Bugün okullarda yaşanan sorunları sadece “çocuklar böyle” diyerek açıklamak büyük bir kaçış. Çünkü ortada bireysel değil, sistemsel bir problem var.
Her şeyin başı aile.Sınır koyulmayan, yaptığı her davranışta haklı görülen, “benim çocuğum yapmaz” diyerek sorumluluk alınmayan bir çocuk; okulda saygıyı da, otoriteyi de öğrenemiyor.
Ama mesele sadece veli de değil.
Eğitim sistemi uzun zamandır öğretmeni yalnız bırakıyor. Öğretmenin otoritesi sistematik olarak zayıflatılıyor. Disiplin uygulamaları ya yetersiz ya da uygulanamaz hâle getiriliyor. “Veli memnuniyeti” anlayışı, öğretmenin ve sınıf düzeninin önüne geçiriliyor
Sonuç olarak ortaya şu tablo çıkıyor:
Sınır tanımayan öğrenciler, sürekli haklı görülen veliler ve arada sıkışmış öğretmenler…
Ve en tehlikelisi:
Bu ortam sadece saygısızlık üretmiyor, aynı zamanda güvenlik riskini de büyütüyor. Son yaşanan olaylar bize açıkça şunu gösterdi: Önlem alınmazsa bunun bedeli çok daha ağır olabilir.
Şunu artık net konuşmak gerekiyor:
Çocuk yetiştirmek sadece sevmek değil, sınır koymaktır. Eğitim sistemi sadece memnun etmek değil, düzen sağlamaktır.
Öğretmeni değersizleştiren, veliyi sınırsız güç haline getiren hiçbir sistem sağlıklı işlemez.
Eğitimde denge yeniden kurulmadıkça; ne saygı geri gelir, ne disiplin sağlanır, ne de gerçek anlamda güvenli bir okul ortamı oluşur.