Resûlulah Efendimiz (s.a.v) şöyle buyurur:
“Dilini müslümanları kötülemekten çeken ve hata edeni gücünün yettiği en güzel bir üslûpla uyaran mümine Allah (c.c) rahmet etsin.”
Demokrasi bir masaldan ibaret, hiçbir zaman halk gerçekten kendisine hizmet edecekleri seçemiyor. Küresel şirketlerin seçtiği, ayarlı basın yayının desteklediği adaylar halka sunuluyor, halk bunlar arasından bir seçim yapıyor. Birkaç ülke hariç hükümetlerle basın patronları hiç olmadığı kadar can ciğer ve kuzu sarması oluyorlar. Basın küresel güçlerin hakimiyetinde, onların istedikleri haberler istedikleri biçimde diğer insanlara duyuruluyor. Bir yere saldırı öncesi
dünya halkının desteğini kazanmak için yalan haberler üretilir. Saldırılacak ülke şeytanlaştırılır. Sonradan haberlerin yalan
olduğu ortaya çıksa da önemli değildir, zaten saldırı olduğu için geriye dönüş de mümkün olmaz.
Modern olarak tanımladığımız "medeniyet" tarihte hiçbir zaman olmadığından çok daha vahşi ve acımasız. Bu vahşet
zamanlarını ileri gelişmişlik olarak tanımlayamayız. Dünya teknolojik olarak ileri fakat insanlık açısından zalim; karanlık
çağlara doğru gidiyor. Bunda hiç kimsenin şüphesi olmasın.
Tarih sahnesinde son 2000 yılda birçok küçük büyük medeniyet gelip geçti. Bir tek Asya 'nın geleneksel kültüründe ve Türklerin kurduğu devletlerde insanların gerçek huzuru, refahı ve mutluluğu düşünülmüş bilim, sanat, edebiyat, felsefe,
mimari her alanda gelişmeler yaşanmıştır. Süreklilik göstermiş millet ve kültürler Türkler, Çinliler, Yahudiler, Hıristiyan
dünyası, İslam dünyası diyebiliriz. Çekişmeler hep bunlar arasında gizli veya açıktan olmuştur. Orta Asya' da Türklerle
Çinliler arasında daha sonra Türklerle Hıristiyan dünyası arasında savaşlar olagelmiş hep: Avrupa "medeniyetleri" ise,
tarihin yüz karasıdır. Asya'yı, Afrika'yı ve Amerika kıtasının zenginliklerini sömürerek şehirlerini, saraylarını ve katedrallerini
inşa etmişler, yerli üstün kültürleri ve halkları yok etmişlerdir.