Mesela laiklik diye bir kelime var. Büyük sosyal yaraların temelini teşkil ediyor. Bu temel meselenin mutlaka halledilmesi lazım. Bunun halledilmemesi sadece milletimize zarar veriyor. Aramızdaki kardeşliği bozuyor. Laiklik demek, herkesin düşünce hürriyetine, vicdan hürriyetine, ibadet hürriyetine sahip olması demektir. Kimsenin, kimseye inancından dolayı baskı yapamaması demektir.
Fransız İhtilali'nden sonra bu kelime hukuk lisanına geçmeye başladı. Niçin kullanıldı bu? Fransa'da bazı kimseler dindar, Kilise'ye bağlı, bazıları değil. Ne dediler? Biz laik olacağız, yani temel düşünce sisteminden dolayı kimseyi kınamayacağız. Laikliğin manası bu.
Maalesef laiklik bizim ülkemizde yıllarca İslam düşmanlığı olarak uygulandı. İnanan insanlara baskı, zulüm aracı olarak sürdürüldü. Laiklik bu anlamıyla bizim milletimizin mana ikliminde olmayan bir kelimedir.
Şu gerçeği bir kez daha haykırıyorum; şehit kanıyla alınan vatan toprağı satılamaz. Kim bu yola tevessül edecek olursa sadece şehitler, sadece bugünkü nesiller değil, gelecek nesiller tarafından da lanetlenecektir.
İşbirlikçiler vasıtasıyla Türkiye, AB'ye girme teşebbüsleriyle yıpratılmakta, itibarı yok edilmektedir. Uygun zaman geldiğinde Türkiye özel statüyle AB'ye alınacak, hemen arkasından İsrail'in de AB'ye girmesi suretiyle Türkiye İsrail ile aynı birliğin parçası olacaktır. Bunun ardından "AB çok büyüdü. Ortadoğu'yu ayrı bir kısım yapalım." denecek, Türkiye'nin de içinde bulunduğu bölge İsrail ile birlikte ayrı bir birlik, ayrı bir devlet olarak tanınacaktır.