Şair’in İsmet Özel’e ithafen yazdığı “Yıkılma Sakın” şiiirinin de yer aldığı kısa bir kitap. İdeolojik görüşünü yansıttığı şiirlerin yanı sıra melankolisini dile getirdiği şiirler ve çok iyi bildiğimiz şu şiiri de bu kitapta mevcut:
BU AŞK BURADA BiTER
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir çocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben cekip giderim bir nehir akıp gider
Bir hatıradır şimdi dalgın uyuyan şehir
Solarken albümlerde çocuklar ve askerler
Yüzün bir kır çiçeği gibi usulca söner
Uyku ve unutkanlık gittikçe derinleşir
Yanyana uzanırdık ve ıslaktı çimenler
Ne kadar güzeldin sen! nasıl eşsiz bir yazdı!
Bunu anlattılar hep, yani yiten bir aşkı
Geçerek bu dünyadan bütün ölü şairler
Bu aşk burada biter ve ben çekip giderim
Yüreğimde bir cocuk cebimde bir revolver
Bu aşk burada biter iyi günler sevgilim
Ve ben çekip giderim bir nehir akıp gider
Bir Gün MutlakaAtaol Behramoğlu · Cem Yayınevi · 19891,118 okunma
❝Bana en felaketli günlerimde kitaplarım arkadaş olmuştu.❞
Sade belki ama basit değil, gündelik hayat belki ama sıradan değil. Bu mektuplar dizisi bir yazarın arka bahçesine girmiş gibi. Mektup
Jale Sancak - Uyanan Güzel
Kitapta, geçmişin ağırlığı ile geleceğin umudu arasında sıkışmış bir kadının, Vahide’nin içsel dönüşümünü yaşadım..
48 yaşında, 25 yıllık bir terzi olan Vahide, hayatını büyük ölçüde yatalak babasına bakmaya adamış durumda. Bu durum, onu kendi arzularından ve geçmişinden “maksimum uzaklıkta” kalmaya zorlayan, kısıtlayıcı bir faktör olarak karşımıza çıkıyor.
Yıllar önce hayatından çıkan Sedat’ın bir gazete köşesinde belirmesi ve Adrian gibi yeni karakterlerin girişi, Vahide’yi yaralı ruhuyla yüzleşmeye itiyor.
Kitap kapağında yer alan görselde de, Yüzlerin iki farklı renkte (sıcak ve soğuk) ve bölünmüş olması, Vahide’nin içsel bölünmesini, geçmişin acılarıyla bugünün “uyanan” tarafı arasındaki gerilimi yansıtıyor.
Hayatlarımızda geçmiş ve bugünün nasıl iç içe geçtiği anlatan güzel bir kitapti.
Uyanan GüzelJale Sancak · Sia Kitap · 2026130 okunma
Uzun zamandır bu kadar duygu yoğunluğu yüksek bir kitap okumamıştım. Kitap çok sakin ilerliyor gibi ama sayfalar ilerledikçe insanın içine oturuyor. Özellikle geçmiş, özlem, yarım kalmışlık hissi çok güçlü verilmişti.
Konu olarak; geçmişiyle ve hatıralarıyla yaşayan insanların hikayesini anlatıyor diyebilirim. Kitap Bir aşk hikayesi gibi başlıyor ama aslında aile, kardeşlik, kayıp ve aidiyet üzerine de çok şey anlatıyor.
En sevdiğim şey karakterlerin gerçek hissettirmesiydi. Kimse kurgu karakter gibi değildi. Bazı cümlelerde durup düşündüm resmen. Finali de çok vurucuydu, son sayfalarda parçalar birleşince kitabın başı bile farklı görünmeye başladı bana.
Kemal Varol’un dili de çok güzeldi; abartılı değil ama duyguyu çok iyi geçiriyor. Bitirdikten sonra insanın içinde buruk bir his bırakıyor.
Bence dilinden kaynaklı hızlı okunabilmesine rağmen yavaş yavaş sindirilerek okunması gereken bir kitap. Beklediğimden çok daha başarılı bir romandı.
Bazı kısımları daha net görmek, anlamak isterdim. Bu yüzden puanım 9/10…
Servet Ertekinoğlu'nun kaleminden çıkan "Ne Yola Çıkabildim Ne De Yoldan", aidiyet, köksüzlük, gurbet ve insanın kendini arayışını etkileyici bir kurguyla buluşturuyor.
yüzyılın Ahlat'ından günümüze uzanan hikâyede, yüzyıllar öncesine dayanan bir sır, yarım kalmış hayatlar ve çözülmeyi bekleyen bir kader düğümü var. Geçmiş ile bugün arasında kurulan bağ, sayfalar ilerledikçe daha da derinleşiyor.
Kitapta hicret kavramı sadece bir yerden başka bir yere gitmek olarak değil, insanın özüne dönüş yolculuğu olarak ele alınmış. Bu yönüyle okurken sadece karakterlerin değil, kendi iç dünyanızın da izini sürüyorsunuz.
Tarih, duygu, arayış ve anlam sorgulamasını sevenler için düşündüren ve hissettiren bir roman.
"Kim bilebilirdi ki hayatımın böylesine değişeceğini belki güzel belki cehennem olacağınını belkide başladığım yere geri döneceğimi kim bilebilirdi..."