Pearl’ün hayatında hep bir şeyler olurdu ama hiçbirinin manası olmazdı. Tıpkı bir kuşun kapandan kaçınması gibi hayatı manadan kaçınmıştı. Hayatında hiçbir şey onu önemli bir şey için hazırlamamıştı. Yaşadığı her an, içinde dilsiz bir taş gibi yatıyor, kendisinden ayrı, kendisiyle ilgisiz duruyor, öncesiz ve sonuçsuz bir olay olarak gömülüyordu. Dün denen şeyi yarına katmayı hayal bile edemiyordu. Hala küçük bir çocuk olduğunu düşünüyordu. Annesinin bütün umutlarının kaynağı.
Sen deniz kıyısındaki güzel bir cam parçası, bir dal parçası gibisin. Bulunmayanı bekleyen bir şey, benim gibi biri tarafından kişiliğinin keşfedilmesini bekleyen bir şey. Gelgit seni kıyıya vurmuş, ben de seni oradan topladım.
Tepsideki Melek ~ Esra Kahya
Merhaba sevgili kitapseverler, son zamanlarda okuduğum beni hem gülümseten hem de içimi sızlatan nadir kitaplardan biriyle geldim bugün size #tepsidekimelek
Bazı evlerde sessizlik, duyabileceğiniz en sağır edici gürültüdür. @es.ra.kahya ‘nın romanı, bizi tam da böyle bir evin mutfağına, anneanneden kalma melekli bir tepsinin yamacına oturtuyor. Üç kuşak kadının, anneden kıza devredilen yaraların ve bir çocuğun “Ah...” diyen yası.
Roman; 1960’lardan 90’lara uzanan bir Türkiye panoraması eşliğinde, yas tutmayı ve anı yaşamayı bilemeyen yetişkinlerin arasında büyümeye çalışan Güliş’in hikayesi.
Evin içinde annelerden kızlarına aktarılan o görünmez, ağır yaralar var. Çözülememiş acılar ve darbenin gölgesinde tutulamayan yaslar, evdeki yetişkinleri adeta sessiz birer hayalete dönüştürmüş. Ve Güliş, bu sağır edici sessizliğin ortasında sevgi açlığını kendi yöntemiyle kapatmaya çalışıyor.
Güliş yaramaz. Güliş haşarı. Kelimelerle oynamayı seven bir kız çocuğu. Kitabı okurken başlarda Güliş’in dilindeki bu oyunlara, haşarılığına gülümsüyorsunuz. Ancak sayfalar ilerledikçe anlıyorsunuz ki; bu kıvrak dil sadece yazarın bir tercihi değil, Güliş’in o boğucu evde hayatta kalma mekanizması. Etrafındaki yetişkinler kendi dertlerinden ona sevgi veremeyince, o da kendine eşyalardan, kelimelerden ve oyunlardan yıkılmaz bir sığınak inşa ediyor. Yetişkinler sustuğunda o sessizliğin boşluğunu eşyaların, şahitliği dolduruyor.
Kitabı okurken gülümseten ama içeriden bir ağlama hissi bıraktı bende. Bazen bir başkasının yasını okumak, kendi yasımızla yüzleşmenin en sessiz yoludur. Şifalı bir okuma arıyorsanız, bu kitaba mutlaka şans verin.
Herkese keyifli okumalar dilerim, sevgiyle