Stefan Zweig'ı aslında satrançla tanıdım. Benim için çok güzel bütün detaylarıyla sürükleyici bir kitaptı.Bir kadının yaşamından 24 saat ile devam ettim. Ancak o tadı alamadım. Birçok kez de bırakıp tekrar başladım. Ama bu kitabı çok hoşuma gitti. Küçük bir hikaye aslında ama arada kalmışlık sıkışmışlık bunlar çok güzel işlenmiş.Mecburiyetin, genel yargıların bize hissettirdiği baskıyı, bazen irademiz üzerinde söz sahibi olamayaşımızı ama aslında istersek nasıl da bunlara karşı gelebileceğimizi, her şeyin bizim elimizde olduğunu bir kez daha kavradım. Severek bir çırpıda bitirdim diyebilirim. Çok uzun kitapların ardından okunabilecek adeta çerez niteliğinde bir kitap. Tavsiye ediyorum.
Her yerde karşıma çıkan bir kitaptı ve ben herkes okuduğu için okumayı düşünmemiştim. Çok yanılmışım. Ne yazık ki kitaplardan önce filmini izlemek gibi bir hatada bulundum.Bu durum kitabın ilk sayfalarında beni çok zorladı filmdeki oyuncular sahneler aklıma gelip durdu. Ancak kitap ilerledikçe filmle çok da bağlantılı olmadığını anladım. Başı ve sonu apayrıydı ayrıca kitabın ortalarındaki olay akışını bilsem de filmdekinden çok daha detaylıydı ve okuması gerçekten keyifliydi. Çok uzun olması gözümü korkutmuştu açıkçası ama hiç zorlanmadım. Okurken bana büyük bir keyif, telefonumu yanımdan ayıramayacak derecede bir merak ve en önemlisi de bir gün gitmek isteyeceğim yerler verdi.Gittiğimde göreceğim yaşayacağım ve anımsayacağım. Bunun düşüncesi bile beni mutlu etmeye ve bu kitaba 10/10 vermeme sebep oldu. Esrarengiz olaylara meraklıysanız soluksuz okuyacağınızı düşünüyorum. Tavsiye ediyorum. Serinin devamına başlamak için sabırsızlanıyorum.