Özlem

«Ben isyan denen şeyi hiç anlamadım. Kızdım, kendimi yedim, fakat isyan etmedim... Nevzat, Süleyman hepsi isyan ettiler... Süleyman geleceğini kendi eliyle yaktı. Nevzat öldü sandığı çocuğunu kaderin yüzüne fırlattı. Çocuk iyi oldu, fakat...» Sonra birdenbire yine kendisine döndü. «Belki tek eksiğim bu oldu. Daima evin uslu çocuğu kaldım. Kendimi gizledim ve düşündüğümden başka türlü hareket ettim... Daha doğrusu kaçtım. Daima zihnimin bir köşesinde yaşadım.»
Sayfa 16
Reklam
Hangimiz ahmak değiliz sanki... Rüyamda kendimi bir başkası gibi seyrediyordum ve bunu biliyordum. Sanki camdan bir oda içindeydim. Bir köşede oturmuş düşünüyordum. Fakat yüzüm kendi yüzüm değildi. Tanıdıklarımdan birinin yüzüydü.
Sayfa 15
İLKÖNCE AYUV DAĞI GÖRDÜK, DENİZDEN. DALGALAR YANAŞTIRDI BİZİ YALTA'YA, HEMEN KOŞUP GİTMEK İSTEDİM BAHÇESARA'YA “YASAK, GİDEMEZSİN” DEDİLER, KALDIM YAYA...
Hüseyne yerler ağlar göğler ağlar Betül-i murteza peygember ağlar Hüseyn'in nohesin 'Dilriş' yazanda Müselman sehlidir ki kâfir ağlar. Kör olmuş gözlerin gan tuttu Şimr'in Ki görsün öz elinde hançer ağlar Hüseyn'in köyneyi Zehrâ elinde Çeker geyha kıyâmet, mahşer ağlar. Atanda Hermele ok Kerbelâ'da Göreydin düşman ağlar, leşker ağlar Gucağında göreydin Ümm-ü Leylâ Alıp na'şı Aliyy-i Ekber ağlar. Rubâb, nisgil döşünde süt görende Aliyy-i Esğer'i, yad eyler ağlar Başında kakül-i Ekber hevâsı Yer ağlar, sünbül ağlar, enber ağlar. Yazanda Âl-i Tâhâ nohesin men Kalem gördüm sızıldar, defter ağlar Ali, şaqq-ül gamer, mihrap tilit qan Kulak ver, mescid okşar, minber ağlar Ali'den 'Şehriyâr', sen bir işâre Kucaklar kabri, Mâlik Eşter ağlar. ŞEHRİYAR
Sizin ayağınıza yapışan bir parça çamur, bizim için vatan parçasıdır.
Reklam