Seni seviyorum, senin için üzülüyorum, seni özlüyorum gibi güçlü sözler söylemenin kabul görmediği bir kültürde, insanlar sevgilerini ifade etmek için farklı yollar bulur. Annelerimizin suskunluklarından harika börekler yaptığını daha önce yazmıştım. Babam ise bahçeyle ilgilenirdi. Hem de ne bahçeydi! Sanırım bunlar bize duydukları sevginin ilanlarıydı. Biz ise kardeşimle ona şöyle diyorduk: Yeter artık, neden sağlığını çapalayarak, sulayarak, ot ayıklayarak tüketiyorsun, sonunda da yarısını ya kuraklık ya kurtlar mahvediyor. Tüm bunları manavdan alabiliriz. Bunları güçten düştüğünü gördüğümüz için söylüyorduk elbette. Şimdi onun başka bir şey ürettiğini biliyorum. Manavda bulunmayan bir şey
Sevgilı Momo,
Ben taşınıyorum. Dönecek olursan, bemen beni ara. Seni cok merak ediyorum. Çok özlüyorum. Umarım başına bir şey gelmemiştir. Aç kalırsan Nino'ya uğra. O hesabı bana yollar, ben öderim. Canın ne kadar yemek isterse ye, anladın mı? Nino sana ber şeyi anlatır. Beni hep sev! Ben de seni seviyorum!
Daima aklımdasın, Gigi.
Yanağını kagıdın üzerinde dayadı . Momo artık üşümüyordu .
Kendimi rahatlatmak için tek yapabildiğim şey, resmine bakmak ya da gözlerimi kapatıp güzel gülüşünü hayal etmek. Yine de hiçbiri senin yerini tutmuyor ki. Seni ne kadar özlüyorum bir bilsen...