Ben bu dünyaya bilmek için geldim. Benim için kutsal bir şey varsa o da bilgidir, gerek bu dünyanın, gerekse öte dünyanın bilgisi. Bu yüzden öğrendiklerimi akıl terazisinde tartıp doğru olup olmadıklarına bakarım.
Yaşanılanlar, görülenler ve öğrenilenler ne kadar acı olursa olsun, macera insanoğlu için büyük bir nimetti. Çünkü dünyadaki en büyük mutluluk, bu Dünya'nın şahidi olmaktı.
Bu dünyada insanların korktuğu tek şey öğrenmekti. Acıyı, susuzluğu, açlığı ve üzüntüyü öğrenmek onların uykularını kaçırıyor, bu yüzden daha rahat döşeklere, daha leziz yemeklere ve daha neşeli dostlara sığınıyorlardı. Dünyaya olan kayıtsızlıkları bazan o kerteye varıyordu ki, kendilerine altın ve gümüşten, zevk ve safadan, lezzet ve şehvetten bir âlem kurup, keder ve ızdırap fikirlerinin kafalarına girmesine izin vermiyorlardı.
Türk toplumu korku kültüründen değerler kültürüne geçmedikçe, çocuk yetiştirme, eğitim, iş yaşamı, korku kültürü içinde işlerken, devlet, vatandaş ilişkisinin değerler kültürü içinde işleyeceğini düşünemezsin. Bu, binanın çatlağını alçıyla sıvamaya benzer; bir sonra o çatlak yine kendini belli edecektir.
, doğadan kopuk yetişen çocuk doğadaki diğer yaratıklarla kendi, arasında bir ilişki kuramaz, aslında doğayla ilişki kuramayan kişi, kendisi de doğanın bir parçası olduğu için, kendiyle de ilişki kuramaz. Olgun yetişkin bireyler olabilmemiz için kendimizle ilişki kurabilmemiz gerekir. Doğadan kopuk insanın olgun yetişkin bir birey olması olanaksızdır.