Bir gün Falkenhein’ın bir küçük subayının Şam’da gözüne kestirdiği binayı keyfinin istediği gibi zaptettiğini haber aldık. Patrikleri, emirleri, şeyhleri sıra sıra karşısına dizen ayan ve mebus asan, sonsuz nüfuz sahibi Cemal Paşa, bu küçük subaya dert anlatmak için yenilmez güçlükler içinde kalmıştı.
Aşınmaz mermerden zannettiğimiz o büyük kudret ve gurur, bir küçük Alman subayının fiskesi ile, bir alçı gibi çatladı. Bir düşüşün acı yasını ilk defa işte bu çatlaktan gördüm.
İktidar filinin hortumu başarı yemi gevelemediği zaman, tersine kıvrılır ve üstündekini yutar.
Charles Eliot’un ifadesiyle Türkler çok az bir bavulla seyahat eden gezgin göçebeler gibidirler; din, kültür, alfabe vb ödünç alırlar ancak hep Türk kalmaya devam ederler.
Tuhaf bir saygı dini Batı’dan yayılarak bütün dünyayı ele geçiriyor. Üstelik bu saygı kazanılan değil, peşinen var olması gerektiği buyurulan bir saygı. (Woke kültürü eleştirisi)
Millet olma hali kaybedildiğinde insanların organize olma, dayanışma, devlet, sosyal güvenlik, anayasa gibi müesseseleri yaşatma yetenekleri baltalanır, hatta sıfırlanır. Türk milliyetçiliği işte bu yüzden milliyetçidir, millet zaruri ve faydalı olduğu için.