“Batı’dan yükselenin umudu Doğu’da yeşermedi; Doğu ‘da yükselenin sesi de Batı’ya ulaşmadı. Her gerçeğin, onu içinde hissedenin görüntüsüne, diline bürünmesi şart mı?”
Ölmek hiçbir şeydi. El Sordo’nun ölümle ilgili bir korkusu yoktu, ne de ölümle ilgili bir görüntü vardı kafasında. Ama yaşamak, bir tepenin yamacında rüzgarla salınan bir buğday tarlasıydı. Yaşamak, gökyüzünde dolanan bir atmacaydı. Tahılın savrulduğu, samanların uçuştuğu harman yerinde, tozlar içinde duran toprak bir testideki suydu yaşamak...