7/10
·304 syf.··
Beğendi
·
2026 26. kitabı
·
21 saatte okudu
·
Okunma: 06 Haziran 2026 17:56
Tess Gerritsen yine alışılmışın dışına çıkmayı başarmış. Polisiye ve gerilim unsurlarını müzik, tarih ve duygusal bir hikâyeyle öyle güzel harmanlamış ki kitap boyunca merak duygusu hiç azalmıyor. Özellikle geçmiş ve günümüz arasında kurulan bağ oldukça etkileyiciydi. Kitap sadece gizem çözmeye odaklanmıyor; savaşın, nefretin ve insanlık tarihinin bıraktığı derin yaraları da hissettiriyor. Müziğin bir hafıza taşıyıcısı gibi kullanılması hikâyeye farklı bir atmosfer katmış. Sayfalar ilerledikçe hem gerilim yükseliyor hem de karakterlerin yaşadığı acıları daha yakından hissediyorsunuz. Sonu bana göre oldukça tatmin ediciydi. Sürükleyici anlatımı sayesinde kısa sürede biten, okuduktan sonra da uzun süre etkisinden çıkamadığım bir roman oldu. Tess Gerritsen'in klasik polisiye romanlarından biraz farklı olsa da, duygusal yönü daha güçlü ve bence en özel eserlerinden biri. Gerilim, gizem ve tarihi olaylarla harmanlanmış etkileyici hikâyeler sevenlere gönül rahatlığıyla tavsiye ederim.
Ateşin ŞarkısıTess Gerritsen · Martı Yayınları · 20163,920 okunma
İnsan Değişebilir
10/10
·1724 syf.··
2026 20. kitabı
Bu kitabı bitirdikten sonra hakkında kusur aramak ya da uzun uzun değerlendirme yapmak anlamsız geliyor. Çünkü geriye hikayeden çok hissettirdikleri kalıyor. Victor Hugo, iyiyle kötüyü siyah ve beyaz gibi ayırmıyor. İnsanların değişebileceğini, bazen tek bir iyiliğin bile bir hayatı baştan sona değiştirebileceğini gösteriyor. Jean Valjean ise okuduğum en unutulmaz karakterlerden biri oldu. Onun yaşadıkları, verdiği mücadele ve her şeye rağmen vicdanını kaybetmemesine hayran olmamak elde değil. Güçlü olmanın bazen affedebilmek ve doğru olanı seçebilmek olduğunu çok güzel gösteriyor. Ne kadar acı, yoksulluk ve haksızlık olursa olsun, insanın içinde küçücük de olsa bir iyilik kalabiliyorsa her şey değişebilir. Bence Sefiller'i bu kadar özel yapan da tam olarak bu. Bazı kitapları okursun ve biter. Sefiller ise bittikten sonra bile insanın içinde yaşamaya devam ediyor.
1000Kitap
Sefiller (2 Cilt Takım)Victor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2025105,5bin okunma
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
Doğu Ekspresinde Cinayet
Puan vermedi·256 syf.··
2026 5. kitabı
·
6 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 15:50
Doğu Ekspresinde Cinayet” gerçekten okurunu sürekli merakta bırakan, sayfaları çevirdikçe olayları çözmeye çalıştığın sürükleyici bir kitap Kitapta en dikkat çeken şey, olayların tek bir noktada değil, farklı bakış açılarıyla ilerlemesi ve okuyucunun da bir dedektif gibi düşünmeye zorlanması. Gizem duygusu son ana kadar canlı tutuluyor ve bu da kitabı oldukça etkileyici yapıyor. Doğu Ekspresinde Cinayet genel olarak çok başarılı bir kurguya sahip. Özellikle olayların adım adım açığa çıkması ve her karakterin ayrı bir şüphe unsuru taşıması kitabı daha da ilgi çekici hale getiriyor. Agatha Christie’nin anlatım tarzı yine oldukça akıcı ve zekice. Olumsuz olarak ise bazı sayfalarda kullanılan yabancı cümlelerin Türkçe karşılıklarının sayfanın en altında verilmesi biraz dikkat dağıtıcı olabiliyor. Okurken gözün sürekli aşağıya kaydığı için akış zaman zaman bölünüyor ve bu da küçük bir kafa karışıklığı yaratabiliyor. Bunun dışında kitap oldukça akıcı, merak uyandırıcı ve sürükleyici bir yapıya sahip. Polisiye türünü seven biri için kesinlikle keyifli bir okuma deneyimi sunuyor
Doğu Ekspresinde Cinayet (Özel Baskı)Agatha Christie · Altın Kitaplar · 201936,1bin okunma
9/10
·264 syf.··
Beğendi
·
2026 102. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 27 Haziran 2026 13:39
Kalp Sorunları serisinin üçüncü kitabı olan Aşk Meleği'nin Suçları, benim için serinin ruhunu koruyan, bol kahkahalı, romantik ve aksiyon dolu bir final kitabı oldu. İlk kitaptan beri Emelle'nin macerasını büyük bir keyifle takip ediyordum ve bu kitapta onun geldiği noktayı görmek oldukça güzeldi. Emelle, şimdiye kadar okuduğum en eğlenceli fantastik roman karakterlerinden biri olabilir. Bir Aşk Meleği olarak yıllarca kimsenin onu göremediği, ona dokunamadığı ve onunla iletişim kuramadığı bir hayat yaşamış olması, karakterini çok farklı bir noktaya taşıyor. Fiziksel bir beden kazandıktan sonra hayatın en basit şeylerini bile ilk kez deneyimlemesi hem komik hem de oldukça sevimliydi. Yemek yemek, sarılmak, dokunmak, yürümek gibi sıradan görünen şeylerin onun gözünden anlatılması hikâyeye ayrı bir renk katıyor. Emelle'nin olaylara verdiği tepkiler, yaptığı yorumlar ve özellikle etrafındaki insanlara taktığı lakaplar boyunca beni sık sık güldürdü. Bu seride en sevdiğim şeylerden biri reverse harem temasının yalnızca romantizm üzerine kurulmaması. Emelle ile eşleri arasındaki bağın zaman içinde gelişmesini, birbirlerini tanıyarak ve güven oluşturarak ilerlemelerini okumak çok keyifliydi. Ronak, Lore ve Declan'ın her biri farklı kişilikleriyle hikâyeye katkı sağlıyor. Hiçbiri birbirinin kopyası değil ve bu da ilişkilerin daha gerçekçi hissettirmesini sağlıyor. Özellikle Ronak'ın sert tavırlarının altında sakladığı duygular ve Emelle ile olan gelişimi benim için kitabın en güçlü noktalarından biriydi. Onu kazanmak kolay değildi ve belki de bu yüzden en sevdiğim karakter oldu. Kitap boyunca romantik sahnelerin yanı sıra aksiyon ve gerilim de oldukça ön plandaydı. Yaklaşan savaşın etkileri, siyasi oyunlar, ihanetler ve geçmişten gelen hesaplaşmalar hikâyeye sürekli hareket
Aşk Meleği'nin SuçlarıRaven Kennedy · Ren Kitap · 202634 okunma
Puan vermedi·152 syf.··
2026 38. kitabı
UTZ / Bruce Chatwin Her yeni kitap, yeni bir hikâyeyi ziyaret etmek ve ona kısa bir süreliğine konuk olmak demek. İzninizle direkt kitaba dalıyorum. Nasıl güzel olurdu, o orijinal porselenlerle dolu evi gerçekten gidip görmek. Ama okurken Prag'ı ve o evi hayal etmek bile keyifliydi. Koleksiyon yapan insanlara her zaman gıptayla bakmışımdır. Çünkü bir şeye tutkuyla bağlanabilmek, onu korumak ve yıllarca emek vermek bana özel bir duygu gibi gelir. Her şey algı meselesi değildir, bazen olanı olduğu gibi görmek gerekir. Kitapta savaşlardan, toplama kamplarından ve soykırımlardan kurtulup başka ülkelere savrulan insanların hikâyeleri kadar, o karmaşanın içinden çıkıp hayatta kalabilen porselenlerin de ayrı bir hikâyesi var. Pazarda karşısına çıkan o parçaları evine götürmek, onları korumak ve yaşatmak çok derin bir anlam taşıyor. Sanki Utz, "Bari siz ziyan olmayın, bari sizi kurtarayım." der gibi. Belki hayatı porselenlerden ibaretti ama yine de içinde yarım kalmış bir şeyler hissediliyor. Devam etmek istemiş ama edememiş, hayat onu bir yerden alıp başka bir yere bırakmış ve "Buraya da uğraman gerek." demiş gibi. Bir yandan da Utz'un porselenlere duyduğu tutkunun yalnızca bir koleksiyon merakı olmadığını düşündüm. Sanki o porselenler; geçmişe, hatıralara ve kaybetmek istemediği şeylere tutunma biçimiydi. Bu yüzden kitap boyunca sadece nesneleri değil, insanın aidiyet duygusunu da okudum. Belki de kitabın bana bıraktığı en güçlü his buydu. İnsan bazen özgür olmakla sahip olmak arasında kalıyor. Utz'un hikâyesinde de bunu hissettim. Ben böyle bir kitaba konuk oldum. Daha fazla spoiler vermeden, altını çizdiğim birkaç cümleyi paylaşayım: "Şiddetten nefret etse de pazara yeni sanat eserleri düşüren felaketlerden son derece memnundu." "Bir de sindirilmeyi reddeden
UtzBruce Chatwin · Can Yayınları · 2024152 okunma
Puan vermedi·184 syf.·
2026 90. kitabı
Tam 40 yazıdan oluşan bir kitap. Şabattan Nekbe'ye özelde Kudüs, genelde ise Filistin-İsrail meselesine dair yazılar. Benim için çok öğretici bir okuma oldu. Çoğu meseleyi yeni öğrendim. Hatta her yazıdan pek çok yeni bilgi öğrendim, diyebilirim. En temel şeylerden bile o kadar bihaberiz ki. Konuya ilginiz varsa başlangıç için güzel bir seçim olabilir. Sonrasında kitapta önerilen okuma listesiyle de devam edebilirsiniz. Sadece okuyup geçmemek, az da olsa not almak okuma sürecini daha verimli hâle getiriyor. Çoğunlukla sembolik olsa da her yazı için kısa notlar almaya çalıştım. Yazıyı okuduğumun ertesi gününde tekrar o yazıya göz atıp not aldığım için her konuyu az çok tekrar etmiş de oldum. Bir de yapay zekaya o yazıyla ilişkilendirdiğim çizimler yaptırdım. Hem ertesi gün tekrar hem görsel oluşturma, öğrenme sürecimi perçinledi; başlangıç düzeyinde de olsa disiplin kazanmamı ve 40 gün boyunca istikrarlı olmamı sağladı. Benim için özel bir kitap oldu bu yüzden. Gazze ile beraber okudum, o henüz bitmese de... Benzer konuların işlenmesi ve bazen tam da aynı konunun aynı günde ya da önceki/sonraki gün denk gelmesi güzeldi. Bu alanda okumalar yapmak insana çok şey katıyormuş ve bundan daha önemlisi gerekli de. Bu tip okumalarda benim için başlangıç ve dönüm noktası Şam'a Dönüş olmuştu. Ama hocamın hediyesi olmasa çok ilgi göstereceğim bir kitap değildi. Bu kitap da Taha Kılınç'ın Kudüsten Kaşgara seminerinde hediye edildi. Kısaca tavsiye edebileceğim bir kitap. Bence okuyun ya da en azından imkân bulduğunuzda kitaplığınıza ekleyin, zamanı geldiğinde okursunuz. :)
Kudüs YazılarıTaha Kılınç · Ketebe Yayınları · 20242,479 okunma