8/10
·278 syf.··
2026 91. kitabı
·
22 saatte okudu
·
Okunma: 25 Haziran 2026 09:49
Yıllardır aşık olduğu adam onu kardeşi olarak görür ve aralarında hiçbir şey olmayacağını 20 yaşında, zor da olsa, kabullenmiştir. Rosie, 27 yaşında l Enzo'nun en yakın arkadaşıdır ve hala ona aşıktır. Teknoloji binasına yapılan saldırı sonrasında kaçırılır ve aylarca tutsak kalır. Ancak binayı imha eden kendisi olduğu için yakınları onun öldüğünü düşünür. Bu sırada Enzo, Rosie'ye karşı olan duygularını netleştirmeye başlamıştır. Herkes onun öldüğünü söylese de Enzo bunu kabul etmez... Bu son kitap, bundan önceki iki kitabı kafamdan sildi. Rosie için düzenlenen cenaze törenini okurken ben de ağladım. Kitabın içeriğini böyle beklemiyordum; araya zorunlu bir ayrılık girmesi beni şaşırttı. Açıkçası ben sürekli yan yana olan iki karakteri okuyacağımızı zannediyordum ama öyle olmadı.Keşke çift oldukları kısmı biraz daha okuyabilseydik, bence o sahneleri az okuduk. Yazar keşke bu kadar kısa kesmeseydi. Kitaplarını neden böyle kısa yazıyor anlamıyorum; uzatılması gereken konuları ve sahneleri uzatmıyor, çok yüzeysel bırakıyor. Oysa bu kitapta daha fazla sahne yazılabilirdi. Enzo'nun Rosie için ağlaması ve çabalaması gibi sahneleri okurken çok duygusallaştım. Yazar o duyguyu bana göre çok güzel aktarmış. Sonuç olarak serinin son kitabını beğendim.
1000Kitap
Saved by a GodMichelle Heard · Independently Published · 02 okunma
Beynimizin aşk'a düştüğü yer...
Puan vermedi·152 syf.··
Beğendi
·
2026 75. kitabı
·
15 saatte okudu
·
Okunma: 21 Haziran 2026 21:37
Bugüne kadar aşkı hep kalbe yakıştırdık. Kalp kırıldı, kalp sevdi, kalp özledi dedik. Oysa Serkan Karaismailoğlu , yıllardır kalbin omuzlarına yüklediğimiz bu duygunun izini sürerek bizi beynin karmaşık koridorlarına götürüyor. Aşk, yalnızca hissettiğimiz bir duygu değil; beynimizin kurduğu muhteşem bir organizasyon. Milyarlarca insan arasında neden bazıları bize sıradan gelirken, biri bir anda bütün düşüncelerimizin merkezine yerleşiyor? Serkan Karaismailoğlu bu soruya romantik cevaplar vermiyor. Onun yerine nöronları, sinapsları, hormonları ve beynin görünmeyen çalışma sistemini anlatıyor. Ama bunu yaparken bilimi soğuk bir bilgi yığınına dönüştürmüyor. Tam tersine, insanın kendisini anlatıyor. Çünkü beynin işleyişini öğrenirken aslında kendi davranışlarımızın, seçimlerimizin ve duygularımızın kökenine de yaklaşıyoruz. En çok hoşuma giden şey, kitabın aşkın büyüsünü bozmaması oldu. Bilimsel açıklamalar çoğu zaman duyguların sihrini azaltır diye düşünülür. Fakat burada tam tersi bir durum var. Bir insanı gördüğümüzde beynimizde gerçekleşen o olağanüstü hareketliliği öğrenmek, bana aşkı daha sıradan değil, daha hayranlık uyandırıcı gösterdi. Belki de aşkı özel yapan şey, açıklanamaması değil; açıklanabildiği hâlde hâlâ insanı şaşırtabilmesidir. Aşktan Önce yalnızca aşkı değil, insan olmayı anlamaya çalışanların okuyabileceği bir kitap. Kalbim sevdiğini sanıyordu. Meğer bütün hikâyeyi sessizce beynim yazıyormuş. "Aşkı hissetmek başka, aşkın beynimizde nasıl filizlendiğini görmek bambaşka bir deneyimmiş." 2.ci kitap olan Aşktan Sonra kitabıyla görüşmek dileğiyle keyifli okumalar ve aşk dolu günler dilerim
Aşktan ÖnceSerkan Karaismailoğlu · Ortapia Yayınları · 2026310 okunma
Her çiçeğin bir mevsimi, her kitabın bir zamanı vardır. Haziranın tadını yeni hikâyelerle çıkarın.
Ateşten Düğüm 2
7/10
·412 syf.··
2026 47. kitabı
Selam canlar Bugün sizlere @ayssbssrt kaleminden #ateştendüğüm2 kitabı ile geldim... Yazarın kalemi ile serinin ilk kitabıyla tanışmış ve çok sevmiştim serinin devamını da merakla bekliyordum. Şimdide üçüncü kitabı merakla bekliyor olacağım... Yazarın akıcı dili olayların sürükleyici olması, bazı sayfalarda bizi hüzünlendirirken bazı sayfalarda gülümsetiyor. İlk kiqtptada belirttiğim gibi tam bir dizi havasında hikâyemiz. İki ailenin geçmişten gelen düşmanlığı ve bu düşmanlığın bitmesi için feda edilen iki genç Elif ve Baran hikâyesi, oysa ikisininde hayelleri vardı... Hayellerini bir çırpıda yok eden töre Elif ve Baran'ı zorunlu bir evliliğe sürüklemişti. Onların hikâyesi kaldığı yerden devam ediyor. Bu kitapta da Berfin'in böreklerinden öğğğ geldi börekleriyle birlikte yok olabilir mi üçüncü kitapta. Birde Elif'in ergen tavırları beni sinir etmedi desem yalan olur Elif ilk kitapta yaşadığı büyük kırılmaların ardından İzol konağında kendisine kurulan oyunlarla mücadeleye devam ediyor. Hayatında yaşadığı kayıplar ve yıkılan hayelleri nedeniyle büyük bir yalnızlık yaşar. Elif'in elinde geçmişten abisinden kalan tek hatıra olan ve nişan gecesi kaybettiği bileklikten başka hiçbir şey kalmamıştır. Bu bileklik hiç beklemediği bir kişinin elindedir ve Elif bilekliğe ulaşmaya çalışırken o kişinin yalan söylediğini anlar. İzol konağında Baran'la gerçek evli olduklarını düşünüldüğü için tâbiki aynı odayı paylaşmak zorunda kalırlar. Elif Baran'la aralarında esen soğuk rüzgarlarla verdiği mücadelenin yanı sıra birde Berfin ve Rojbin hanımın saçma entrikalarıyla uğraşmak zorunda kalır. Bu arada birde aşiretin onlardan beklediği bir bebek vardır. Elif abisi ve babasına verdiği sözü tutamasının üzüntüsünü yaşarken bir sabah telefonuna gelen dershane kayıt mesajı ile şaşkına döner.
1000Kitap
Ateşten Düğüm 2Ayşen B. · Ulysses Yayınları · 20269 okunma
Puan vermedi
Tarihin tozlu raflarına saklanmış bir kahramanın hikayesini okumak istersen senin için bu kitabı okudum... Her köşesinde bir kahraman yatan aziz vatanımda böyle unutulmuş o kadar çok hikaye var ki... Hamit Çavuş onlardan bir tanesi... Gözünü kırpmadan cepheden cepheye dolaşmış, esir düşmüş kaçmış yine birliğine gidip savaşmaya devam etmiş. Sevdiğini arkada gözü yaşlı bırakan yiğit mert delikanlıların hepsi ülkenin her karışını kanlarıyla sulamış. Ne bir pişmanlık ne bir umutsuzluk. Açlığa, susuzluga esir kaldıklarında turlu işkencelere maruz kalsalar da bu vatanın tek bir karışından vazgecmemişler! Türk Damarı bu vazgeçmeyişin, inadın adını almış... Damarlarımızdaki kan ne Ermeni ne Rus ne de bir Yunan egemenliğine boyun eğmemiş... İsmet Paşa'nın elinden madalyayı alırken aklına köyü, sevdiği Vesilesi gelmiş Hamit çavuşun o ana kadar en büyük sevdası vatan aşkıydı. ''Oysa ki herkes kendi sevdasında bir kahramandı." Hasret gittiği Vesilesine bir daha sarılamadı. Onun yokluğuna dayanamayıp hasta olmuştu Mezarında ağlarken bir dervişle karşılaştı Hamit çavuş yüreğini soğutacak o cümleyi derviştwn duydu. "Hayat hesapla değil nasiple yaşanır." Tüyleri diken diken eden, okurken bir kez daha milli şuurla dolduran bir okumaydı. Kaleminize sağlık
Türk DamarıAlim Serkan Cesur · İkinci Adam Yayınları · 202619 okunma
Milena'ya Mektuplar
Puan vermedi·390 syf.··
2026 3. kitabı
Sosyal yaşamımda çok rahat bir şekilde empati kurabildiğim yazarlardan biridir Kafka. Onun o karmakarışık iç dünyası , ikilemleri,endişeleri ve daha nicesi. Kitabi okurken bir yerden sonra istemsizce kendimi Milena'nın yerinde buldum. Milena olarak okuduğumda karşımda sürekli depresif,korkak, hastalıklı ruh haliyle yazan yaşça büyük bir adam var ve gerçekten iç bunaltıcı. Günümüzle kıyaslamak doğru değil ama böyle insanlar var maalesef. Bu yüzden Milena da cok rahat bir şekilde dertlerinden bahsetmesine sebep oldu. Haliyle sadece dert ve sıkıntılarından bahsedince ortada sanki gerçek aşkmış gibi zehirli bir ilişkiyi doğurdu. Oysa ikisinin de paylaşmaya ve anlaşılmaya ihtiyaçları vardı. Kafka her ne kadar Milena'yı canından bile çok seviyor olsa da bu ikisine de zarar veren bir şey. Kafka'yı ayakta tutan şey Milena'ya beslediği duyguların olduğu düşüncesinin aksine içini yiyen ve daha çok hastalanmasına sebep olduğunu düşünüyorum.
Milena'ya MektuplarFranz Kafka · Girdap Kitap · 202165,9bin okunma
8/10
·440 syf.·
2026 84. kitabı
Gelgit ​Başkarakterler: Sırma ve Aras ​Konusu: ​Sırma, babasının isteğiyle zorla evlendirilmektedir. Kendisi tanımadığı biriyle tabii ki evlenmek istemez. Ayrıca evlendirileceği kişi, 28 yaşında olmasına rağmen kendisini 6 yaşında zanneden ürkek bir çocuktur. Sırma ne yapsa da bu evlilikten kaçamaz. Peki karşısında beklediğinden çok farklı birini bulan Sırma ne yapacaktır? Bu evlilikte Sırma ve Aras birbirlerini sevebilecekler mi? _______________________________________ SPOİLER OLACAK! ​Öncelikle kapak tasarımından her şeyine kadar çok güzel ve ince düşünülmüş bir kitap. Çok beğendim. Kitabı bitirdikten sonra ön kapaktaki detaylar benim için daha bir anlam kazandı; kitap kapağındaki o uçurum ve orada duran küçük erkek çocuk... ​Hikayesinin farklılığı yüzünden başlamıştım bu kitaba aslında. Çok hızlı okudum, bir çırpıda bitirdim. Bazı kısımlar vardı ki oralarda olaylar kafamda tam olarak canlanamıyordu. Birden karakterler geliyor, olay garipleşiyor; buralar haricinde kitabı genel olarak sevdim. ​Aras'ın o acısı kalbimi sızlattı. 28 yaşında olmasına rağmen 6 yaşında sıkışıp kalmış bir çocuk... Hele abisi geri döndüğünde onu aynı yaşta bulsun diye 6 yaşında kaldığını öğrendiğimde içim sızladı. Oysa abisi, o büyümemesine rağmen büyümüş ve doktor olmuş. Aras gerçekten çok daha iyilerini hak ediyor. ​Sırma'ya gelirsek; babası tarafından ihanete uğramış, istemediği biriyle evlendirilmiş. Babasının bunu neden yaptığını öğrenmesine rağmen onu affetmemesi çok iyi oldu. "Kızım ölmesin" diye onu ölümden beter etmek bu. Belki Aras iyi biri olmayacaktı. Zaten babası kızını yaşatmak istemiş ama Aras'ın babasının planları bambaşka. Bunca şeye rağmen Aras'ı bırakmamasını takdir ediyorum. Umarım birlikte mutlu yaşarlar. ​Yazarımıza da bundan sonraki işlerinde başarılar
GelgitSu Akar · Juno Kitap · 202632 okunma