Üniversite’de Başörtüsü:
Üniversitelerde 1984 yılından itibaren Kenan Evren ve Turgut Özal döneminde uygulanmaya başlanan başörtüsü/türban yasağı, laiklik ilkesinin bir gereği değildir. Bu uygulamanın laiklik ilkesiyle uzaktan yakından bir ilgisi yoktur. Bu yasakçı uygulama açık bir biçimde, başörtülü/türbanlı vatandaşın eğitim hakkının gasp edilmesi anlamına gelmekteydi. Başörtüsü/türban Müslüman olmanın zorunlu bir koşulu mudur değilmidir ve/veya başörtüsü/türbanın yaygınlaşması iyi midir kötü müdür, bu ayrı bir tartışmadır. Ancak bu yasak, laiklik ilkesinin zorunlu kıldığı bir uygulama değildir. Üniversitede bir öğrencinin dini bir simgeyle ve/veya dini referans içeren bir kıyafetle okuması, eğitim-ders programının ve müfredatının içeriğini etkileyen bir unsur olmadığı ve eğitim-ders programının ve müfredatının din kurallarına göre belirlenmesi anlamına gelmediği için, başörtülü/türbanlı öğrencilerin üniversitede okuması laiklik ilkesine aykırı değildir.
Turgut Özal (1927-1993). Malatya’da doğdu, İstanbul Teknik Üniversitesi Elektrik Fakültesi’ni bitirdi. ABD’de ekonomi eğitimi gördü. 1965’te Süleyman Demirel’in teknik danışmanlığım üstlendi. 1967’de Devlet Planlama Teşkilatı başkanlığına getirildi. 1971 darbesinden sonra Dünya Bankasında çalışmak üzere Washington’a gitti, 1973-1979 arasında özel sektörde çalıştı. 1979’da başbakanlık müsteşarlığına getirilerek ekonomik reform paketinin yürütülmesinde kendisine özel görev verildi. 1980-1982 arasında generallerin yönetimi döneminde ekonomiden sorumlu başbakan yardımcılığına getirildi. Bankerler sıkandalının ardından istifa etti. 1983’te Anavatan Partisi’ni kurdu. 1983-1989 arasında başbakanlık yaptı, 1989’dan ölümüne kadar Türkiye’nin sekizinci cumhurbaşkanlığı görevini yürüttü.
Ters Köşe Final Sevenler Buraya!
Bazı hikâyeler tam tahmin ettiğin gibi ilerler. Bazılarıysa son sayfada tüm bildiklerini sorgulatır. 🤯 Ters köşeleri seviyorsan, seni sonuna kadar merakta bırakacak 3 kitap önerisini keşfetmeye hazır ol!
Türkiye'nin Turgut Özal iktidarıyla birlikte müthiş hızlanan, karanlık servetlerden rahatsız olmama, aksine kanunsuzluğu takdir etme döneminde hayranlık ve onay halesiyle sarmalanan, ülkenin kanını kuruttuğu halde sanki ülkenin bekası onlardan soruluyormuş, adaleti dağıtma görevi de onlara verilmiş gibi kendilerini hukukun üstünde gören, örgütlü mafyanın ayakçısı oldular.
Sayfa 128
Hacı Ömer Sabancı (1906-1966). Türkiye’nin ikinci büyük sanayi ve ticaret topluluğunun kurucusu. Sadece köyde eğitim gördü. 1918-1926 arasında Adana’da ilk modern çırçır fabrikasını açtı. Bu tarihten başlayarak işlerini, başta tekstil, yağ, lastik, otomobil lastiği ve inşaat olmak üzere bütün sektörlere yaydı. 1947’de Türkiye’nin önde gelen bankalarından biri olan Akbank’ı kurdu. 1967’de ailenin işleri Sabancı Holding bünyesi altında toplandı. Hacı Ömer Sabancı’nın ölümünden sonra holdingin yönetimini oğlu Sakıp Sabancı devraldı. 1980'lerin liberalizasyon politikaları sırasında, Özal ailesiyle sıkı bağlantıları sayesinde grup iyice büyüdü ve Türkiye’nin önde gelen holdingi olan Koy Grubu’yla boy ölçüşür hale geldi.
BİR KOYUP ÜÇ ALACAĞIZ...
(...) ABD var gücüyle Irak’a saldırı hazırlıkları yapıyordu. Başta Batılı ülkeler olmak üzere diğer müttefiklerini de, gerek fiilî, gerekse mâlî olarak bu işin içinde yer almaya sevketmişti. Türkiye’nin başındaki Özal ve ANAP hükümeti de bu saldırıda ABD’nin yanında yer almak yanlısıydı. Özal, “hür dünya ile birlikte hareket edeceğiz”, “bir koyup üç alacağız” gibi söylemlerle kamuoyunu bu savaşa hazırlıyordu.
İŞKENCE, -Hukuk ve Hûk-, 5 Ağustos 2012, Çarpıcı Kitap·Kitabı okuyor
İşkence
Saddam Hüseyin 1990 yılında Kuvveyt’i işgal ettiğinde, Birleşik Devletler harekat hazırlığı yapıyorlardı. Türkiye’nin bu durumda duruşu merak ediliyordu. Dönemin Cumhurbaşkanı Turgut Özal, kendisine bu durumla ilgili soru yöneltilince, başarılı istihbarat çalışmalarına dayanarak şöyle cevap verdi: “Kavga bittiğinde ve konuşmalar başladığında, galip tarafının masasında olmak isteriz ve orada misafir listesinde olmak isteriz, menüde değil.”
Sayfa 367·Kitabı okudu