Hazal TURGUT BATUK

Hazal TURGUT BATUK
Agatha Christie - Noel'de Cinayet
8/10
·176 syf.··
2025 11. kitabı
Agatha Christie'den okuduğum ikinci kitap Noel'de Cinayet. Hem aralık ayı ruhuna uygun hem de çıtır çerez okunup bitirilebilecek bir kitap arayışındayken aklıma daha önce okuduğum On Kişiydiler kitabı ile gelen yazarın mantıklı bir karar olacağına kanaat getirerek bir çırpıda okudum kitabı. Buradan sonrası "Spoiler Alert!" benden söylemesi. :) Kitapta herkesin sorgulandığı ve bulunan ipuçlarının gündeme getirildiği kısımlarda durup katil kesin bu çünkü böyle sebepleri var diye her bir karakter için ayrı bir cinayet senaryosu oluşturup, kitabın sonunda dumura uğramak beni biraz şaşırttı. Çünkü başından beri asla işaret dahi etmediği bir karakteri kitabın sonunda katil olarak gördük. Cinayeti işleme motivasyonu, aileye dahil oluşu sonda ancak anlaşılabildi elbette de, eğri oturup doğru konuşalım Agatha'cığım sence de biraz fazla göklerden düşmüş olmadı mı katilimiz ? Yani evet bir iki kez ağız ucu ile bize gayrimeşru çocuk atıfında bulunuldu ama bunu anlamalı mıydık gerçekten? Ya da anlayabilir miydik? Sorgulama süreçleri, Hercule Poirot isimli dedektifimizin zekası ve detaycılığı okudukça beni daha bir etkisi altına aldı. Sherlockvari esintileri oldum olası sevmişimdir ve Mr. Poirot'a da hayran olmamak elde değil. Beyefendiciğimizin sorgu sırasında takındığı tavır, nokta atışı soruları okurken insanın beyin kıvrımlarını gıdıklar cinsten. Öyle ya da böyle, Agatha Christie okumak polisiye filmi izliyor gibi hissettiriyor ve kitabı tüm eksi ve artıları ile sevdim. Öneridir.
Noel'de CinayetAgatha Christie · Altın Kitaplar · 20185,9bin okunma
Reklam
R.F.Kuang - Sarı Yüz
4/10
·303 syf.··
2025 6. kitabı
Yılın en iyi romanı mı? -Hayır. Roman mı okudum ondan bile emin değilim. Bestseller olmayı hak ediyor mu? -Bence cevap yine Hayır. Kitap kulübümüzle okuduğumuz Eylül ayı kitabıydı, kendi başıma açıp okur muydum emin değilim. Elbette nefret etmedim kitaptan lakin bayılmadım da. Karakterler çok yüzeyde kalmış, hareket motivasyonları derin değil, anlatım yalın (ki kitabın bitmesini sağlayan şey de bu yalınklık oldu). Günümüz yayın hayatının, - hatta bana kalırsa sadece yayın hayatının değil baştan aşağı sosyal hayatın - bir okumasını yapıyor aslında kitap. Linç kültürü, ahlak normlarınıza nasıl bir esneklik kazandırdığınıza bağlı olarak değişkenlik gösteren kötü reklam kazanımları, yaklaşık 10 sayfada bir ortaya atılan ırkçılık karşıtlığı (ki bence kitabın bu kadar popüler olmasının bir nedeni de bu konu üzerinde çok sık durması) ve yayın sektörünün arka perdesinin harmanlanıp; ayıp olmasın diye içerisine olay örgüsü ve karakterler serpiştirilmiş bir derlemesini okudum 300 küsür sayfa boyunca. Akıcılık konusunda başlarda iyi başlasa da kitap aynı durum üzerinde, çevresinde, yanında, yöresinde o kadar çok dolanıyor ki bir noktada ana karakter yazarken, siz de okurken tutukluk yaşıyorsunuz. Sürekli tekrarlanan olaylar, cümleler; biraz da bir süre reyting yaptı diye yayın kuşağında tutulmaya çalışılan bu nedenle de ana metnin etrafında kısır döngüye sokulan diziler gibiydi. Bana 100 sayfalık konunun 300 küsür sayfaya zoraki uzatıldığı izlenimini verdi. Bu kadar olumsuz eleştiriden sonra sadede gelecek olursam; okumak istiyorsanız okuyun ama okuduktan sonra hayatınızda bir şeyler eksikmiş de, o kitabı okuyunca tamamlanmış gibi hissettiren kitaplardan değildi ne yazık ki.
Sarı YüzR. F. Kuang · İthaki Yayınları · 202513,2bin okunma
Julia Quinn - Yüreğe Söz Geçmiyor
6/10
·367 syf.··
2025 2. kitabı
Bridgerton isimli diziyi beğenince bir de kitabını okumaya başlayayım belki okuma alışkanlığımı geri kazandırır diye düşünerek başladığım bir kitaptı. Okuma alışkanlığı kazanmama yardımcı olacağı aşikar olmakla birlikte, açık konuşmak gerekirse hayatımda ilk defa bir diziyi kitabına yeğledim. Kitap kötüydü demiyorum elbette ama kitap kesinlikle diziden daha yavan ve daha az şey anlatıyordu. Dizide her sezon bir Bridgerton'un hikayesi anlatılırken eş zamanlı olarak diğer karakterlerin de gelişimini görebiliyorduk. Üstelik diziyi Leydi Whistledown için izleyen, benim gibi biriyseniz bu kitap beklentinizin altında kalabilir. Daphne ve Simon arasındaki -diğer aşk hikayelerinden çok da farklı olmayan- aşk hikayesi dışında okuduğum kitapta açıkçası diğer kardeşlerin hikayesini, kraliçe Charlotte'un otoritesini ve tabii ki Lady Whistledown'un gelişiminin hikayesini okumayı çok isterdim. Yine de tüm bunların yanında kitabın dilinin yalın ve akıcı olması hızlı ve kesintisiz bir okuma yapmama yardımcı oldu. Büyük ihtimalle serinin devamını da (Penelope Featherington'un hikayesine gelene dek) okumaya devam edeceğim. Benimki gibi çok büyük beklentilere sahip değilseniz ya da diziyi henüz izlemediyseniz ve dönem hikayelerinde işlenen aşk konularından hoşlanıyorsanız kitabı benden daha çok beğenmeniz olası bir ihtimal diyerek okuma tercihini size bırakıyorum.
Yüreğe Söz GeçmiyorJulia Quinn · Epsilon Yayınları · 20192,393 okunma
Stefan Zweig - Mecburiyet
10/10
·50 syf.··
2025 1. kitabı
Stefan Zweig novellaları beni hep duygusal anlamda içine çeken eserler oldular. Zweig'in insanın içsel dünyasını ve duygu durumunu çok iyi analiz edebilen ve kitaplarında işlemeyi tercih ettiği duyguyu, insanın iliklerine dek hissettirebilen eşsiz bir yazar. Mecburiyet kitabında da benzer şekilde, sıkışıp kalmışlık hissini sonuna dek hissettiriyor. Kitap Ferdinand adında bir ressamın savaş döneminde ülkesinden kaçarak; tarafsız bölge İsviçre'ye yerleşmesi ile başlamaktadır. Fakat Ferdinand'ın ülkeye ayak bastığı anda hissettiği özgürlük sonsuza dek sürmeyecektir. İnsanın esareti, yine insanın özgürlüğü de hissettiği fikirlerinin sınırlarına mahkumdur. Bir yanda ülkesine karşı olan görev bilinci ve zorunlu tutulduğu askerlik, diğer yanda ailesi, özgürlüğü ve yaşam hakkı arasında sıkışıp kalan Ferdinand; bir gün konsolosluktan gelen bir mektupla tüm bu ikilemlerin gürültüsü arasında kendi sesini duyamamaya başlamıştır. Yapması gereken seçim gitmek ve kalmaktan çok daha fazlasını ifade etmektedir. Savaşın getirilerini, içsel iradesine karşı savunmaya çalışan Ferdinand, direnmenin kabuğunu kırmak olduğunu bilmektedir fakat bunun zorluğu ile baş edebilecek kadar güçlü olup olmadığını sorgulamaya başlar. Giderse hayatı boyunca savunduğu tüm değerlere ve karısına sırt çevirecek ve inanmadığı değerler uğruna can alacak ve belki de canından olacaktır. Kalmak ise direnmek demektir ve başkaldırmak, o an için ölmekten çok daha zor bir hareket olarak görünmektedir. Çünkü iradeyi eline almak demek, verdiğin kararların sorumluluğunu tam anlamı ile üstlenmeyi gerektirir. Sonucunda tüm bu ikilemlerin arasında Ferdinand'ın kendi iç sesini ne zaman duyacağını ve neye karar vereceğini merak ederek, sürükleyici olmasının yanında kısa olmasının da getirisi ile bir çırpıda okuyup
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202175bin okunma
Jane Austen - Gurur ve Önyargı
10/10
·394 syf.··
2024 1. kitabı
Bu kitabın ismini daha önce okuduğum birkaç kitapta ve seyrettiğim filmlerde duymuştum. Merakıma yenik düşerek öncelikle filmini seyrettim. Kitabı alırken "Aşk ve Gurur" ve "Gurur ve Önyargı" kitaplarının aynı kitap olduklarını biliyordum fakat seyrettiklerimden de yola çıkarak Gurur ve Önyargı isminin kitaba daha çok yakıştığını düşündüm ve bu konuda doğru kararı verdiğimi kitabı da okuduktan sonra teyit ettim. Kitap benim için asla bitmesini istemediğim kitaplar kategorisindeydi. Aşk güzellemelerini özellikle boğucu bulmama rağmen kitabın romantizmi içerisinde resmen kayboldum. Dönem kitaplarını ve dönem filmlerini seviyor olmamın kitabı bu denli sevmemde en büyük etken olduğunu söyleyebilirim. Bunun yanı sıra adının tamamı ile hakkını veren nadir kitaplardan birisi olduğunu söylemeden geçemeyeceğim. Gururu ve önyargıyı kitap bitene dek sonuna kadar yaşıyor ve anlıyorsunuz. Pek de yabancı olmadığımız bu iki duygunun okuru içine çekmesi çok da zor olmuyor anlayacağınız üzere. Kitabın sonlarına dek Mr. Darcy'e olan önyargınız balon misali şişiyor ve sonunda bu duygunun da patlamasına tanıklık ediyorsunuz. Kitabın adının geçtiği diğer kaynakların yanı sıra ben kendi içimde kim haklı kim haksız tartışmasına giremedim. Belki de kitabın başından sonuna dek, kendimi her bir karakteri en iyi şekilde anlamak için ekstra empatiye zorlamam sebebi ile yaratamadım o tartışma ortamını... Her ne olursa olsun Jane Austen'i en beğendiğim yazarlar, Gurur ve Önyargı'yı da en beğendiğim kitaplar arasına alan bir eser oldu. Gelecek sene daha fazla Jane Austen okuma hedefi ile incelememe veda ediyorum. Keyifli okumalar.
Gurur ve ÖnyargıJane Austen · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202597,8bin okunma
Reklam