Tahmini Okuma Süresi:
7 sa. 2 dk.
Sayfa Sayısı:
248
Basım Tarihi:
1987
Yayınevi:
Adam Yayınları
Orijinal Adı:
Aydaki Kadın
Ülke:
Türkiye
Dil:
Türkçe
Format:
Karton kapak
Reklam

Yorumlar ve İncelemeler

Yarım kalan her şey gibi hüzünlü bir kitap..
10/10
·248 syf.··
Beğendi
·
2021 133. kitabı
·
9 günde okudu
·
Okunma: 04 Ekim 2021 22:03
Hani otobüste kitap okurken en heyecanlı yerinde ineceğiniz yere gelirsiniz ya da çocukken akşamüstü oyunun en güzel yerinde anneniz eve çağırır, camın ardında yağan yağmuru görür ıslanmaya inersiniz ve yağmur diner, okulda tam arkadaşlarınıza alışırsınız ama yaz tatili gelir işte öyle bir kitaptı. Yarım kalan her şey gibi.. Leylâ ve Selim'in aşkı gibi.. Bir ukte ve hüzünle hatırlayacağım bu kitabı..
Edebiyat
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Adam Yayınları · 19871,264 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2020 14. kitabı
·
4 günde okudu
·
Okunma: 13 Şubat 2020 22:22
* Tanpınar'ın ömrü yetmediği için tamamlayamadığı kitabıdır Aydaki Kadın. *Yazarın ölümüyle yarım kalmış bu taslak, kendi öğrencisi olan Güler Güven tarafından dört bin sayfalık evrak arasından romana ait sayfalar ayrılarak düzene sokulmuş *Ağır bir üslubu var bu yüzden kitabı yavaş okudum. :( * Kitabın bazı bölümlerinde dönemin adalet partisi ile şu anki iktidarın benzerliklerini görebilirsiniz. **Romanımızın kadın kahramanının ismi Leyla’dır. Leyla’nın kocası Refik, Leyla’ya hayran ressam Suat, kitaptaki diğer bütün karakterlerin ve baş karakterlerden biri olan Selim’in dahil bütün ilgisi Leyla’nın üstündedir. Selim’in, Leyla’ya karşı büyük bir ilgisi vardır ve aslında Leyla da Selim’i sevmiştir zamanında ama sonra anlamlandırılamaz bir şekilde başkası ile evlenmiştir. Bütün bunlar yaşanırken kitapta karakterlerin ruh halleri oldukça iyi yansıtılmıştır. SON olarak şunu buraya ilişirim #62269454 Keyifli okumalar :)
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Adam Yayınları · 19871,264 okunma
Puan vermedi·248 syf.··
2021 3. kitabı
·
5 günde okudu
·
Okunma: 03 Nisan 2021 13:02
Kitabın yazarını bilmeden okusaydım, hemen anlardım canım yazar Tanpınarın eseri olduğunu. Uzun süre çalışıp tamamlayamadığı kitap Güler Güven tarafından derlenip tamamlanmış. Geçişler, karakterler yoruyor fakat olacak o kadar Tanpınar okuyucuları bunun zevkini ayrı bir yaşar. Gördüğü her ayrıntıyı kendi perspektifinden bizleri de içine alarak öyle güzel harmanlanmış olması beni kitaba bağlayan noktalar arasında. Karakterlerin her birine farklı duygular besleyip kitabı rafa kaldırdım fakat mutlaka yine ziyerete gideceğim onları.
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Adam Yayınları · 19871,264 okunma
Puan vermedi
Ahmet Hamdi’nin keşke tamamlanmamış olarak kalsaymış daha değerli olurmuş dediğim romanı. Ara ara Ahmet Hamdi’nin satırlarını görüyorsunuz ama o tat bence gerçekten yok.
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Adam Yayınları · 19871,264 okunma
Mevzu… Hayat!
Puan vermedi·302 syf.·
2025 45. kitabı
Uyandım. Uyanıyorum. Zihnin oyunu bitti. Şimdi kendi kapımdayım. Biraz sonra içeriye, oradan dünyaya gireceğim. Ahmet Hamdi Tanpınar Ahmet Hamdi Tanpınar ’ın ömrü vefa etmeden yarıda kalan son eseri Aydaki Kadın’ı Romanı yaklaşık üçte ikisi yazılan 1974'te İstanbul Türkiyat Enstitüsü'ne verilen evrakları arasında karışık taslaklar arasından numaralanmış olarak bulunan dağınık müsveddelerinden merhum Güler Güven tarafından dört bine yakın sayfadan ayıklanarak Aydaki kadın’ı bu haliyle 1987’de basıma hazırlıyor. Yarım kalmışlığı içinde de olsa Aydaki Kadın'ın Tanpınar'ı sevenleri sevindireceğini düşünüyorum. Güler güven Tanpınar Aydaki Kadın’ı 1950 Cumhuriyet gazetesindeki röportajında henüz yazım aşamasındayken şöyle tarif ediyor. (Aydaki kadın’da) Mevzuu nedir? Sorusuna verdiği Cevap romanın fikrini yansıtıyor. Mevzuu… Hayat. "Bilir misiniz, rüyada insanlar birbirinin gözlerine bakamazlar. Ve bakarlarsa çok ıstıraplı olur. Derhâl uyanırlar. Bence bu, ferdiyetimizin kaba ve satıh tarafından kurtulunca birbirimizle karşılaşmaktan korkmamızdır. Bir nevi içten çalışan vicdan azabı... Bireyin çoğunluğu vicdanıyla, duygusu arasında olan soruları bilinç akışı tekniğiyle sorguluyor. Kitabın girizgahı uzun zamandır okumadığım büyüklükte bir paragrafta başlıyor. Uyandım. Uyanıyorum. Zihnin oyunu bitti. Şimdi kendi kapımdayım. Biraz sonra içeriye, oradan dünyaya gireceğim… Roman okurken iddialı girişlere hayran oluyorum. Bunu yapan okurlar vardır belki düşünceye sevk eden girizgahı okuyorum ve kitabı kapatıyorum. Romanı bir merhaleye ulaştırma çabası içinde düşüncelerimle baş başa kitabın konusundan bir sonuca varma içerisinde oluyorum. Romanlara özgü bir söz vardır” ilk cümle Allah’tan, gerisi
Düşünce
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20151,264 okunma
"Yarım kalmış roman bir tarafında bir vicdan azabı gibi bekliyordu."
Puan vermedi·250 syf.··
2024 4. kitabı
·
11 günde okudu
·
Okunma: 22 Ocak 2024 12:28
Tanpınar'ın sembolizm akımına örnek olarak bıraktığı eserlerden bir tanesi Aydaki Kadın. Yazarın imge, rüya ve zaman kavramlarını oldukça sevdiğini ve bu kavramlarla edebiyatı zenginleştirdiğini bir kez daha görebiliyoruz Eserde sanat ve toplumsal konular ince ince işlenmiş. Ülke sorunları, aşklar, aldatmalar, samimiyetsiz ilişkiler karakterlerden üzerinden okuyucuya yansıtılmış. "Tanpınar'a göre Aydaki Kadın'ın zaafı, niçin yazıldığının belli olmamasıdır." Yazar romanı yazdığı sırada günlüğüne notlar alıyor ve bu notlarda para kazanmak için -elbette yazma sebebi sadece bu değil- bu romanı bitirmesi gerektiğinden fakat gönlünün şiir yazmaktan yana olduğundan bahsediyor. Şair Tanpınar, Roman yazarı Tanpınar'a galip geliyor ve şiir yazmayı seçiyor. Romanı tamamlayamadan hayata gözlerini kapatmış olsa da kitabın yarım kalmış olması, olayların herhangi bir sonuca bağlanamaması kitap bittiğinde rahatsız etmiyor. Tanpınar'ı okumuş olmanın doyumuna ve yarattığı kahramanların ruh hallerini hissetmenin keyfine varıyorsunuz. Edebi dili ve karakterlerin psikolojik tahlilleri, iç monologlarıyla okuyucuyu kendine çekmeyi başarıyor. "Tanpınar yaşasaydı, romanın bu biçimiyle yayımlanmasına katlanamazdı sanırım. Ama durum farklı. Bizler bu yapıttan ya bütünüyle yoksun kalmak ya da bize kalanla yetinmek zorundayız. Ve yine sanıyorum ki Tanpınar bizim yerimizde olsaydı o da ikincisini seçerdi. Yarım kalmışlığı içinde de olsa Aydaki Kadın'ın , Tanpınar'ı sevenleri sevindireceğini düşünüyorum." Güler Güven (Tanpınar'ın öğrencisi)
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20151,264 okunma
Tanpınar’ın kadınları
Puan vermedi·302 syf.··
2024 47. kitabı
·
30 günde okudu
·
Okunma: 23 Eylül 2024 16:37
Huzur romanında Tanpınar Poe’yu asla’nın prensi olarak tanımlar.Şiir, bütün bir hayat, kuru bir yaprak yığını gibi yakıldığı zaman seyredilen parıltıya benzerdi. Okuduğu ve beğendiği şairler, başta Poe ve Baudelaire olmak üzere hepsi asla’nın prensi değil miydiler? Aslında bu tabir, Tanpınar’ın erkek kişileri için de kullanılabilir. Tanpınar’ın erkekleri, tıpkı Poenunkiler gibi imkânsızın peşindedirler, hayatlarını imkânsız olana taşımayı başarırlar. Tanpınar’ın kadınları, tıpkı Edgar Allan Poe’nun hikâyelerindeki kadınlar gibi, insanın içinde aşkı uyandırdıktan sonra ortadan kaybolurlar. Ortadan kaybolmalarının asıl nedeni ise erkek tarafından istenmemiş, yani gönderilmiş olmalarıdır. Edgar Allan Poe’nun metinlerindeki kadın karakterler genellikle silik ve belirsiz varlıklardır. Kadının tekinsiz bir varlığı vardır. Kadının sesi soluğu pek çıkmaz ve kadın neredeyse bakılan bir nesnedir. Tanpınar’ın sevilen kadınları da seyredilmek için vardırlar ve kadınların sesi alabildiğine kısılmıştır. Her iki yazarda da anlatıcı rolünde bir türlü kadını göremeyiz.
1K
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20151,264 okunma
10/10
·302 syf.··
2025 12. kitabı
·
3 günde okudu
·
Okunma: 20 Ocak 2025 16:15
Yarım kalmış fakat buram buram Tanpınar hassasiyeti kokan , cemiyet hayatı, sanat , politika, aşk kısacası dönemini inanılmaz bir biçimde gözler önüne seren bir eser “Aydaki Kadın” Ah Selim vah Selim… Çelişki ve karmaşıklı hali hayatın aşka, aşkın hayata yansıması her zaman olduğu gibi varoluşsal (çok sevmiyorum bu kelimeyi ama olsun) sorgulamalar daha neler neler… Keşke kendisi bitirseymiş demedim değil , fakat bir cümle bile yazsa Tanpınar’ın o muazzam sesi her yerden fark edilebilir. Zaten herkesçe malum olan dil ustalığı , anlatım gücü, bahse konu olan yaşayışlara hakimiyeti inanılmaz… Mutlu haftalar olsun…
Edebiyat
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20151,264 okunma
7/10
·302 syf.·
2025 29. kitabı
Tanpınar'ın ölümüyle yarım kalmış romanı. İzahı olmayan, olsa bile anlatılamayacak hislerin devam edemeyip noksan kalması gibi bu romanda yarım kalmış. Buna kaderin cilvesi denebilir. Konusu tıpkı anlatmak istediği gibi yarım kalan bir roman. İçinizdeki zehiri bilirsiniz, sizi neden acıttığını bilirsiniz ama sökemezsin hatta bir süre sonra sökmek istemezsiniz. Cumhuriyet'imiz ortaları denecek bir zamanda insanın çürümesiyle demokrasi denemelerimizin izah edilemez karmaşası... İnsanın başını döndüren betimlerin serin sular kadar ferahlatıcı anlatımıyla Tanpınar sizi o anın içine çekiyor. Çıkmak isterken kendi yüreğinizden çarpıntılar buluyorsunuz satırlarda. Eksik kalmışlığın verdiği noksanlığı kendi hikayenizle ucundan bile olsa benzerliği dikkat çekici. Zaman zaman karmaşıklan anlatılar insanın aslında hiç tamamlanmayan yanlarına atıf gibi olmuş. Bazı romanlar eksikliği ile güzeldir, karmaşası ile çekicidir.
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20151,264 okunma
Puan vermedi·302 syf.··
2017 3. kitabı
Hiç bitmeyecek Tanpınar eserlerinden biri. Yarım kalışını bir noksanlık değil, Tanpınar'ın yaşamında hissettiği o boşluğun eserlerine sirayet etmesi olarak görüyorum. Politik diyaloglar, zaman, mekan kendini tüm varlığıyla hissettiriyor. Odaklanacak birçok nokta var. Ancak benim okurken en fazla dikkatimi çeken "Ne gibi güzel?" sorusuna cevap veren kısımlardır. Birkaç alıntıyla örneklemek gerekirse: "...çiçek açmış bir erik ağacı gibi güzel..." "Hiçbir şey bu kadar güzel olamazdı.Yasemen gibi, güneş vurmuş dalga köpüğü gibi bir şeydi bu." "Hiç yaşamamış şeyler gibi güzeldi.Hayatın eşiğinde, düşüncenin eşiğinde son bir defa için gördüğümüz şeyler gibi güzeldi." "Leyla kadar güzeldi.Başka şekilde, fakat Leyla kadar." "Bu kız hakikaten güzel.Bir peyzaj kadar, bir musiki kadar güzel.Haince ve zekice güzel.İnsana hiç bilmediği hazlar ve ihtiraslar aşılayacak kadar..." Bundan sonra bir şeye güzel derken mutlaka tanımlamak isteğiyle dolacak içim. Roman "Ne gibi güzel?" diye düşününce "Yarım kalmış şeyler gibi güzeldi." diyebilirim.
Şiir
Aydaki KadınAhmet Hamdi Tanpınar · Dergah Yayınları · 20151,264 okunma

Yazar Hakkında

Ahmet Hamdi TanpınarYazar · 30 kitap
Ahmet Hamdi Tanpınar, Türk romancı, öykücü , şair, öğretmen, çevirmen, edebiyat tarihçisi, siyasetçiydi. Cumhuriyet neslinin ilk öğretmenlerinden olan Ahmet Hamdi Tanpınar; "Bursa'da Zaman" şiiri ile geniş bir okuyucu kitlesi tarafından tanınmış bir şairdir. Şiir, hikâye, roman, deneme, makale, edebiyat tarihi gibi birçok alanda eser veren sanatçının başlıca eserleri Huzur ve Saatleri Ayarlama Enstitüsü adlı romanları, Beş Şehir adlı şehir monogrofisidir. Bir bilim adamı olarak “XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi” adlı eseriyle edebiyat tarihçiliğine yeni bir görüş ve bakış açısı getirmiştir. TBMM VII. dönem Maraş milletvekilidir. Yaşamı 23 Haziran 1901'de İstanbul'da Şehzadebaşı’nda doğdu. Babası Gürcü asıllı Hüseyin Fikri Efendi, annesi Nesime Bahriye Hanım’dır. Tanpınar, ailenin üç çocuğundan en küçüğüdür. Çocukluğu, kadı olan babasının görev yaptığı Ergani, Sinop, Siirt, Kerkük ve Antalya’da geçti. Annesini Kerkük’ten yaptıkları bir yolculuk sırasında 1915’te tifüsten kaybetti. Lise öğrenimini Antalya’da tamamladıktan sonra yükseköğrenim için İstanbul’a gitti. Halkalı Ziraat Mektebi'nde bir yıl yatılı olarak okuduktan sonra 1919 yılında İstanbul Üniversitesi Edebiyat Fakültesi'ne girdi. Yahya Kemal’in öğrencisi oldu. Yahya Kemal onun şiir zevkinin, millet ve tarih hakkında görüşlerinin oluşmasında önemli rol oynadı. Celâl Sahir Erozan’ın bir şiir ve hikâye toplamı şeklinde yayımladığı seriden “Altıncı Kitap”’daki “Musul Akşamları”, yayımladığı ilk şiir oldu (Temmuz 1920)[6] Yahya Kemal’in çıkardığı Dergâh’ta 1921-1923 arasında 11 şiiri yayımlandı. 1923 yılında Şeyhî’nin Hüsrev ü Şirin adlı mesnevisi üzerine yazdığı lisans teziyle Edebiyat Fakültesi’nden mezun oldu. 1923’te Erzurum Lisesi’nde edebiyat öğretmenliğine başlayan Ahmet Hamdi 1925’te Konya Lisesi’ne, 1927’de Ankara Erkek Lisesi’ne tayin oldu. Konya’da iken bir Mevlevi ayininde Itrî’nin bir eserini dinleyerek Klasik Türk Müziği ile tanıştı. 1930-1932 arasında Gazi Terbiye Enstitüsü’nde edebiyat öğretmenliği yaptı; bir yandan da Ankara Kız ve Erkek Liselerinde ders vermeye devam etti. Gazi Terbiye Enstitüsü’nün bünyesindeki Musiki Mualli Mektebi, onun klasik batı müziği ile tanışmasını sağladı. Bu dönemde yeniden şiir yayımlamaya başladı. 1926’da Millî Mecmua’da yayımlanan “Ölü” şiirinden sonra 1927 ve 1928 yıllarında (“Leylâ” şiiri hariç) hepsi Hayat dergisinde olmak üzere toplam yedi şiir yayımladı. İlk yazısı ise 20 Aralık 1928’de yine Hayat dergisinde çıktı. Şiir dışında ikinci bir çalışma alanı olarak çeviriye başlayan Ahmet Hamdi’nin 1929 yılında biri E.T.A. Hoffmann’dan (“Kremon Kemanı”), diğeri iseAnatole France’tan (“Kaz Ayaklı Kraliçe Kebapçısı”) olmak üzere iki çevirisi yine aynı dergide yayımlandı. 1930 yılında Ankara’da toplanan Türkçe ve Edebiyat Muallimleri Kongresi’nde, Osmanlı edebiyatının tedrisattan kaldırılması ve okullarda edebiyat tarihinin, Tanzimat’ı başlangıç kabul ederek okutulması gerektiğini söyleyen Tanpınar, kongrede önemli tartışmaların doğmasına sebep oldu. Aynı yıl Ahmet Kutsi Tecer ile beraber Ankara’da Görüş dergisini çıkarmaya başladı. 1932 yılında Kadıköy Lisesi’ne atanması üzerine İstanbul’a döndü. Ahmet Haşim’in ölümü üzerine 1933’te Sanayi-i Nefise’de sanat tarihi öğretmeni olarak görevlendirildi. 1934’te Akademi’nin Estetik ve Mitoloji derslerine de girmeye başladı. Yahya Kemal’in İspanya’daki büyükelçilik görevinden döndüğü 1934 yılında Yahya Kemal üzerine iki yazı yayımladı. Artık dikkatini Türk edebiyatı üzerine yoğunlaştıran Ahmet Hamdi, 1936 yılında Tangazetesinde “Son Yirmi Beş Senenin Mısraları” adı altında beş yazılık bir deneme serisi yayımlamıştır. Aynı yıl ilk hikâyesi “Geçmiş Zaman Elbiseleri”ni tefrika etmeye başladı; ancak bu tefrika 1939 yılında Oluş dergisinde tamamlanabilecektir. 1937 yılında Tevfik Fikret hakkındaki antolojisi Tanpınar’ın yayımlanan ilk kitabıdır. Aynı yıl Abdülhak Hamit Tarhan üzerine de bir yazısı yayımlanmıştır. Tanzimat’ın 100. yıldönümü dolayısıyla 1939’da eğitim bakanı Hasan Âli Yücel’in emriyle Edebiyat Fakültesi bünyesinde kurulan 19. Asır Türk Edebiyatı kürsüsüne, doktorası olmadığı hâlde, Yeni Türk Edebiyatı profesörü olarak atandı ve Tazimat’tan sonraki Türk edebiyatının tarihini yazmakla görevlendirildi. Hazırladığı edebiyat tarihinin de etkisiyle 1940’lı yıllarda yazı faaliyetleri yeni Türk edebiyatı etrafında şekillendirdi. Kitap tanıtım yazıları ve İslam Ansiklopedisi’ne maddeler yazdı. 1940 yılında 39 yaşındayken Kırklareli'nde topçu teğmeni olarak askerliğini yaptı. En tanınmış şiiri olan “Bursa’da Zaman”ın ilk hâli “Bursa’da Hülya Saatleri” adıyla 1941’deÜlkü mecmuasında yayımlandı. İkinci kitabı olan “Namık Kemal Antolojisi”ni 1942 yılında yayımladı. 1942’deki ara seçimlerde Maraş milletvekili seçilen Tanpınar, 1946 seçimlerine kadar milletvekilliği yaptı. 1943’te öykülerini içeren “Abdullah Efendinin Rüyaları”’nı yayımladı. Bu, onun basılı ilk edebiyat yapıtıdır. Aynı yıl “Yağmur”, “Güller ve Kadehler” ve “Raks” gibi ünlü şiirleri yayımlandı; “Bursa’da Hülya Saatleri” şiiri, “Bursa’da Zaman” adıyla tekrar basıldı. İlk romanı Mahur Beste 1944’te Ülkü dergisinde tefrika edildi. Tanpınar’ın önemli çalışması Beş Şehir, 1946’da kitaplaştı. 1946 seçimlerinde parti tarafından tekrar milletvekilliğine aday gösterilmeyince bir süre Millî Eğitim Bakanlığı’nda orta öğretim müfettişliği yapan Tanpınar, iki yıl sonra Güzel Sanatlar Akademisi Estetik hocalığına, ardından Edebiyat Fakültesi Türk Dili ve Edebiyatı Bölümü'ndeki görevine döndü. Huzur romanı 1948’de Cumhuriyet'te tefrika edildikten sonra büyük değişikliklerle kitap haline getirilip 1949’da yayımlandı. Aynı yıl Milli Eğitim BakanıHasan Ali Yücel’in ısmarladığı XIX. Asır Türk Edebiyatı Tarihi adlı eserinin 600 sayfalık ilk cildini yayımladı. İki cilt olarak tasarladığı bu eserin ikinci cildi yarım kalmıştır. Sahnenin Dışındakiler adlı romanı 1950’de Yeni İstanbul gazetesinde tefrika edildi. 1953’te Edebiyat Fakültesi, Tanpınar’ı altı aylığına Avrupa’ya gönderdi. 1954 yılında Saatleri Ayarlama Enstitüsü romanının Yeni İstanbul gazetesinde tefrikası yapıldı; 1955 yılında ise ikinci hikâye kitabı olan Yaz Yağmuru yayımlandı. 1957 ve 1958 yıllarında Cumhuriyet gazetesinde yayımlanan yazılarına ağırlık verdi. 1959’da edebiyat tarihinin ikinci cildi için kaynak toplamak üzere Rockefeller bursuyla bir yıllığına yeniden Avrupa’ya gitti. Sağlığında yayımladığı 74 şiirinden ancak otuz yedisi ile, tek şiir kitabını çıkardı: Şiirler (1961; Bütün Şiirleri adıyla genişletilmiş olarak 1976). Aynı Yıl Saatleri Ayarlama Enstitüsü kitaplaştı. 24 Ocak 1962 günü geçirdiği kalp spazmı sonucu hayatını kaybetti. Cenazesi Aşiyan Mezarlığında Yahya Kemal'e yakın bir yere defnedilmiştir. Mezartaşı üzerinde çok bilinen "Ne İçindeyim Zamanın" şiirinin ilk iki mısrası yazılmıştır: "Ne içindeyim zamanın / Ne de büsbütün dışında". Ölümünden sonra Ahmet Hamdi Tanpınar’ın sağlığında yayımlatamadığı birçok çalışması ölümünü takip eden yıllarda teker teker yayımlanmıştır.[6] Enis Batur 1992 yılında "Ahmet Hamdi Tanpınar'dan Seçmeler" adlı bir kitap hazırladı. 1998 yılında da Canan Yücel Eronat tarafından hazırlanan “Tanpınar’dan Hasan Âli Yücel’e Mektuplar” kitaplaştı. Tanpınar’ın önceki kitaplara girmemiş yazıları ve söyleşileri ise "Mücevherlerin Sırrı" adlı altında toplanarak yayımlandı. Tanpınar'ın 1953 yılında yazmaya başladığı ve 1962 yılında vefatına kadar tuttuğu notlar 2007 yılının sonunda "Günlüklerin Işığında Tanpınar'la Başbaşa" adıyla kitaplaştı.