Yaşanması zor bir yaşamı sürdürüyoruz. Eylemlerimizi her zaman olayların seyrine göre düzenlememiz olanaksız. (Ve hayal
meyal gördüğüme inandığım yazgımın rengi , denetimimden çıkıyor.) Yalnızlığımıza yeniden kavuşmak için, acı çekiyor ve savaşıyoruz. Ama bir gün dünya ilkel ve saf gülümsemesine kavuşacak. O zaman, içimizdeki savaşlar ve yaşam bir anda siliniverecek sanki. Bu manzarayı milyonlarca göz seyretmişti ve benim için bu manzara dünyanın ilk gülümsemesi gibiydi.Sözcüğün tam anlamıyla, beni kendimden geçiriyor. Beni, aşkımın dışındaki her şeyin yararsız olduğuna ve eğer masum değilse ve amacı yoksa aşkımın bile benim için bir değeri olmadığına inandırıyor. Bir kişilik olarak beni reddediyor ve acılanma yanıt vermiyor.
Dünya güzeldir ve dünyada her şey vardır. Onun sabırla öğrettiği yüce gerçek, ruhun hatta yüreğin hiçbir şey olmadığıdır. Ve güneşin ısıttığı taş, ya da bulutsuz gökyüzü altında daha da uzun görünen servi , "haklı olma"nın bir anlam kazandığı tek dünyanın sınırlarını çiziyor: insansız doğanın. Bu dünya beni yok ediyor. Beni tüketiyor. Öfke göstermeden beni inkar ediyor. Ve ben, nza gösteren ve yenik, her şeyin önceden fethedildiği bir bilgeliğe doğru yol alıyorum - keşke gözlerim yaşlarla dolmamış ve yüreğimi kabartan şiirin bu şiddetli hıçkırığı dünyanın gerçeğini unutturmamış olsaydı.
Şu anda bir ahlak kitabı yazacak olsaydım, doksan dokuz sayfası bembeyaz, yüz sayfalık bir kitap olurdu. Son sayfaya: "Bildiğim tek bir görev var, o da sevme görevidir," yazardım. Ve, gerisine, hayır diyorum. Tüm gücümle hayır diyorum . Mezar taşları bana bunun yararsız olduğunu ve yaşamın "col sol levante, col sol cadente" (anadili gibi) olduğunu anlatıyorlar. Yararsız olanın başkaldırımdan ne götüreceğini bilmiyorum, ama başkaldırıma ne katacağını gayet iyi duyumsuyorum.
Komünizm konusunda, Grenier: "Bütün soru şudur: Bir adalet ülküsü için, budalalıkları benimsemek mi gerek?" Yanıt evet olabilir: Bu güzeldir. Yanıt hayır olabilir: Bu dürüsttür.
… En küçük bir darbe bizi varlıgımızm özüne degin sarsar. Bir ışık çaglayanıyla karşılaşılıverince, sonsuzluk oracıktadır. Bu yüzden, keyif almak için yolculuk edildigini söylememek gerekir. Yolculuk etmenin keyfi yoktur. Yolculuktan, çile çekmeyi anlıyorum. Kendini geliştinnek için yolculuk yapılır; kendini geliştirmekten, en öz duyumuz olan ölümsüzlük duyumuzu harekete geçirmeyi anlıyorsak elbette…
Gençken, insanlardan verebileceklerinden fazlasını isterdim : Sürekli bir dostluk, kesintisiz bir coşku. Şimdi, verebileceklerinden daha azını istemesini biliyorum: Yorumsuz bir arkadaşlık. Ve coşkuları, dostlukları, soylu davranışları,
benim gözümde tüm mucizevi değerini koruyor: lyiliğin sarsılmaz etkisi.