yanı bu kadar çabuk bitmesiydi bence, puan kırmamın sebebi de bu oldu. Kurgu ve kurgunun çıkış noktası çok ilgi çekici diye düşünüyorum, gayet güzel başladı. Noah karakterinin bu kadar green flag olmasını dürüst olmak gerekirse hiç beklemiyordum, ortalama bir erkek karakter olduğunu düşünmüştüm, beni fena yanılttı. Olaylar açısından da bence oldukça sürükleyici ilerledi ama çok hızlı gerçekleşti her şey. 400-500 sayfa dahi olsa seve seve okurdum, okuduğum süre boyunca tek düşünebildiğim bu oldu. Keşke daha uzun olsaymış da karakterleri iyice tanıyabilseymişiz, doya doya okuyabilseymişiz, karakter gelişimlerini görebilseymişiz benzeri düşünceler geçti durdu kafamdan. Tekrardan aynı şeyi söyleyeceğim, tek kötü yanı çok kısa olmasıydı. Bu kitabı okumak yazarın Işıklar Söndüğünde kitabına olan merakımı da arttırdı ayrıca, mümkün olan en kısa zamanda o kitabı da okumak istiyorum kesinlikle. Kitabın kesinlikle +18 olduğunu söylemek isterim. Arka kapakta da yetişkin okurlar içindir uyarısı var, bu nedenle herkese uygun bir kitap değil. Hızlıca okuyup bitirmelik, fazla sıkmayacak, çok düşündürmeyecek bir kitap arayışında olan yetişkin bir okur iseniz ve bu tarz kitapları da seviyorsanız/ seveceğinizi düşünüyorsanız önerebileceğim bir kitap olduğunu söyleyebilirim.
Kavuşamayan AşıklarNavessa Allen · İndigo Kitap · 2026129 okunma
8/10
·168 syf.··
2026 15. kitabı
·
7 günde okudu
·
Okunma: 08 Haziran 2026 00:00
Kalk Yerine Yat, Şermin Yaşar’ın kalemini seviyorsanız sizi yine tanıdık bir yerden yakalayacak öykü kitaplarından biri. Bu kitapta büyük büyük olaylar, uzak hayatlar ya da abartılı dramlar yok. Daha çok yanımızdan geçip giden, belki apartmanımızda yaşayan, belki akrabamız olan, belki de bir yerde oturup konuşsak hikayesini dinleyeceğimiz insanların halleri var. Şermin Yaşar’ın sevdiğim tarafı da bu zaten; sıradan görünen insanlardan sıradan olmayan duygular çıkarabiliyor. Kalk Yerine Yat, 12 öyküden oluşuyor. Her öyküde başka bir insanın hayatına kısa bir süreliğine misafir oluyorsunuz. Kimi zaman içten içe gülümseten, kimi zaman da insanın boğazına küçük bir düğüm bırakan hikayeler bunlar. Öyle büyük cümlelerle değil, daha çok günlük hayatın içinden gelen bir dille anlatılmış. Bu yüzden okurken “ben bunu tanıyorum” hissi sık sık geliyor. Kitabın adını çok sevdim. “Kalk yerine yat” cümlesinde çocukluktan kalma bir ses var. Güven veren, üstünü örten, nereye ait olduğunu hatırlatan bir ses. Kitabın öykülerinde de biraz bu his var bence. Hayatta yanlış yerde kalmış, yorulmuş, kendi yerini arayan insanların hikayelerini okuyorsunuz. Bazen insan gerçekten de sadece yorulduğu için değil, ait olmadığı yerde kaldığı için de uyuyamıyor. Şermin Yaşar’ın dili sade ama etkili. Bazı cümleler çok basit görünüyor ama gelip insanın içinde bir yere oturuyor. Fazla süslemiyor, duyguyu gözümüze sokmuyor, karakterlerini de acındırarak anlatmıyor. Bu bence kitabın en güçlü taraflarından biri. Çünkü anlatılan insanlar gerçek hayata yakın duruyor. Eksikleriyle, tuhaflıklarıyla, yalnızlıklarıyla, küçük beklentileriyle ve bazen de suskunluklarıyla varlar. Öykü kitaplarında en sevdiğim şey, kısa bir metnin insanı uzun uzun düşündürebilmesi. Kalk Yerine Yat’ta da bunu hissettim. Bazı
Kalk Yerine YatŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 20257,9bin okunma