substack.com/@benimlekalanlar
Belki de zaman bize ait değildir. Hep bir adım geriden geliriz; olaylar olur, biz anlamlandırmaya çalışırız. Bir şey yaşanır, biz sonradan hissederiz. Hep “keşke biraz daha erken fark etseydim” dediğimiz anlarla doludur hayat. Birini severiz ama doğru zamanda değil. Bir şey isteriz ama artık çok geçtir. Kafamızdaki planlar hep geriden gelir; sanki evren bize “şimdi değil” demek için kurulmuştur. Belki de bu yüzden en güzel anlarımız bile bir tür gecikme duygusuyla hatırlanır kaçırılmış bir trenin ardından el sallamak gibi.
Bazen düşünüyorum; belki de hiçbir zaman erken davranamayacağız hayata karşı. Vedaya, sevgiye, mutluluklara veya farkındalığa. Belki de bu geç kalışların toplamı, hayatın kendisidir. Bize bu hissi yaşatan şey yaşadığımız onlarca olay değil; hissettiklerimizin birer yanılsaması. İstedin, aylarca uyumadın, belki çabaladın, hayaller kurdun ve sonunda gerçekleşti. Ama yine de için hiçbir zaman rahat değildi, değil mi? Sanki yine bir şeyleri yanlış yapmışsın, bir şeyler eksik kalmış. Belki de eski hevesin kalmamıştır, kim bilir.
Bu durum senin suçun değil, inan bana. Öğrenilmiş fikirlerle dolu bir dünyanın içindeyiz. “Yaşın geldi, evlen artık.” “Bir sene okul uzamasın, çok kötü olur.” “Görüyor musun, sınıf arkadaşımız başka ülkeye gitmiş, ne kadar mutlu ya.” Bahsettiğim o anlar zihninde canlanmıştır diye düşünüyorum. İşte tam olarak bir saniye duraksayıp nefes alman gereken nokta bu. Her zaman bir şeylere geç kalmış gibi hissedebilirsin ama olması gereken ve hayatın bize sunduğu fırsat tam olarak burada gizlidir aslında.
Biz onunla beraber yolculuğa çıkan bir ruhtan ibaretiz. Hayat ya da hikâyeler bizim deniz fenerimiz. Peki, başka ruhlar sana kendi yolunda eşlik ettiğinde neden onların ışığını takip ediyorsun?
Kendim olmak istedim ama herkes kendi olmaya çalışırken ben kimi oynadığımı unuttum.
Bir noktadan sonra "kendin ol" cümlesi bana hiç yardımcı olmamaya başladı. Çünkü kendi benliklerim arasında adeta kaybolmuş gibi hissediyordum. Birden fazla yüzüm vardı ve her ortamda farklı birini takıyordum. Birini okulda, birini arkadaşlarımın yanında, biri sosyal medyada. Hepsinde de benmişim gibi davranıyordum. Ama hiçbir zaman kendim gibi hissedemedim.
Sanki bir tiyatrodayım ve repliğimi unuttum. Etrafımdaki kişiler çok emin davranıyorlardı; kim olduklarını, ne istediklerini ve nasıl hissetmelerini bilen kişiler olduğunu düşünürdüm. Ben ise kendi hayatımda bir figüran gibiydim.
Bir ara düşündüm: Belki de "kendim" dediğim şey, başkalarının bakışlarında şekillenmişti. Beğenilmek, fark edilmek, sevilmek ve değer görmek için giydiğim kimlikler arasında gerçekten bana ait olan bir parça kalmış mıydı? Yoksa ben sadece "nasıl görünmeliyim?" sorusuna cevap ararken "nasılım"?”ı unuttum?
Zor bir şey kendin olmak. Çünkü önce kim olduğunu, nasıl hissettiğini ve nelerden hoşlandığını bilmek gerekiyor. Ama biz çoğu zaman bunları düşünmek için fırsat bile bulamıyoruz. Tek derdimiz güzel kıyafetler giyip ilgimiz olmayan konularda bile ilgiliymiş gibi gözükmek. Ne uğruna? Tabii ki hepimizin yaşadığı duyguyu tekrar yaşamamak adına: dışlanmak.
Belki de kendi olmanın yolu biraz kaybolmaktan geçiyor. Biraz yalnızlıktan, biraz susmaktan, biraz da her şeyi bilmediğini kabul etmekten.
Artık "kendim olmak" benim için eskisi gibi değil. Bu bir hedef değil bu artık bir süreç. Kendimi bulmaya çalışmıyorum kendim olmaya çalışıyorum. Çünkü biliyorum her yeni bir gün aslında yeni bir adım demek. O günüm kötü geçiyor olabilir, bir gün önce yaptığım tüm o planları gerçekleştirememiş olabilirim ya da
"Bu seslerin senfonisini duyabilen bir insan, zamanın sonsuzluğunu bir anda bile kavrayabilir ve azıcık da olsa Tanrı'nın, En Büyük Sanatçı'nın zevkini tadabilir.. Kutsal coşkunun girdabına bırakıyorum kendimi.. Kalıbı döktüm ve kitabı ben yazmaktayım.. Bu kitap ister şimdi okunsun ister gelecek kuşaklar tarafından okunsun, fark etmez. Tanrı'nın da bir tanık bulabilmek için 6000 yıl bekleyişi gibi."
-Kepler
"Sonradan Kepler şunları yazacaktı: "Geometri dünyanın varoluşundan önce vardı. Tanrı'nın Zihni'yle eş yaşamlıdır... Geometri Tanrı'ya var etme modeli sağladı. Geometri Tanrı'nın ta kendisidir.""