Acaba bu hayata arkasını çevirip bir hücrede yaşamak mı yoksa hayatın bütün meşakkatlerine, maskaralığına göğüs gererek, insaniyete hizmet ederek ölmek mi daha büyük bir muvaffakiyettir?
… ikimizin içinde de bu garip dünyanın hüznü ve ağırlığı var, ikimizin içinde de nerede ve nasıl olduğunu bilmediğimiz bir dünya hasreti vardı. Flora öldü ve köpek cennetine gitti. Fakat ben mütemadiyen kılıkları kıyafetleri başka, içleri bir örnek olan bu zavallı zararsız görünen insan cinsinin her devirde bazen içimde isyan uyandıran hareketleri, tekrar edip durduklarını, hüzün ve hayretle seyretmeye mahkûmdum.
Onun ne kadar gâvur düşmanı, nasıl Erzurum’da Ruslarla gelen Ermenilerin, bütün Erzurum’da kendi çocuklarını, karısını öldürdükten sonra Türk’ün ocaklarını söndüren Ermenileri mazlum bir millet diye gösteren Avrupa’ya öfkesini bilirdim.
Birbirine çok benzeyen bu iki zat, beni kadın, daha doğrusu kendilerini erkek yerine koydukları için yüzüme bakmaktan çekiniyorlar, gözlerini öteye, beriye kaçırıyorlardı.