Herkes ancak öğrenebileceği kadar öğrenir. Yalnız içinde bulunduğu anı yakalayabilen insan, tam insandır. Siz kendinize güvenirseniz başkaları da size güvenir ve canını bile emanet eder.
Hiçbir şeye inanılmıyorsa, hiçbir şeyin anlamı yoksa, hiçbir değere “ evet “ diyemiyorsak her şey olanaklıdır, her şey önemsizdir. ne evet kalır ne hayır, katil ne haklıdır ne haksız. kişi kendisini cüzzamlıların bakımını adayabileceği gibi, içinde insanlar yakılacak ateşleri de tutuşturabilir. kötülük ve Erdem de birer rastlantı ya da gelip geçici birer istektir.
Kimileri vardır ki konuşan herkese itiraz edip “hayır,öyle değil!” demeyi adet haline getirmişlerdir. bunun manası,”sen ahmak cahil ve yalancısın;ben ise zeki akıllı ve doğru sözlüyüm !”demektir. bu tek cümle, iki helak edici sıfata kuvvet verir. bunlardan biri tekebbür diğeri ise saldırganlıktır. bunun için Allah Resulü şöyle buyurmuşlardır: “haklı olduğu halde tartışmayı terk edene cennetin en yüksek yerinde bir ev inşa edilir. haklı olmadığı halde tartışmayı terk edene cennetin kenarında bir ev inşa edilir. “ bunun sevabı senin için daha fazladır zira yalan ve asılsız şeylere sabretmek daha zordur.
-Kimyayı Saadet, İmam Gazali
Hep en kötü olasılığın gerçekleştiğini tasarlıyordum temyiz talebim reddediliyordu. “Eh ne yapalım o halde öleceğim .” başkalarından daha erken ölecektim orası aşikar. ama herkezin bildiği gibi, hayat yaşamaya değmez. aslında doğal olarak başka kadınlar ve başka erkekler yaşamaya devam edeceklerine üstelik bu binlerce yıl böyle sürüp gideceğine göre ha 30 yaşında ölmüşsün ha 70 bir önemi olmadığını biliyordum. uzun lafın kısası bu gün gibi ortada ha bugün olmuş ha yirmi yıl sonra neticede ölen yine ben olacaktım.