Onlar bildikleri bilimden başka bilgi kaynağı tanımayan, onu da despot kiliselerine karşı mücadele verip, dini hayatın dışına iterek dişiyle tırnağıyla elde etmiş Avrupa ülkelerinin insanlarıydı. Onlar kilisesi akıl dışı ne varsa dayatırken, aklı yasaklarken, ancak insanlık onuruyla, belki de bildiği tek dine karşı gelerek gelişme gösterebilmiş bir topluluğun bireyleriydi. “Din ve Bilim” Batı’nın zihninde birbirini dışlayan iki düşman haline gelmişti adeta.