ozlem

ozlem

, bir kitap okudu
Puan vermedi·262 syf.·
2025 26. kitabı
John Gottman
8.9/10 · 372 okunma
Hangi tür kitapları seviyorsun? 🔎 Polisiye 💕 Romantik 🚀 Bilim Kurgu 🏰 Fantastik 📖 Klasik 🧠 Kişisel Gelişim 🏛️ Tarih 😱 Gerilim
Tarih yazmış yetişkinler
Çocuk ebeveynleriyle iyi geçinmek için, “uyum” için tehdit olarak görülen kendi tepkilerini bastırır. Ebeveynlerinin dünyasının ve onların kendisine karşı tavırlarının kendisi için en iyisi olduğuna inanmaya başlar. Çocuksu acılar reddedilir ve zamanla iç sesini dinlememeyi öğrenir. Ama özerkliğinin parçalanması sonucu ortaya çıkan öfke, yı­kıcı bir güdü haline gelerek güç arzusunu körükler. Acıları, insani duygularla hafifletilmezse, çocuk kısa sürede acının, iktidar kurmak için kullanılabilecek etki­li bir araç olduğunu keşfedecektir. Güç arzusunun, duygularını değiştirebileceğini anladığında, herkesin ve her şeyin bu yolla dize getirilebileceğini sanmaya başla­yacaktır. “Tarih” yazmış olan yetişkin ve güçlü erkekle­rin yaptıklarının kaynağı işte bu çocuksu hayallerde aranmalıdır.
Erkekler ve çaresizlik
Her şey çaresizlik korkusuyla başlar. Bu korku o kadar büyüktür ki, insan olmanın bir özelliği olan çaresizliği kabul etmek ve hayatımızla bütünleştirmek yerine ondan kaçarız. İnsana ait bu temel özelliğin reddedilmesiyle, birçok erkek için yaşam solarak bir maskaralığa dönüşür.
Biz erkekler ne istiyoruz? üstünlük ve hâkimiyet üzerine.
Kendimizi sadece kumanda, hâkimiyet ve mülk bizde olduğu zaman mı eksiksiz hissederiz? Birinin geçimini sağladığımızda, bu bize sevildiğimize dair güven verir. Ama bunun anlamı, bir yandan da baktığımız kişiye hükmetmektir. Bu kişi gücümüzü onaylayarak derinliklerdeki aşağılık duygumuzu su yüzüne çıkartmaktadır. Çünkü, himayecilik hususunda sunabildiğimiz olanaklar için sevilmekteyiz, insanlığımız için değil. Kendiliğimiz, duygu dünyamız, sıcaklığımız, mutluluğumuz ve yaşam sevincimiz için sevilebileceğimize inanmak, bize çok zor gelmektedir. Böylece gittikçe “kendini kanıtlama zorunluluğu” tuzağına saplanmaktayız. Himaye de o zaman boyunduruk altına girdiğimiz, bedeli gizli bir içerleme ve kin olan, ama açıkça dile getirilemeyen bir anlaşma haline gelir.
Karşımızdaki insanda zayıflık olarak algıladığımız şeyden intikam alırız çünkü bu zayıflık kendi içimizde hor görmek ve nefret etmek zorunda olduğumuz yanımızdır! Yahudi düşmanlığı bunun en temel örneklerinden biridir.