Şimdi çok iyi anladım ki, Zübük bir tane değil, biz hepimiz birer zübüğüz.
Bizim hepimizin içinde zübüklük olmasa, bizler de birer zübük olmasak,aramızdan böyle zübükler büyüyemezdi.
Yani sevgili anne ve baba, șu sıralar inanılmaz gıcık davranışlar sergilediğimin farkındayım. Aslında ikinizi de aynı ilk günkü gibi çok seviyorum ama siz-den ayrılabilmem için bu süreci yaşamamız şart. Sizi her üzdüğümde, çaresiz hissettiğinizde bu gerçeği asla unutmayın olur mu? Defalarca yüzünüze yalnız kalmak istediğimi haykırsam da asla beni yalnız bırakmayn. Risk almama engel olamazsınız çünkü beynim bana bunu emrediyor. Ama aldığım riskleri
yönetmemde size fena halde ihtiyacım var. Hatta seçeceğim risklerde yol gösterici bile olabilirsiniz. Tabi
tüm bunları bana çaktırmadan yapmak zorundasınız; yoksa yine yüzünüze sizden nefret ettiğimi haykırdığım bir duygusal krize girebilirim.
Sevgili anne ve baba,
Şu sıralar sizlerle çok konuşmadığımın farkandayim. O yüzden yazdıklarımı çok iyi okuyun çünkü asla bir daha tekrar etmeyecegim. Siz sadece vücudumdaki değişimleri görseniz de beynimde de sağlam bir tadilat söz konusu. Meydana gelen tüm bu degişimlerin asıl nedeni yuvadan ayrılmamı sağlayacak biyolojik mekanizmalardan kaynaklanıyor. Hemen panik olmayın. Evden kaçmıyorum ve bu bir veda mektubu değil. Ama artık kendi ayaklarımın üzerinde durmam gerektiğini hissediyorum. Siz göremeseniz de
şu an beynimin içinde yanıp sönmekte olan iki büyük ışıklı tabela var. Birinin üzerinde 'RİSK AL, RİSK AL diye yazarken, digerinin üzerinde 'anne ve babanla BAĞLARINI KOPAR' diye bir ifade var.
Yani risk almak zorundayım. Eğer okuduklarımıdogru anladıysam risk almış bir ergenden daha tehlikeli
olan bir șey varsa o da risk almamış bir ergendir. O nedenle beni ısrarla güvenli sınırlarınız içinde tutmaya çalışmaktan vazgeçin artık. Beni sevdiğiniz için bunu
yaptığınızı biliyorum ama bu durum nihai onucu değiştirmeyecek. İlk yürümeye başladığım o günleri hatırlayın. Atmaya çalıştığım adımlar o kadar şekilsiz
ve dengesizdi ki her seferinde ya popomun üzerine düştüm ya da bir tarafımı sehpaya çarpıp ağladım. Eğer o günlerde yürümemin benim açımdan tehlikeli olduğunu düşünecek bir beyniniz olsaydı ne olurdu?Gelip yanaklarımı sıkarak -yavrum benim, senin yürümene hiç gerek yok, biz istediğin her şeyi anında ayağına getiririz- gibi sevgi dolu ama bir o kadar anlamsız cümleler kurtardınız başıma neler gelirdi?ikinizin de çok iyi bildiği üzere ne kadar düşersem düşeyim, canım ne kadar yanarsa yansın ayaklarımın üzeride tek başıma durmak zorundayım. Aksi halde tüm hayatımı sürünerek geçirmek zorunda kalırım