Kitapguncemm

9/10
·248 syf.··
2026 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 14 Ocak 2026 13:27
Kitabı bitirdiğimde ilk düşündüğüm şey şu oldu. Yokluğu ile sınandığın her kimse, varlığıyla yokluğunu yaşatıyorsa umut hayatta tutunduğun dalın oluyor, hayat boyu bitmeyen bir umut.. O kişi ya da kişiler belki bir gün senin gösterdiğin, hissettiğin değerin binde birini sana gösterir umuduyla.. Bu kişi/kişiler hayattan göçüp gitmişse de ortak duygu yine umut... onunla yaşayamadığın anılar seni acıtsa da geçmişte yaşadığın anılar, sana bıraktığı belki bir eşyası, belki bir cümlesi, seni hayata bağlayan umut oluyor. Başkasının acısı, senin acının yanında bir şükür sebebi olmalı mı belki tartışılır ama insan yaşadığı duygulara ortak duygularla karşılaşınca yalnızlığı törpüleniyor.
Altı Harfli Bir TatlıŞermin Yaşar · Doğan Kitap · 202513,3bin okunma
Reklam
7/10
·304 syf.··
2020 12. kitabı
·
12 günde okudu
·
Okunma: 14 Nisan 2020 20:35
Zaman zaman düşündüğüm bazı şeyler bu kitapla karşıma çıktı. Kitabı başlarda çok sevemedim masalsı bir anlatımı var ancak aktardığı düşünceyle aklımda kalacak bir kitap oldu. Hayatımızı kolaylaştıracak şeyler icat edilmiş olmasına, zaman tasarrufu sağlayacağımız birçok şey gelişmiş olmasına rağmen hayatın akışına kapılıp zaman yaratamıyoruz kendimize, yapmak istediklerimize...Hep bir telaşla yaşıyoruz. Hayatımızdaki ufak, güzel detayları kaçırıyoruz. Duman Adamlar.. İnsanları zaman tasarrufu yapmaya ikna eden bir grup insan. İlk başta mantıklı, hoş geliyor ancak şöyle ki çevrenizle birlikte geçirilen zamanı yani çalışma hayatı dışındaki zamanı boş zaman olarak görüp çalışarak geçirilmesi gerektiğini söylüyor bu kişiler. İşte aslında sorun burda hayatın küçük detaylarını, güzelliklerini hep kaçırıyoruz, hep bir yerlere, bir şeylere yetişme telaşı.. Aslında zaman tasarrufu değil hayatın ince detaylarını tasarruf ediyoruz.
MomoMichael Ende · Pegasus Yayınları · 201782bin okunma
9/10
·56 syf.··
2018 115. kitabı
_ "Vatanın ne demek olduğunu bende biliyorum, fakat bugün ne anlama geldiğini de biliyorum: cinayet ve esaret! İnsan bir halkın üyesi olabilir, fakat halkı çıldırdığında kendisinin de çıldırması gerekmez." . Stefan Zweig'ın diğer kitapları gibi bir solukta okunan bir kitap daha. . Ülkesi savaşta olan Ferdinand, eşi Paula ile birlikte İsviçre'ye kaçarlar ancak askere alınacağı mektubunu alınca ya vatana karşı bu mecburiyeti yerine getirecek ya da sevgisini tercih edecektir. . Ferdinand katılmayı hiç istemese de kendini savaşa katılmaya mecbur hisseder, eşi buna karşı çıkar; aslında eşinin karşı çıkma sebebi, istemediği bir şeyi yapmaya kendini mecbur hissetmesine karşıdır. Kendini özgür hissetmesini kimseye boyun eğmemesini ister. . _ "Hayatını feda edeceksen neden inandığın birşey için etmiyorsun?" . _ "Şimdiye kadar aklı başında, ne yaptığını bilen bir insandın, oysa şimdi dışarıdaki milyonlarca kurban gibi özgür iradesini kaybetmiş, ne yaptığını bilmeyen, yalnızca kendisine söylenen emirleri yerine getirmeye çalışan, bozuk ve hatta paramparça olmuş bir görev makinesisin."
MecburiyetStefan Zweig · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 202174,9bin okunma
9/10
·136 syf.··
2018 114. kitabı
Victor Hugo idam cezasının herhangi bir fayda sağlamayacağını vurgulayarak, idam mahkumunun yaşadığı ruhsal durumu anlatıyor. Okurken mahkumun suçunu merak ediyorsunuz ancak bir yandan duygu yoğunluğunun içinde, kızının büyüdüğünü göremeyecek düşüncede olması ve hem kendini ölüme alıştırmış hem de son dakikalarında bile bağışlanma ümidinde olan bir insana karşı, suçunu unutup duygularına yöneliyorsunuz. İdamı izlemek için oluşan insan seli..bundan fayda sağlamak isteyen tüccarlar...ayrı bir üzücü kısım. 'Yok ettikleri insanın bir zekası, hayata güvenen bir aklı, ölüme hazır olmayan bir ruhu olduğunu hiç düşünmemişler midir?'
Bir İdam Mahkûmunun Son GünüVictor Hugo · Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları · 2026152,2bin okunma
8/10
·152 syf.··
2018 109. kitabı
·
36 saatte okudu
·
Okunma: 06 Ekim 2018 12:05
Pınar Kür yaşanmış bir hikayeden yola çıkarak kaleme alıyor.Bir dönem yasaklanıyor ve kitabın sonu Pınar Kür'ün savunması ile son buluyor. 'Kökü toprakta olduktan sonra her çiçeğin yaşatılma,kurtarılma olasılığı vardır.Oysa dalından koparılmış,vazoda soldurulmuş bir çiçeği ne kurtarabilir?' Her insana sadece mesleği yüzünden saygı duyulmaz.Hayattaki duruşuna,karakterine,mesleğini nasıl yaptığına göre saygı duyulur.Bu kitap bana bu düşüncemi bir kez daha hatırlattı. Kitap üç bölümden oluşuyor. 1.bölümde yargıcın iç dünyası yansıtılıyor.Kadınlara bakışı kendi geçmişine göre şekillenen yargıcın düşüncelerini okuyunca,kendisini savunamayan Melek sanki kendisini savunsa da bu zihniyette birisinin düşüncelerinin zaten değiştiremez diye düşünüyorsunuz. 2. ve 3. bölüm kocasını öldürmekle suçlanan Melek ve onun aşığı,aslında sadece aşığı demek de yanlış olur,duydukları karşısında Melek'in yaşadıklarına karşı onu kurtarmak isteyen bir adam Yalçın'ın iç dünyasını yansıtıyor. Korumasız bir kadının dış dünyadan koparılarak sapık kocasının korkunç dünyasına hapsedilişini anlatılıyor. Pınar Kür kitabın dili,özellikle Melek'in kendi iç dünyasını yansıttığı kısım için uzun bir çalışma sarf ettiğini söylüyor ve bence bu anlatım romanı daha da güzelleştiriyor. Susmak belki suçu kabul etmektir bazen ama hayatında erkekler tarafından(babası tarafından bile) geçmişinde sürekli bastırılmış bir kadının kendini savunması bile zordur.
Asılacak KadınPınar Kür · Can Yayınları · 202611,5bin okunma
Reklam