Artık yana devrilmekte olan güneşin ışıkları, suya yansıyan bizi eğri büğrü gösteriyor. Bir an korkuyorum. Buraya ilk geldiğimdeki o çingene çocuğu gibi değil de, şimdiki gibi temiz, başka giysiler içinde ve arkamdaki kadınla beraber olduğumu kabullenene kadar bekliyorum. Tası suya daldırıp dudaklarıma götürüyorum. Su daha önce hiç içmediğim kadar soğuk ve temiz: Babamın bırakıp gidişinin tadı var suda; hiç orada olmayışının, gittikten sonra bana ait hiçbir şeyin olmayışının tadı. Tası yeniden daldırıp güneşin suda yansıdığı yere kadar kaldırıyorum. Altı yudum içip, utancın ve sırların barınmadığı bu yerin, şimdilik, yuvam olmasını diliyorum.
Asıl cezalandırdıklarımız suçu işleyenler mi yoksa suçluların masum yakınları mı?" diye düşündüren eser. Kitabı okurken sık sık ara verip düşünmek zorunda hissettirmesi de cabası.Mutlaka okunması gereken kitaplardan.
Devlet dairesi ,rüşvet, adam kayırma, yolsuzluklarla dolu bürokrasiyi ve bürokrasi işleyişini defalarca hiciv eden ,korkusuz yazar. Şeytan figürü kitapta ön planda tutulmuş. Şeytan şehre sessiz ve derinden giriş yapar ve olaylar başlar.
Korkunç bir distopya. Sürükleyici ve güçlü bir kadın hareketi. Bir başkaldırı. Ancak dizi uyarlaması kitaptan çok daha güzel olmuş .Zira Elisabeth Singleton Moss döktürüyor.