İç sıkıntısı kadar mutluluğu yok eden bir başka şeyin de, bolluk olduğunu söyler Montaigne. Zaten iç sıkıntısını biraz da tetikleyen budur. En güzel tat, özlenen şeylerde olur. Çok acıktığınız da yemeğin tadına varırsınız, çok özlediğinizde sevginizi fark edersiniz, bir yokluktur bir şeyin varlığına duyulan özlemi arttıran. Ve bunlara ulaşmaktır mutluluğu tetikleyen. Özlemi çekilen bir şeye varmakla ortaya çıkan mutluluk, ulaşılan o şeyin sürekli varlığıyla da yok olur. İşte hayat böyle bir nizam içerisindedir.
Şöyle der Ovidius: Fazla yüz bulan, her dediğini yaptıran aşk bezginlik verir. İyi bir yemeği fazla kaçırmakta mideyi bozar.
Montaigne mutluluğu ölçüyle değerlendirir. Eğer mutlu olmak istiyorsanız sınırları ve ölçüler iyi bilmeniz gerekir. Aksi takdirde mutluluk gelse bile haberiniz olmaz. Mutluluk insan zihniyle olduğu kadar, davranışlar ve eylemler de ilgilidir. Yaptıklarımızın ortaya çıkardığı sonuçlar elbette hayatımızı da etkileyecektir.