"Hiçbir şeyden memnun olmamaya mahkûmdum." Sy 281
Yazardan arka arkaya okuduğum 4. kitap da nihayet bitti.
Kitaba başlamadan önce biraz dizisini izledim ve iyi ki de öyle yapmışım. Kitap boyunca Kenan'ın bestesi olan Siyah Yıldızların dinleyeni mest eden büyüsünden bahsetmiş yazar, dizi de çalan Toygar İşıklı'nın Gecenin Hüznü isimli melodisi ile kafamda daha iyi canlandırdım müzik ve hikayede ki uyumu.
Yazar okuduğum her kitabı gibi bunda da çok duygusal bir hikaye kurgulamış. Özellikle sonlara doğru çok dokunaklı, naif dialoglar vardı.
Özellikle Lamia karakterini o kadar naif, o kadar kırılgan betimlemiş ki yazar kelimelere dokunsam harf harf kitaptan aşağı döküleceklerdi sanki.
"Sen gelince eve güneş girmiş gibi oluyor." Sy 214
Kitap her ne kadar Kenan ve Lamia'nın aşkını anlatıyor gibi olsa da aslında Lamia'nın başına gelen travmatik olayları anlatıyor. Yazar nasıl bu kadar dokunaklı hikayeler yaratabiliyor anlaması güç doğrusu.
Buraya kadar kitabın olumlu yerlerinden bahsettim şimdi birazda neden kitaba 4 puan verdim onu açıklayayım.
Kitap da Lamia'nın başına gelenler yenilir yutulur cinsten değildi.
Buzdağının görünen kısmında Kenan ve Lamia'nın imkansız aşkı görünse de görünmeyen kısmında anlatılanlar hafife alınacak konular değil, bir de görülmek istemeyenlerle anlatayım kitap da anlatılanları.
Hüseyin Kenan babasını kaybettikten sonra dayısı Saip paşanın yanına taşınıyor, Avrupa'ya gidiyor okumak için ve çok başarılı bir keman virtüözü olarak İzmir'in Bozyaka köyüne geliyor. Tabi eski masum, utangaç Kenan yok artık, Avrupa, karakterinde derin yaralar açmış. Bozyaka'ya gelince Nermin ile tanışıyor. Nermin evli bir kadın ve Kenan ile bağ da bahçe de kaçak aşk yaşıyor ve gören olur da laf yapmasınlar diye 15 yaşında ki komşusu Lamia'yıda yanında getiriyor.