Gerçekte olabileceğimiz kişi olmak, yani insanlık bakımından diğerlerinden eksik olmayan bir insan olmak, aynı zamanda korku ve bazen büyük huzursuzluk hissetmek demektir. Çünkü bu şekilde yaşamımızın ilk günlerinde öğrendiklerimizle çelişmiş oluruz. Etrafımızı çevreleyen otoriteden daha az olmak (örneğin, anne ve babamızdan), kendimizi bir şekilde küçültmek ve küçülttürmek, birçoğu için otoriteyi yumuşatma ve yatıştırma aracı haline gelir. Böyle bir savunma taktiğinden vazgeçen bir insanın korku ve huzursuzluk hissetmesi normaldir. Bizi değişime çağıran her şeyde öfkelenmemizin nedeni budur.