Hayattan aldığımız her zevki ona muadil bir ıstırapla ödediğimizi bildiğim için, hiç bir şeyden yüzde yüz saadet ümit etmiyor ve yüzde yüz felâketten korkmuyordum.
Şu insanlar, şu dünyada var oldukça her şeye akıl erdirecekler, kartalın uçuşuna, karıncanın yuvasına, ayın, günün doğuşuna, batışına, ölüme, kalıma, her şeye akıl sır erdirecekler. Karanlığa ışığa, her şeye, her şeye akıl erdirecekler, tek insanoğluna güçleri yetmeyecek. Onun sırrına ulaşamayacaklar.
Mutluluk denen şey, şimdi yanı başındaydı. Dokunabilirdi ona. Ama ürkütmekten çekiniyordu. Sonsuz bir ân uzayıp gidiyordu sanki. Hiç bitmeyen, bitmesi istenmeyen.. kişi yalnızca o ânın içinde olduğunu bilmeli, ona dokunmamalı.