Selam,
Öncelikle yazıma hayat hakkında hiçbir şey bilmediğimi, öğrenmeye devam ettiğimi ve kendi arayışım içinde olduğumu söyleyerek başlamak istiyorum.
O zaman neden yazdığımı merak edebilirsin. Aslında bunun cevabı oldukça basit: ben de bilmiyorum. Sadece sürekli yazmak istediğim ama bir yandan da istemediğim bir dönemimdeyim. O yüzden sadece bir adım atmak istedim. Eminim ki senin de hayatında, “bunu yapmamalısın”, “hayatla ilgili ne biliyorsun ki”, “ben bunu denemiştim zaten” ya da en kötüsü “daha yaşın çok genç abicim/ablacım, en iyisi boş ver” diyen insanlarla doludur. Aslında sen de biliyorsun ki bunun ne yaşanmışlıkla ne de yaşla bir ilgisi var.
“Bir telaşla yetişmeye çalıştığın yerde beklenmiyor olabilirsin.”
Bu cümle beni en çok etkileyenlerden biri oldu. Çünkü yıllarca çabalayıp sonunda ulaştığın hedefin aslında seni heyecanlandırmadığı, kendini sorguladığın ve hevesinin gittikçe azaldığı bir dönem mutlaka vardır senin hayatında da. Yaşım daha 22 olmasına rağmen sayısız başarım ve başarısızlığım var. Bu dönemlerde en çok zorlandığım şey ise yaptıklarımın doğruluğu. Hadi onu geçtim, gerçekten gelecekte istediğim şeyleri mi yapıyorum? Hiçbir fikrim yok, inan bana.
Özellikle kafamın karıştığı zamanlarda şunu düşünüyorum: Benim hayatımı, duygularımı ve hayallerimi yaşamayan biri nasıl hakkımda bu kadar tavsiye verebiliyor? Hayatında hiçbir denemesi olmayan, başarısızlığı hayatının merkezine almış, duygularını olumlu ya da olumsuz aktaramayan birisi nasıl kararların doğru ya da yanlış olduğuna hükmedebilir? Saçma değil mi?
Hayat bana göre çok güzel bir süreç ve süreci olduğu gibi kabul etmek gerekiyor. Denemekten korkmadan, yaptığın şeyin sonucunda başarısız olsan bile o işe başladığın andaki sen olmadığını anladığında bir şeyler değişiyor. Özellikle benim
"Sayfa yüz yirmi altı: İlkel kabile komünizminin çözülerek özel mülkiyetin yükselmesiyle başlayan sınıf mücadeleleri döngüsü, bir toplumsal varoluş aracı olarak özel mülkiyetin ortadan kalkmasıyla birlikte sona erecektir."