Aslında ne, kim, nasıl, neden sorularından arta kalan, dünyanın dibindeki pisliğin içinden gelip yeryüzüne çıkmış, kendine satıcı arayan bağımlı gibi dolanan o soru var aklında:
"Ne fark eder?"
Düşüncelerime ve beynimden geçenlere en yakın -en yakın diyorum çünkü hiçbir zaman tam anlamıyla düşüncelerimizi söylememize yetecek kelimelerin yeryüzündeki lisanlarda bulunmadığını uzun zaman önce anladım- cümlelerin ağzımdan çıktığı gün öldürülmüş olacağımı ya da yavaş yavaş yok olmamı sağlayacak şartların sözleşmiş gibi çevremde buluşacaklarını düşünüyordum.
Çocuksu aşk şu prensibi izler: ‘Seviyorum çünkü seviliyorum.’
Olgun aşk şu ilkeyi izler: ‘Seviliyorum çünkü seviyorum.’
Olgunlaşmamış aşk der ki: ‘Seviyorum çünkü sana ihtiyacım var.’
Olgun aşk ise şöyle der: ‘Sana ihtiyacım var çünkü seni seviyorum.'
Erich Fromm