Ölüm korkusuyla tedavi mi?
Kitabı anlatmaya sonundan başladım. Hiç heyecanı kalmadı gibi ama zaten burada başlıyor asıl hikaye.
Veronika kafasına koymuş. Aylardır bugün için ilaç falan biriktirmiş öyleli hazırlık. Sonra evini falan temizliyor, bugün yaşasa herhalde telefonunu temizlerdi. Hoş Veronika bence hiçbir zaman gizli saklısı olmayan ve yaşadıklarından, yaşamadıklarından utanan birisi değildi. Ya da ben kitabın sonunda dönüştüğü kişiden etkilendiğim için, böyle anımsamak istediğim için böyle düşünüyorum. Neyse, sonrasında intihar etmeden önce bir dergi okuyası geliyor ve dergideki saçma sapan bir şeye takılıp intihar sebebinin bu olduğunu anlatan bir mektup yazıyor. Çok iyi hareketti. Olay da şey, Slovenya’nın nerede olduğunu bilmiyorlarmış buna sinirleniyor yani. Çok orijinal bir sebep. İşte böyle dalga geçeceksin arkanda bıraktığın, senin varlığını hak etmeyen, hayatını dilediğin gibi yaşamanna izin vermeyen toplumla. Tabi günün sonunda o topluma hiçbir şey olmuyor haliyle. Olan yine sana oluyor. Hayatını toplumsal normlara göre yaşamak zorunda kalıp hiçbir hayalini gerçekleştirmeden bu dünyadan göçüp gidecek olan sana…
Neyse ki olmuyor. Bu dünyada daha yerine getirmesi gereken görevleri var çünkü.
İntihar ettiği için tabii ki akıl hastanesine yatırılıyor. Orada da aslında toplumda kabul görmeyecek ve belki bilmiyorum kitabı okuyanların da yargılacağı bir tipten doktorla karşılaşıyor. İşte hayattaki ilk şansı o doktor. Adam buna bir haftaya öleceksin diyor. Veronika tabii ki tutuşuyor.  Sorgulama, hırçınlık, aykırılık, sinir krizleri… etrafında veronikanın son günlerini nasıl geçirmesi gerektiğine dair tavsiyeler veren insanlar oluyor. Aldığı tüm tavsiyeler sonucunda kendini özgür hissetmeye, kalan ömrünü istediği gibi yaşamaya başlıyor. Artık birisine