“Evet, bu memlekette kadınların eti de, canı
da sudan ucuz. Bu memlekette kadınlar, erkeklere kurban diye sunulmuş, hem zevklensinler hem işlerini gördürsünler hem de
öldürsünler diye...”
Havva dünyayı anlamaya çalıştı, Adem ise onu. Kadın doğar doğmaz anlam arar; erkek, sevgiyi sonradan öğrenir. Twain’in mizahı hafif; ama altı yer yer hüzün, yer yer bilgelik dolu. Havva’nın gözünden hayat: merak, duygu, sezgi. Adem’in gözünden Havva: önce bir yabancı, sonra vazgeçilmez.
Bir ilişki bazen “dayanmak”, bazen “alışmak”, en çok da “dönüşmek”tir. Kadın var olmaz; varlık verir. "O neredeyse, orası Cennet’ti." Tek bir cümleyle aşkın mekânsal tanımını yaptı Twain.
Kısacık bir kitapla, insan ilişkilerinin en uzun hikâyesini anlattı. Okurken gülümsedim, sonunda durup düşündüm: Bu bir aşk hikâyesi değil. Bu, sevginin nasıl inşa edildiğinin hikâyesi.
Açlığı, susuzluğu üşümeyi biliyoruz; acıyı, hastalığı ve yası biliyoruz; nefreti, isyanı ve aldatmayı biliyoruz; pişmanlığı hem suçluya hem suçsuza ayrım gözetmeden eziyet eden vicdanı biliyoruz; beden ve ruhun yorgunluğunu, tazelenme getirmeyen uykuyu, dinlenme olmayan dinlenmeyi, cenneti yeniden canlandıran ama uyandığımız an tekrar bize yasaklayan rüyaları biliyoruz; sefaleti, işkenceyi kalp kırıklığını biliyoruz; aşağılanmayı ve hakarete uğramayı biliyoruz; terbiyesizliği, arsızlığı, manevi kirlenmeyi biliyoruz; Tanrı'nın kendi suretinde çıplak yaratıp güneşe çıkardığı bedenlerimizin nasıl ayıp sayıldığını biliyoruz; korkuyu biliyoruz; kibri, aptallığı, kıskançlığı, iki yüzlülüğü biliyoruz; hürmetsizliği, küfrü biliyoruz; doğru ile yanlış arasındaki farkı, birinden nasıl sakınıp diğerini nasıl yapacağımızı biliyoruz; ahlak duygusunun tüm o bereketli ürünlerini biliyoruz, artık hepsi bizim elimizde. İmkan bulsak cennetin ak saflığı uğruna satardık hepsini, becerebilseydik hayvanları da alçaltırdık bunlarla.
İlk başta ne için yaratıldığıma akıl sır erdirememiştim, ama artık anlıyorum: bu muhteşem dünyanın gizlerini, araştırmak bir şeyler keşfettikçe sevinç duymak ve tüm bunların yarattığı için yaradana şükretmek.