kitabın başlarında kendi köyüme gittim, yazları köyde olurdum. o günleri yaşadım tekrar. hava sıcak, güneşli, dolaşıyoruz, geziyoruz, yiyoruz, içiyoruz, yapacak daha iyi bir işimiz de yok.
sonraları biraz ivme kazandı kitap ve bu sefer yazarın gösterdiği sahneleri izledim. sanki elinde bir kamera, yer yer görüntüler kaydetmiş, açmış önümde, ben de izledim mecbur.
yazarın tarzına bir şey diyemem ama kelimelerle oyun oynaması çok hoş geldi bana. "üzgü yaratmak" örneğin, aklımdan çıkmayacak.
metrobüs kitapları serimde güzel bir yer edindi.