​[Mucize İsminin Gerçekleşmesi İçin Gereken Yedi Şart]: Özetle (vehasıl); tahkik ehli alimler, bir olağanüstü hâle 'mucize' denilebilmesi için yedi şartın bulunmasının zorunlu olduğunu belirtmişlerdir: ​ Birincisi: Doğrudan Allah Teâlâ’nın fiili olması yahut O’nun tarafından (mucize iddia eden kişinin doğruluğunu) tasdik ettiğini göstermesi için fiilin terk edilmesi (mesela ateşin yakmaması gibi bir durumun yaratılması) şeklinde olması gerekir. ​İkincisi: Âdete aykırı (olağanüstü / hârikulâde) bir durum olması gerekir; çünkü âdete aykırı olmayan şeylerde aciz bırakma (i'caz) vasfı yoktur. ​ Üçüncüsü: Nübüvvet (peygamberlik) iddiasında bulunan kimsenin elinde zuhur etmesi gerekir ki, Allah Teâlâ’nın onu tasdik ettiği bilinsin. ​ Dördüncüsü: Hakikaten veya hükmen, peygamberlik davasına (iddiasına) bitişik / eş zamanlı olması gerekir; çünkü iddiadan önce şahitlik söz konusu olamaz." ..Bazı alimler, bir anlık da olsa sonradan gelen olağanüstü durumun mucize olacağını söylemiş ve 'Onun (peygamberin) durumu zaten bilinmektedir' demişlerdir. Evet, bazı müteahhir (sonraki dönem) alimler, mucizenin iddiadan çok uzun bir zaman sonra gelmesi durumunda, bunun (iddia sahibinin) yalanına bir delil teşkil edeceğini belirtmişlerdir. Diğer bazı alimlere göre ise böyle bir durumda açığa çıkan harikuladelik keramet sayılır. Bu iki görüşün arasını uzlaştırmak (cem etmek) ise şöyle mümkündür: İlk alimlerin sözü peygamberliğin ilk dönemlerine, diğer alimlerin sözü ise peygamberliğin sonraki dönemlerine hamledilir. ​Ben derim ki (Kultu): Bir kimsenin peygamberlik iddiasında bulunup da risaletinin (ileriki bir zamanda gelecek olan) sonraki bir vakitle sınırlandırılmadığı asıl durum göz önüne alındığında, sözün akışı buna hamledilmelidir; nitekim bu husus ileride gelecektir. ​ Beşincisi:
AK Parti döneminde Mersin, İskenderun, İzmir, Samsun, Bandırma ve son olarak Antalya, Galataport gibi neredeyse tüm büyük kamu limanları özelleştirildi veya işletme hakları uzun dönemli (bazıları son yasal düzenlemelerle 49 yıla kadar uzatılarak) özel şirketlere, yabancı ortaklıklara ya da konsorsiyumlara devredildi. Hükümet bu adımları; devletin sırtındaki işletme yükünü atmak, limanların teknolojik altyapısını özel sektör dinamizmiyle modernize etmek ve Türkiye'yi küresel lojistik hatlarında (özellikle Çin'in Kuşak ve Yol projesi veya Akdeniz ticaretinde) lider bir aktör yapmak amacıyla savundu. Muhalefet ve ekonomi çevreleri ise stratejik öneme sahip bu kapıların, özellikle de bazılarının ihale süreçlerinin ve işletme sürelerinin uzatılmasının şeffaf olmadığını savundu. Kamusal varlıkların yerli veya yabancı belirli sermaye gruplarına "blok satışlarla" devredilmesi, ulusal güvenlik ve tekelleşme riskleri üzerinden yoğun şekilde eleştirildi. Sadece Ahmet Burak Erdoğan değil, geçmişte Binali Yıldırım’ın ailesi başta olmak üzere siyasi elitlerin ve onlara yakın iş insanlarının denizcilik sektöründe büyümesi tesadüf değildir. Ahmet Burak Erdoğan (Oğlu): Sektördeki en bilinen isimdir. İlk olarak amcası ve eniştesiyle ortak şirket kurmuş, daha sonra 2007 yılında kurduğu MB Denizcilik firması üzerinden tamamen bağımsız kuru yük taşımacılığı ve armatörlük faaliyetlerine odaklanmıştır. Necmettin Bilal Erdoğan (Oğlu): Özellikle nehir ve kimyasal ürün tanker taşımacılığı alanında faaliyet gösteren BMZ Group Denizcilik şirketinin kurucu ortaklarındandır. Mustafa Erdoğan (Kardeşi): Ailenin denizcilik sektöründeki ticari adımlarında aktif rol oynamıştır. Hem ilk dönem kurulan Bumerz Denizcilik hem de daha sonra kurulan BMZ Group Denizcilik ile Tuzla Tanker İşletmeciliği gibi
Ekonomi
Tatil planı hazırsa sıra okuma listenizde!
Bu yaz yanınızdan ayırmak istemeyeceğiniz kitapları sizin için bir araya getirdik. 💬 Siz olsanız bu listeden hangisiyle başlardınız?
“Hiç bir kulluk vazifesini yerine getirmeyenlere Allah neden her istediklerini veriyor ? -Nasıl bütün duaları kabul oluyor ? -müslaman olmayanlar neden bu kadar refah içinde ve mutlu neden bizde onlar gibi değiliz ? Bu sorulara cevap aradım ve cevabını Kalem Süresi 44.ayette buldum. “Ey Muhammet kuranı yalanlayanlarla beni başbaşa bırak biz onları istidraç ile çıkarır,farkına varmadıkları bir yerden yavaş yavaş azaba yaklaşıtırırız” İstidraç;Allah’ın razı olmadğı kuluna,istediği herşeyi vermesi anlamına geliyor,yani sadece dünyanı isteyen kullarına dünyayı veriyor, Bir insanın Allah’tan uzaklaştığı halde dünyası güzelleşiyorsa,huzuru mutluluğu artmaya devam ediyorsa işte bu istidraç… Özetle;dünyada çok huzurlu ve rahat olanların,düşünmelerini isterim.duası kabul olunca ilk Allahı unutanların düşünmelerini isterim,kulluk etmediği halde Allah beni seviyor diyenlerin düşünmelerini isterim,kazançları hep dünya için olanların,”Allah dünyaya sinek kanadı kadar değer verseydi kafire su içirmezdi “ Hadisini düşünmelerini isterim ..bu sözleri söylerken hep eş dost tanıdıklarını düşünürken kendini düşünmesini isterim …
İbn-i sina deneyi.
Kendinizi stresli hissettiğinizde bu deney aklınıza gelsin. . . . Aynı yaşta, aynı kiloda ve aynı cinsten iki kuzu seçilir. Kuzular, iki ayrı kafese yerleştirilir. İki kuzuya da tamamen aynı miktarda ve aynı kalitede yem verilir. Kuzuların bulunduğu alanın yanına bir kurt kafesi yerleştirilir. Kurdu, kuzulardan sadece bir tanesi görebilecek şekilde düzenek kurulur; diğer kuzu kurdun varlığından tamamen habersizdir. Kuzu kurdun kendisine hiçbir zarar veremeyecek mesafede olmasına rağmen, sürekli bir korku, kaygı ve stres içinde yaşar. Aylar geçtikçe huzursuzlaşır, iştahı kesilir, zayıflar, çelimsizleşir ve en sonunda hayatını kaybeder.Kurdu görmeyen kuzu tehdidin farkında olmadığı için son derece huzurlu bir yaşam sürer. Aynı besinleri tüketmesine rağmen oldukça besili, sağlıklı ve kilolu bir şekilde hayatına devam eder. İbn-i Sina bu deneyle, gereksiz korku, kaygı, endişe ve stresin canlı bünyesine fiziki bir darbeden çok daha fazla zarar verdiğini ispatlamıştır Özetle; "canlıyı öldüren şey dışarıdaki somut tehlikelerden ziyade, kendi zihninde büyüttüğü korkulardır. "
Alıntı
brezilya'da mahkûmlar 2020 den beri okudukları her kitap için 4 gün ceza indirimi alıyor. yılda toplam 48 gün. not : ama otomatik değil. kitap sonrası yazdıkları değerlendirme inceleniyor ve onaylanırsa geçerli oluyor. yılda maksimum 48 gün. bu uygulama, brezilya federal hapishanelerinde "okuyarak özgürlük" (redenção pela leitura) programı olarak biliniyor. sistemin işleyişine ve detaylarına dair bazı ek bilgiler şunlar: sistemin işleyiş mekanizması • seçici okuma: mahkûmlar felsefe, bilim, klasik edebiyat veya drama gibi kategorilerden kitaplar seçebiliyor. • değerlendirme süreci: mahkûmun yazdığı kompozisyonun (değerlendirme yazısının); okunabilir olması, imla kurallarına dikkat etmesi ve metni kopyalamadan kendi yorumlarını katması şart koşuluyor. • onay heyeti: yazılan raporlar, hapishane bünyesindeki bir kurul tarafından inceleniyor. eğer yazı yeterli bulunursa, mahkûmun cezası resmi olarak 4 gün kısaltılıyor. • kapasite sınırı: bir mahkûm, yılda en fazla 12 kitap üzerinden bu haktan yararlanabiliyor; bu da belirttiğin gibi yılda toplam 48 günlük bir indirime tekabül ediyor. amacı ve etkisi bu yöntem sadece bir "indirim" aracı değil, aynı zamanda mahkûmların tahliye olduktan sonra topluma daha kolay adapte olmalarını hedefleyen bir rehabilitasyon stratejisi. araştırmalar, bu tür eğitim odaklı programların "tekrar suç işleme" oranlarını (residivizm) ciddi ölçüde düşürdüğünü gösteriyor. ayrıca brezilya'daki cezaevlerinde yaşanan aşırı doluluk sorununa karşı, nitelikli bir çözüm arayışı olarak da değerlendiriliyor. benzer uygulamalar, mahkûmların el işi yapması veya spor faaliyetlerine katılması gibi farklı kategorilerde bazı avrupa ülkelerinde de dönem dönem karşımıza çıkabiliyor. bir kitap kurdu için 10 yıllık bir cezayı yaklaşık 1,5 yıl erkene çekme
Aziz Mahmud Hüdayi Hazretleri'ne ait çok bilinen tasavvufi bir şiirdir.Şiirin orijinal dörtlüğü şu şekildedir: Nedir bu ellere ayak? Nedir bu dillere dudak? Aç gözün ibretle bak! Âlem bir temaşagâh imiş… Özetle bu şiir; insanı dış görünüşün ötesine geçmeye, etrafındaki harikaları fark etmeye ve hayatın fani (geçici) güzellikleri içinde aslında büyük bir ilahi sanatı seyrettiğini idrak etmeye davet eder.