İlk yayımlandığı 1971 yılından beri okunan bir çağdaş klasik. "Ana-kız" temasından yola çıkarak genele ulaşan acılı bir öyküler kitabı.
"Füruzan, sıcak, acılı, yer yer insanın içine işleyen anlatımıyla, toplumumuzdan çok iyi tanıdığı kesitler veriyor bize. Çok yazmasına karşın yavanlığa düşmemesinin nedenini, el atmış olduğu çevreyi, bu çevredeki insan kaynağını iyi tanıyor olmasıyla açıklayabiliriz."
Parasız YatılıFüruzan · Yapı Kredi Yayınları · 20195,2bin okunma
Namık Kemal, Cezmi ile tarihsel romanın ilk örneğini vermiştir. Cezmi, tarihte gerçekten yaşamış bir kişidir. III. Mehmet dönemindeki sipahi ayaklanmasını hazırlayan başkaldırı bastırınca tabut içinde Üsküdar'a kaçarken parasını almak için uşakları tarafından öldürülen sipahi kitabı Cezmi Bey'dir.Romanın konusunu tarihsel olaylar oluşturur. Olay, XIV. Yüzyılda Osmanlı Devleti ile İran arasındaki bir savaş sırasında geçmektedir. Romanda anlatılan savaş ve siyasalgelişmeler tarihsel gerçeklere uygundur. Osmanlı İmparatorluğu, İran Şahlığı ve Kırım Hanlığı'nın tarihsel yaşamı ele alınır.
CezmiNamık Kemal · Dorlion Yayınları · 20175,6bin okunma
"Zamanın kaybolmuşu yoktur. Yaşanan her şey, müspet, menfi, bizi inşa eder. Yalnız bizi değil, bizden sonraki kuşakları da…
Yaşadıklarımızı anında belki en iyi şekilde inşa edemeyiz. Ama, onları değerlendirdiğimiz vakit; gelecek daha emin olur.
Hayat “gemi”mi bilmiyorum; “gemicilik” olduğu gerçektir. Yaşandıkça ve akılda tutuldukça daha iyi seyrüsefer ederiz.
Herkes kendi talihinin mimarıdır.
Yaşadıkları, an be an insanı oluşturur ve arkasında bıraktıkları, farkına varmadan önüne geçer.
Zaman Kaybolmazİlber Ortaylı · Kronik Kitap · 2022784 okunma
Peyami Safa’ya ilk edebî şöhretini kazandıran Sözde Kızlar romanı; Anadolu’nun muhtelif bölgelerinin İtilaf Devletlerince işgal edildiği Mütareke döneminin bunalımlı günlerinde, Yunan saldırıları sırasında kaybolan babasını aramak amacıyla İstanbul'a gelen Mebrure adlı bir genç kızın İstanbul sosyetesinin savaştan bile yıkıcı, yozlaşmış hayatlarına girmesiyle başlar. Bir yanda yalnızlığın çaresizliği, diğer yanda içerisinde kalınan muhitin kendisine tesir etmeye çalışan ahlakî çöküntüsüyle verilen mücadelede; sözde kızların, bir uçurumdan diğerine yuvarlanan hayatlarına şahitlik etmekteyiz
Kiraze', 1492 yılında İspanya'dan kovulan binlerce Sefarad Yahudisi'nin çileli yaşam mücadelesinden yüzyıllık bir kesit sunuyor. Bu insanların kimi Hollanda'ya, kimi Kuzey Afrika'ya, kimi de II. Beyazid'in daveti üzerine Osmanlı topraklarına ulaşabilmenin peşindeydiler. Çoğu, daha yola çıkmadan Engizisyon'un acımasız elleriyle ya da yollarda sefalet içinde yok olup gitti.Estler Kira da (diğer adıyla Kiraze), ağır zulümlerden geçip İstanbul'a varabilmiş bir Sefarad Yahudisi'nin kızıydı. Kısa zamannda hırsı, zekası ve cazibesiyle, Osmanlı sarayını derinden etkileyen Yahudiler'in en önünde yer almayı başardı. Önce Hürrem Sultan'ın yakın ilgisini kazandı, daha sonra Safiye Sultan'ın akıl hocası, sırdaşı oldu. İktidar, zenginlik ve gücün ne anlama geldiğini biliyordu çünkü. Ama 88 yaşındayken patlayan bir sipahi isyanı her şeyin sonu oldu.