“12 Eylül’ün ürünü” diye başlayan bir tekerlememiz de halk diline epeyce yerleşmiştir. Kimin ne hoşuna gitmiyorsa, ülkede her ne sıkıntı varsa bu olumsuzluk zaten günah keçisi durumunda olan 12 Eylül yönetiminin bir ürünü olarak etiketlenebilir; “PKK 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Bugünkü ekonomik sıkıntılar ve yüksek enflasyon 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Ülkeyi sağ/muhafazakar partilerin ve liderlerin yönetiyor olması 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Tarikat ve cemaatlerin palazlanması 12 Eylül’ün ürünüdür!” “Şeker bayramının adı Ramazan Bayramı oldu ise bu 12 Eylül’ün ürünüdür” (Bir televizyon programında bunu da duymuştum. / M.S.) Kısacası bugün sorun olan ve bizim hoşumuza gitmeyen her ne var ise 12 Eylül’ün ürünüdür! Yani çok büyük bir yanılgı olarak, 1980’ler adeta 12 Eylül ve Kenan EVREN ile özdeşleştirilmiş, dolayısıyla 1980’lerde sorun olan veya sorun olmaya o yıllarda başlayan her ne problemimiz var ise sebebi 12 Eylül ve Kenan EVREN’e bağlanmıştır. Halbuki 1983 sonunda demokratik düzene geçilip sivil hükümet işbaşına gelmiş, yasama ve yürütmeyi üzerine almıştır. O tarihten itibaren Kenan EVREN de her Cumhurbaşkanı gibi devleti temsil eden, yetkileri sınırlı birisi konumuna gelmiş ve 90’lı yıllara kadar her alanda ülke kaderini tayin eden politikalar ÖZAL hükümetinin birer projesi/ürünü olmuştur.
Cep Herkülü: Naim Süleymanoğlu 2019
🎬Cep Herkülü ağlattın bizi hayatınla,azminle,yüreğinle ... Yönetmenliğini Özer Feyzioğlu,Senaryosunu Barış Pirhasan yapmis filmin. Yapim yılı 2019.Naim Süleymanoğlu'nun hayat hikayesini ele aliyor.Halterin Kralı.Bulgar topraklarinda bir Türk ama sonralari siyasi olaylardan dolayi malesef Bulgaristan Türk ve azinlik diger grupları asimile etmek için kominist yönetim, dini örflerini alfabesini dilini elinden aliyor. Naim'e de baskilar yapiliyor ailesine ve orada yaşayan Türklere. Bu Naim'e ayri bir güç veriyor ve zaten Allah vergisi bir gücü şahane kullanarak keşfediliyor rekorlarla altin madanyalari tek tek topluyor 10 yasinda basliyor. 15 yasinda rekor ve ve dunya sampiyonluklari geliyor. Ya şaka gibi kendi kilosunun 3 katindan 10 kilo fazlasini kaldiryor. Inanilmaz bir şey. Ve nihayet Türkiye'ye kaciyor operasyonla basariyorlar başbakanın Turgut Özal'ın gayretleride var tabi. Nihayet ailesinide yanina aliyor. Bulgaristandaki Türklerde nefes aliyor özgürlügüne kavuşuyor. Dünyaya sesini duyurdugu zaman tabi Dünya rekoruyla bir cocuk azmiyle basarisyla ne guzelliklere tohum atiyor. Mutlaka izleyiniz. 1 29 Mayıs 2026 Cuma 🎥t.me/ordanburdantv/455
Dizi/Film
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
"12 EYLÜL, SAĞ SİYASET VE DİN" KİTABIMDAN... “12 Eylül’ün ürünü” diye başlayan bir tekerlememiz de halk diline epeyce yerleşmiştir. Kimin ne hoşuna gitmiyorsa, ülkede her ne sıkıntı varsa bu olumsuzluk zaten günah keçisi durumunda olan 12 Eylül yönetiminin bir ürünü olarak etiketlenebilir; “PKK 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Bugünkü ekonomik sıkıntılar ve yüksek enflasyon 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Ülkeyi sağ/muhafazakar partilerin ve liderlerin yönetiyor olması 12 Eylül’ün ürünüdür!”, “Tarikat ve cemaatlerin palazlanması 12 Eylül’ün ürünüdür!” “Şeker bayramının adı Ramazan Bayramı oldu ise bu 12 Eylül’ün ürünüdür” (Bir televizyon programında bunu da duymuştum. / M.S.) Kısacası bugün sorun olan ve bizim hoşumuza gitmeyen her ne var ise 12 Eylül’ün ürünüdür! Yani çok büyük bir yanılgı olarak, 1980’ler adeta 12 Eylül ve Kenan EVREN ile özdeşleştirilmiş, dolayısıyla 1980’lerde sorun olan veya sorun olmaya o yıllarda başlayan her ne problemimiz var ise sebebi 12 Eylül ve Kenan EVREN’e bağlanmıştır. Halbuki 1983 sonunda demokratik düzene geçilip sivil hükümet işbaşına gelmiş, yasama ve yürütmeyi üzerine almıştır. O tarihten itibaren Kenan EVREN de her Cumhurbaşkanı gibi devleti temsil eden, yetkileri sınırlı birisi konumuna gelmiş ve 90’lı yıllara kadar her alanda ülke kaderini tayin eden politikalar ÖZAL hükümetinin birer projesi/ürünü olmuştur. METİN SEVİL, "12 EYLÜL, SAĞ SİYASET VE DİN" Sayfa: 12
Türkiye'deki iç çatışmaların son sürat gittiği 12 Eylül'den neredeyse sadece bir yıl önce, 14 Ekim 1979 ara seçimleri evveli, Demirel, “Türkiye'yi Ankara'dan yönetme imkânı kalmamıştır, ülke on beş bölgeye ayrılmalı, her bölge için ayrı plan yapılmalı” demişti. Demirel çatışma ortamında bu ifadeleri kullanmıştı ama o kaos ortamında bu konu çok da tartışılmadı. 12 Eylül 1980 darbesi oldu, bu kez sıra Kenan Evren'e gelecekti ki Evren de bu çizgiden şaşmayacaktı... ... 12 Eylül 1980 tarihinde Kenan Evren, ABD'den aldığı icazetle ülkenin başına geçti. Araştırmacı Yazar Cengiz Özakıncı, Kenan Evren'in “Türkiye Planı'yla” ilgili aklındaki düşünceyi ortaya çıkarlı. İddiaya göre Kenan Evren Türkiye'yi eyalet sistemine çevirmek istiyor ve bunun için de sekiz eyalet hedefliyordu. Özakıncı'nın bu iddiası yıllar sonra Kenan Evren tarafından doğrulandı. 1 Mart 2007 tarihinde Hürriyet gazetesine konuşan Kenan Evren aslında uygulamak istediği planı ilk kez kamuoyuna anlattı. Ankara, İstanbul, İzmir, Adana, Erzurum, Diyarbakır, Eskişehir ve Trabzon'un birer eyalet olarak belirlenmesi, Türkiye'nin sekiz bölgeye ayrılarak eyalet sistemiyle yönetilmesini arzu ettiğini aktaran Evren, bu fikre nasıl geldiğini şöyle ifade etti: “Aslında bu düşüncem yeni değil. Daha 1980'li yılların başında bunları düşündüm. Çünkü Ankara'dan 81 ile hâkim olmak zor. Uykularım kaçıyordu. Ben cumhurbaşkanıyken içişleri bakanı bunu dile getirdi. (...) 1983 yılında Danışma Meclisi tatile girdiğinde bizim kanun hükmünde kararname çıkarma yetkimizi devrettik. Bölge idare mahkemelerini kurarken bu zihniyetle hareket ettik. Türkiye'yi birtakım bölgelere böldük. Yetkileri oraya devrettik.” Evren: “Türkiye Mutlaka Eyalet Sistemine Geçecek” “Türkiye'nin mutlaka eyalet sistemine geçeceğini” ifade eden Evren, zamanla

Grekov Kafkayevski

@Grekov_Kafkayevski
·
bilin, öğrenin, hatırlayın, unutmayın, unutturmayın!
2009da hakan fidan maiyetiyle birlikte osloda aralarında şimdiki kck yürütme konseyi üyesi olan, geçenlerde 'hiçbir peygamber bu kadar kısa sürede apo kadar başarılı olamamıştır..' diyen sabri okun da bulunduğu pkkli grupla dönemin başbakanı recep tayyip erdoğanın izniyle görüşür.. bu görüşmede, 5. oslo görüşmesi, hakan fidan, barış (?!) için pkkden bölgede rahatsız olduğu vali ve emniyet müdürlerinin isimlerini görevden almak için ister.. aynı hakan fidan merkezi yönetimden şikayetçi olan sabri oka şunları da der; 'iktidar beş sene önce dedi ki (yani 2004 yılında, yani akp iktidara gelir gelmez..) yerel yönetimler yasasını geçiriyoruz, belli şeylerin mahalli teşkilatlarını kaldırıyoruz. milli eğitim, şunlar bunlar bakanlıklarını kaldırıyoruz, valiliklere ve belediyelere veriyoruz. ilk önce valiliklere uzun vadede belediyelere gidecek. aslolan şudur yani, şimdi hakkaride yol yapılacak ankaradan devlet planlama teşkilatından görüşülüp çıkıyor, işte çemişkezekte ne olacak, şurada ne olacak. biz bunu yapamadık yani cumhurbaşkanı (dönemin cumhurbaşkanı ahmet necdet sezer) iki defa geri çevirdi. aldı anayasa mahkemesine götürdü, o zaman kaldı gitti.' --------------------------------------------------------------- vali : dem partili tunceli belediye başkanı cevdet konak, tunceli 1. ağır ceza mahkemesince terör örgütüne üye olma suçundan hakkında 6 yıl 3 ay hapis cezası verilerek görevinden alındı, yerine kayyum olarak tunceli valisi bülent tekbıyıkoğlu atandı.. 18 mayıs 2025te pkknin kurucu kadrosunda yer alan ve mit operasyonları ile öldürülen ali haydar kaytan ve rıza altun için tuncelide yürüyüş ve anma programı düzenlendi. sozcu.com.tr/boyle-olur-akp-... 19 mayıs 2025te bülent
Bölüm 2: Nasıl Okumak İstersEniz..
İmdat kapısıyız, diyor Yasemin Asan - #YeniŞafak 15/01/2019 * “Kürtleri koruma” bahanesi ile Suriye’den çekilmeyi sulandırıp Türkiye’ye kara çalmaya çalışan ABD’ye en güzel cevap yıllardır Türkiye’ye sığınan Kürtler oldu. Yıllardır binlerce Kürt, Suriye ve Irak’taki terör örgütlerinden kaçarak Türkiye’ye sığınıyor.'' * ''Türkiye’nin terör örgütlerine karşı sınır ötesinde yürüttüğü mücadelede DEAŞ olunca sessiz kalan ABD, konu PKK/PYD/YPG olunca Türkiye’yi Kürtlere karşı harekat yürütmekle suçluyor. “Kürtleri koruma” bahanesi ile Suriye’den çekilmeyi sulandırıp, Türkiye’ye kara çalmaya çalışan ABD, Suriye ve Irak’tan önemli sayıda Kürt sığınmacının rejim ve terör örgütlerinden kaçarak Türkiye’ye sığındığını unutuyor.'' * ''Irak ve Suriye’de yönetimlerin ‘ikinci sınıf vatandaş’ olarak gördüğü, birçok temel haktan mahrum bıraktığı Kürtler, Türkiye’yi hep imdat kapısı olarak gördü. ABD’ye en güzel cevap Halepçe katliamından kaçan binlerce Iraklı Kürt oldu. Türkiye tarihinin eseri olan bu şefkat politikası ilk örnek de değil. Tarihimiz yakın geçmiş çok sayıda örnekle dolu.'' * ‘VATANSIZ’ KÜRTLERDİ * ''ABD’nin hak arama oyununa soyunduğu Suriye’de de manzara farklı değildi. #BabaHafızEsed’in yönetiminde, Kürtlere karşı da çeşitli siyasi sosyal ve kültürel baskılarda bulunuldu. Suriye’de yaşayan Kürtlerin vatandaşlıkları ellerinden alındı, ülke vatandaşı sayılmıyordu ve kendilerine verilen kimliklerde yabancı diye gözüküyordu. Rejim tarafından sürekli baskı altındaki yaklaşık 60 bin #Kürt #Şam’a, #Lübnan’a ve #Türkiye’ye göç ettirildi ve tüm mal varlığına el konuldu.'' * Tamamını linkten okuyabilirsiniz. * KAYNAK: yenisafak.com/dunya/imdat-kap... Turgut Özal
Turgut Özal
8. Cumhurbaşkanı
''#AmerikaBirleşikDevletleri'nde, #DünyaBankası'nda ve üniversite öğretim üyeliği gibi kısa süreli görevlerin ardından, #Özal 1979'da Madenî Eşya Sanayicileri Sendikası genel sekreteri ve daha sonra lideri oldu. 1977'de büyük ölçekli sendikal olaylar sırasında baş müzakereci olarak hizmet verdi. 1977 genel seçimlerinde #İzmir'den Millî Selamet Partisi (#MSP) adayı olarak seçime girdi ancak başarılı olamadı. 1979'da, Başbakan Süleyman Demirel'in azınlık hükûmetinde başbakanlık müsteşarı olarak göreve başladı ve 1980 askeri darbesine kadar bu görevde bulundu.'' * ''Türkiye'de yaşayan #Kürt toplumunun hakları için çözüm sürecinin ilk aşaması katedildi. #CelalTalabani ve #KuzeyIrak lideri #MesudBarzani'ye uluslararası alanda rahat seyahat edebilmesi amacıyla kırmızı Türk pasaportu verdi. Ancak Talabani bu pasaportu 2003 yılında Türkiye'ye iade etti.'' * ''#Cumhurbaşkanlığı döneminin en önemli olayı I. #KörfezSavaşı'dır. Bu olayda çok aktif rol aldı. Petrol kaynaklarının kontrolünü elinde tutan #SaddamHüseyin'in Türkiye için büyük bir tehlike teşkil ettiğini ve Saddam'ın bölgeyi hakimiyeti altında tutmasına izin verilemeyeceğini savundu. Saddam'ın uzaklaştırılması için mümkün olan her şeyin yapılması konusunda fikren ve siyasi açıdan son derece istekliydi. Bu nedenle ABD'ye bu konuda açık destek verdi. Harekâta #TürkOrdusu'nun da katılıp, #MîsâkıMillî sınırları içinde olan Musul ve Kerkük'e girilmesini isteyince, zamanın Genelkurmay Başkanı #NecipTorumtay görev süresi sona ermeden 3 Aralık 1990 tarihinde kendi isteği ile #GenelkurmayBaşkanlığı görevinden emekliye ayrıldı; görevden ayrılmasına sebep olarak da I. Körfez Savaşı'nda hükûmetin tutumuna tepki olduğu öne sürüldü. * Dönemin Irak Başbakanı #TahaYasinRamazan Türkiye ziyareti sırasında dönemin Cumhurbaşkanı Özal'ı
Turgut Özal