Özlem

'Her şey geçip gider, bu yüzden layıktır her şey geçip gitmeye!'
Sayfa 138
Edebiyat
Reklam
Tozlanmış sonsuzlukların kokusunu soluyordum: rutubetli ve tozlu yatıyordu ruhum. Zaten kim havalandırabilirdi ki ruhumu orada?
Sayfa 133
Felsefe-Düşünce
Sahiden, ölmek için bile çok yorgunduk; şimdi uyanığız hâlâ ve devam ediyoruz yaşamaya -mezar odalarında!-
Sayfa 132
Edebiyat
Boşunaydı tüm emekler, şarabımız zehir oldu, kem bir göz soldurdu tarlalarımızı ve yüreklerimizi.
Sayfa 132
Edebiyat
Rüveyda
fezayı bağlayarak yorgun kanatlarına bir güvercin uçurup kıtalar arasından çağırdın beni geçerek birer birer sürgün kanyonlarını derbeder koşup geldim ışıldayan tahtına yarım koyup bir bardak kurşun rengi çayımı yıkarak yalnızlığa kurduğum sarayımı yetim çığlıklarımı duyurmak üzere sana koşup geldim; iliştir beni memnu bahtına adını söylemek istemiyorum her hecesi amansız bir kor dudaklarımda her harfine yıllardır şimşeklerle yarıştım zindanlara karıştım, ölümlerle tanıştım adını söylemek istemiyorum Rüveyda dediğim zaman anla ki, senin için yürüyor kelimeler çığlığımın atardamarlarından hangi yıldızdır bilmem, gözlerin kayar da üzerime Rüveyda önce tuhaf bir deprem yayılır bedenime sonra açılır önümde ıstırab vadileri silik renkleriyle adımlarıma çözülmeye yüz tutan bir mazi mühürlenir hayalin bittiği menfeze doğru alaca bir at koşar içimde zamansız, mekansız nefese doğru uslanmaz bir yürek taşıdığıma dair
Edebiyat
Reklam