Gerçek aşk acısı, varlığımızın en temel noktasına yerleşir, bizi en zayıf noktamızdan sımsıkı yakalar ve diğer bütün acılara derinden bağlanarak bütün gövdemize ve hayatımıza hiç durdurulamayacak şekilde yayılır.
Her şeyi kendi halinde bırakmanın, hayatın bana cömertçe sunduğu zevk ve mutlulukların tadını telaşlanmadan çıkarmanın en iyi şey olduğu sonucuna vardım.
Sınıf kavgalarıyla çalkalanan bir topluma roman çok şey verebilir ama problemlerini halletmiş bir devlet için şiir varken romana neden gereksinim duyulsun?