''İşte o şehrin bu cehennem atmosferi içinde, bir gün, yılgın ve çekingen dolaşırken, gözlerim, ansızın, bir gazete satıcısının sergisinde, bir sürü gazete başlıkları arasında, iri harflerle dizilmiş şu satıra ilişiverdi: ''Bir Türk generali İtilaf kuvvetlerine karşı yeniden harbe hazırlanıyor.'' Titreyerek gazeteyi aldım. Yürürken okuyorum: ''Mustafa Kemal adında bir Türk generali...''
...
Batan geminin içinde son duasını mırıldanan kazazede gibi kendi kendime, durmadan, onun adını tekrar ediyorum: Mustafa Kemal, Mustafa Kemal, Mustafa Kemal.''