seni bulmaktan önce aramak isterim.
seni sevmekten önce anlamak isterim.
seni bir yaşam boyu bitirmek değil de,
sana hep, hep yeniden başlamak isterim.
“Muhtemelen son bir kez Tanrı'nın ışığına, Güneş’e bakmak istedi. Perdeyi açtım ama o gün gökyüzü de ölmek üzere olan bir adamın soluk, zavallı hayatı gibi hüzün doluydu. Güneş yoktu. Bulutlar gökyüzünü sisli bir örtüyle kaplamıştı, yağmurlu, kasvetli, üzücü bir hava vardı. Yağmur soğuk ve kirli suyuyla pencereyi yıkıyordu, her şey donuk ve karanlıktı. Soluk gün ışığı odaya sızmıştı ama sönmek üzere olan mumun titreyen ışığıyla bile rekabet edemiyordu. Ölmek üzere olan Pokrovski üzücü bir şekilde bana baktı, başını iki yana salladı. Bir dakika sonra öldü.”