Mizantrop

Mizantrop
@ozokur
Öğrenci
Ankara
12 okur puanı
Şubat 2018 tarihinde katıldı
Beni 'Duyabiliyor' Musun?
Puan vermedi
Bu hayatta kimi insan kadınların, kimi insan adamların, kimi zenginliğin, kimi hırsların, kimi aklının, kimi duyguların kimi ise duyuların peşinden koşar. Herkesin uğrunda yaşamaya değer bulduğu bir kutsalı vardır. İşte Patrick Süskind de ‘Koku’ romanında Jean-Baptiste Grenouille’nin, varlığı kokularla tanıma tutkusunu, zihnindeki uçsuz bucaksız koku sarayında çıktığı yolculukları ve tüm benliğini buna adayışını; muazzam betimleme kabiliyeti, hayal gücü ve eşi benzerine az rastlanır tasvirleriyle gözler önüne seriyor. Bunu öyle iyi yapıyor ki; '' ..Vebadan bile korkunçtu, çünkü vebadan kaçılabilirdi, oysa bu adamdan...’’ cümleleriyle betimlenen bu katile kızmak, sayfaları çevirirken aklınıza gelen son şey oluyor. Jean-Baptiste Grenouille. 18. yüzyıl Fransa’sında, şehirlerin üzerinde bugünkü modern insanın hayal bile edemeyeceği pis bir kokunun hüküm sürdüğü, bu kokunun nüfus dolayısıyla en yoğun olduğu Paris’te, bir balıkçı tezgahının hemen altında, tam anlamıyla pisliğin ve ölümün içine doğan bir bebektir. Bu şartlarda yaşaması asla beklenmeyen ve diğer tüm bebekler gibi ölüme terk edilen Grenouille, bir savaşçı olarak doğar. Annesinin bile kendisini istemediği bir dünyada yaşamak zorundadır ama onu oracıkta ölmekten alıkoyan bir şeye sahiptir. Süskind bunu elbette en iyi ifade eden olacaktır: ‘’...var olmanın ruhunda onların kokuları vardır...’’ Kuşkusuz, hayatının dönüm noktalarından biri sokaklardaki karmaşanın, insanı uyuşturan kötü kokuların içinde; uzaklardan gelen ve onun için kelimelerle tarifi imkansız -ve önemsiz- olan, ancak duyduğu ilk anda ona yaşamının anlamını bahşeden o kızıl kokudur. Keşfinin ilk anından itibaren bu kokunun peşindedir Grenouille. Önce bu kokunun, daha sonra da onu saklamanın. Onu derinden
KokuPatrick Süskind · Can Yayınları · 198727,3bin okunma
Ne Kadar Kitap Kurdusun?
0-30p: Kontrollü okuyucu 📖 40-70p: Hafif bağımlı 👀 80p+: Geçmiş olsun, kitaplar seni ele geçirmiş 😅
Kırlangıç Çığlığı
Puan vermedi·400 syf.··
2023 1. kitabı
·
10 günde okudu
·
Okunma: 29 Mart 2023 14:31
[KİTABI HENÜZ OKUMAMIŞ OLANLAR İÇİN ÖN BİLGİLER İÇERİYOR!] Kırlangıç Çığlığı, kendisine alışık okuyucuya farklı gelmeyen bir Ahmet Ümit romanı. Bunu söylediysem de okuyucuda heyecan yaratmadığını zannetmeyin. Zira Ümit'in kurgu kabiliyetinin farkındayız. Okuduğum diğer tüm kitaplarında olduğu gibi bunda da bir sırrı, bir cinayetler dizisini çözmenin gizemini son sayfalara kadar koruduğu bir gerçek. Bu sitedeki ilk incelememde ne kitabın konusundan ne de yazarın üslubundan bahsetmek istiyorum. Benim için bu kitabı bitirene kadar merak konusu olan şey görece ufak ama önemli bir detaydır. Çünkü daha önce kendisinde denk gelmediğim bir hatayla karşılaşmak beni oldukça şaşırttı ve düşündürdü. Kitabın ortalarında, Komiser Yardımcısı Ali Komiser, bir başka ekip tarafından bir maktülün başında ve 'elinde cinayet silahıyla' bulunuyor. O satırları okurken akıllarda tek bir soru peydah oluyor: 'Gerçekten tüm bu cinayetlerin faili Ali Komiser mi?'. İlk etapta komiser hiçbir açıklama yapmıyor, sessizliğini koruyor. Tabii ki sonradan -sonradan dediysem de küçümsenmek için hayli fazla bir zaman diliminden bahsediyorum- Ali Komiser sessizliğini bozarak cinayeti kendisinin işlemediğini söylüyor ve bu sözleri delillerle destekleniyor. Tam da bu noktada kitap boyu düşündüğüm soru gelip yerleşiyor. Bu kadar mesai harcanan; sayfalarca, bölümlerce şüphelenilen ve aksi kanıt bulmak için çırpınılan, en az 40 sayfalık bir bölümü oluşturan bu meselede bir başkomiserin ''Cinayet silahı neden senin elinde duruyordu?'' diyememesinin mantıklı bir açıklaması var mı? Göreve yeni başlayan bir polisi de geçtim, sokaktan geçen bir insan dahi cinayet silahını eline almaması gerektiğini bilir zannediyorum. Ahmet Ümit'in her cümlenin, her kelimenin üzerinde ince ince düşündüğünü hissediyorum. Okuduğum
İnceleme
Kırlangıç ÇığlığıAhmet Ümit · Everest Yayınları · 201839,7bin okunma