“Çağımızda geçmiş yüzyılların bilmediği, kısa ömürlü bir yaratık yaşıyor. Sinemadan çıkmış insan. Gördüğü film ona bir şeyler yapmış. Salt çıkarını düşünen kişi değil. İnsanlarla barışık. Onun büyük işler yapacağı umulur. Ama beş-on dakikada ölüyor. Sokak sinemadan çıkmayanlarla dolu; asık yüzleri, kayıtsızlıkları, sinsi yürüyüşleriyle onu aralarına alıyorlar, eritiyorlar.”
İnce Memed 1’i ayıla bayıla okumuş olmaktan belki bilmiyorum, bu kitap beni hayal kırıklığına uğrattı. İlk kitaptaki intikamcı, kahraman eşkıya gitmiş; yerine hasta, bakılması gereken, sabahtan akşama kadar çardaktan çıkamayan zayıf biri gelmiş. Kitap boyu “Memed ne zaman iyileşecek? Ne zaman harekete geçecek?” diye sordum durdum. Fakat aldığım cevap, cevapsızlıktan daha çok canımı sıktı. 460 sayfalık romanın son 20-30 sayfasında İnce Memed’i gördük sadece. Koskoca Ali Safa Bey’in ölümü yalnız birkaç sayfa yer alıyor. Sayfalarca Adem’in yağız atı kovalayıp yakalayamaması daha mı değerli Ali Safa’nın ölümünden. Seriye devam edeceğim. 3 ve 4 hakkındaki düşüncelerimi de paylaşırım. Kitabı okumuş, sevmiş, incelememi ağır bulmuş olan varsa kusuruma bakmayın. İncelemenin bu minimalde olmasının sebebi İnce Memed 1’in okuduğum en iyi birkaç romandan biri olmasıdır. İyi günler diliyorum zahmet edip okuyanlara.