Etrafta düşmanlarımız olmazsa tembelleşiriz. Peşimizdeki düşmanlar zekâmızı keskinleştirir, bizi dikkatli ve uyanık tutar. Bazen düşmanları düşman olarak kullanmak dosta çevirmekten daha iyidir.
📚🔔 Tatil zili çaldı!
Bir yıl boyunca verilen emeklerin ardından şimdi dinlenme, keşfetme ve yeni maceralara atılma zamanı. 🌞
Bu yaz bol kahkahalı, bol anılı ve elbette bol kitaplı geçsin. Tüm öğrencilere keyifli tatiller diliyoruz! 💙📖
Bir millet nasılsa, devlet adamları da onlar gibidir. İşte bu nedenledir ki eskiden beri “Her millet, layık olduğu idareye ve devlet adamlarına sahip olur.” denilmiştir.
Ali Rıza Efendi, göreneğe uyarak, Mustafa’nın adını doğduğu zaman kulağına fısıldamıştı. Bu, kendisinin küçükken kazayla beşiğinden düşürüp ölümüne sebep olduğu bir kardeşinin adıydı
Selanik’ten tanıdığı bir subayı görmüştü. Esir Yunan subayı, Mustafa Kemal’in omzunda bir işaret görmeyince, rütbesini sordu. Şimdi ne olmuştu, binbaşı mı, albay mı, yoksa paşa mı? Mustafa Kemal, mareşal ve başkomutan olduğunu söyledi. Yunanlı, Türkçe olarak, “Bir başkomutanın cepheye bu kadar yakın yerde olması görülmüş şey değil,” dedi. Gazi gülerek, “Yakında Selanik’i alıp bağımsız bir Makedonya kuracağız. Seni orada kumandan yaparım,” dedi.
Bir Fransız gazeteci, Türkiye’nin bir sarhoş, bir sağır ve üç yüz sağır-dilsiz tarafından yönetildiğini yazmıştı. Mustafa Kemal, “Yanlış,” diye yorumlamıştı bunu. “Türkiye’yi yalnız bir tek sarhoş idare eder.”