“...Halbuki işçinin isteklerine kısmen cevap verilmek suretiyle onların karşı koyma gücüne zayıflatmak tarafına gidilebilirdi. Çünkü halk, istekleri bir kere tatmin edildiğinde kendilerini idare edene körü körüne bağlanır ve gücünü kaybeder.”
Gerçek anlamda sevgi, diğer insanları da kendimiz kadar sevebilmeyi içerir, kendimizden çok ya da kendi yerimize değil. Bir başka deyişle sevgi, diğer insanların seçimlerini kendi seçimlerimiz gibi sevebildiğimizde gerçekleşir. Ama sevgi tek bir yaşantı değil süreçtir. İnsanın kendisini savunmasızca ortaya koyabilmiş olmasının acılarını ve zaferlerini içeren bir süreç. Mutluluk o anda yaşanılan her şeyi hissedebilmektir.
İnsan gençken zamanı kaç yıl geride bıraktığını düşünerek değerlendirir. Kaç yılı kaldığını düşünmeye başladığı andan itibaren de orta yaşa girmiş olur.
Kusurlu bir yanımızla yüzleşip bunu kabul edebilirsek bu yanımızın bir süre sonra ortadan kalkma olasılığı da artar. Bu çoğu kez bilinçli bir çabayı da gerektirsede bazen bu çözüm hiç fark etmeden gerçekleşir. Böyle bir süreci başlatmış olmak insanlarla ilişkilerimizde daha etkin olmamızı sağlar. Çünkü kendimize karşı hoşgörülü oldukça diğer insanların kusurlu yanlarını daha kolay kabul edebiliriz.”