Klasik Rus romanı okumaya karar verdiyseniz artık sıradan bir okur değilsiniz. Bundan sonra siz, bir kitabın içinde üç kuşak aile kavgasını, beş ayrı aşk acısını, yedi sayfalık vicdan muhasebesini ve pencere önünde yağan karı sabırla okuyabilecek seçkin bir insansınız.
Rus romanı yalnızca roman değildir. Aynı zamanda karakter inceleme merkezi, ruh çözümleme atölyesi, aile dramı sahnesi ve uzun kış geceleri için edebî dayanıklılık sınavıdır.
Bir Rus romanının ilk elli sayfasında kimse mutsuz görünmüyorsa telaşlanmayın. Yakında biri borçlanacak, biri gurur yapacak, biri sebepsiz yere küsecek, biri Tanrı ile tartışacak, biri de sobanın yanında hayatın anlamsızlığını düşünecektir.
İlk Kural: İsimlere Karşı Güçlü Olun
Rus romanlarında tek kişinin birden fazla adı vardır. Örneğin İvan Petroviç, Vanya, Vaneçka, İvanuşka ve annesi sinirlenince sadece "İvan!" olabilir.
Başta bunların beş kişi olduğunu sanırsınız. Hayır. Hepsi aynı kişidir.
Bu nedenle küçük bir not defteri hazırlayın:
Dimitri = sinirli olan
Aleksey = iyi kalpli olan
Nikolay = borç içinde olan
Anna = hüzünlü olan
Diğer Anna = daha hüzünlü olan
Lev Tolstoy Bölümü: Roman Değil Kıta Yazarı
Leo Tolstoy size kısa hikâye sunmaz, neredeyse bir kıta verir. Savaş ve Barış okurken yanınızda çay, battaniye ve takvim bulundurmanız tavsiye edilir. Kitabı bitirdiğinizde mevsim değişebilir.
Tolstoy karakter yaratırken eli açıktır. Bir baloda gördüğünüz kişi 400 sayfa sonra yeniden ortaya çıkar ve hayatın merkezine yerleşir. Siz onu unutmuşsunuzdur, Tolstoy unutmamıştır.
Anna Karenina ise aşk, toplum, vicdan ve tren sesi arasında geçen büyük bir insanlık romanıdır.
Dostoyevski Bölümü: Ruhun Fırtınası
Fyodor Dostoevsky insan ruhunu kazıyarak yazar. Suç ve Ceza ile bir baltanın bile vicdan yükü taşıyabileceğini