ssy

ssy
dünya böyle bir yerdi ve ben buna alışmaya çalışıyordum
avukat
istanbul
21 okur puanı
Kasım 2017 tarihinde katıldı

ssy

, bir kitap okudu
Puan vermedi·660 syf.·
Beğendi
·
21 günde okudu
·
Okunma: 08 Ağustos 2020 05:52
·
2020 4. kitabı
Fyodor Dostoyevski
9.1/10 · 194bin okunma
Reklam

ssy

, bir kitap okudu
10/10
·464 syf.·
Beğendi
·
66 günde okudu
·
2020 3. kitabı
Gabriel Garcia Marquez
8/10 · 46,4bin okunma
"işte!" derdim kendime. "dünya artık o üzeri kalabalık toprak parçası değil. dünya işte bu! zihin. dünya benim zihnim! dünya benim aklım. hayatsa çöle karışana kadar var. kendimi gömmemden cesedimin kum tanesine dönüşmesine kadar geçen bekleme süresi. düşünme süresi. hayat bu!düşünmeye ayrılan zaman. kendimi kumların içine saplamış şekilde nefes alarak yattığım süre. hepsi bu. kum tanesi olana kadar aklından geçen her şey. başka bir şey değil..."
sudan çıkıp kuma sırtüstü yattım. masmavi bir gökyüzü. gözlerimi kıstım önce, bakamadım. vazgeçtim görmekten. indirdim gözkapaklarımı. karanlık ama gecelerdeki gibi değil. gündüzün aydınlığı sıkışmıştı gözkapaklarım ile gözlerimin arasına. yalnızdım. ve bir hayvan kadar huzurluydum... yıllar önce, okuduğum kitaplardaki, seyrettiğim filmlerdeki yalnız insanlara özenirdim hep. yalnızlara. konuşacak kimsesi olmayanlara. sonra hayat beni buralara getirdi. tabiî ayaklarımın azımsanamayacak yardımıyla. ve artık o roman karakterlerinden biri oldum. o kitaplardaki yalnızlığı çok gösterişli bulurdum. aynı zamanda da korkutucu. kendime "bu kadar yalnız kalınabilir mi?" diye sorardım. "sosyal hayvan insan, dayanabilir mi kimsesizliğe?" ama artık biliyorum yalnızlığın korkulacak bir yanı olmadığını... tabiî bunu ruh sağlığı yerinde ve içlerinde tek bir kişilik taşıyanlar için söylemiyorum. Sözüm benim gibi içinde binlerce ruh taşıyanlara, uzakdoğu efsanelerindeki canavarlar gibi yedi kafalı tek bedenli insanlara. ben hep kalabalık oldum. şehrin uzağındaki bir semte giden, günün tek otobüsü kadar kalabalık. tıkış tıkış! herkesin üst üste olduğu bir otobüs kadar. dolayısıyla iyi geldi bana yalnızlık. kendime yeterince zarar veriyordum. ve bir de dünyanın vereceği zararları ortadan kaldırmanın imkânı olmadığına göre, yoklarmış gibi davranarak yalnızlığı seçmek en doğrusuydu... yalnızlık kurşun geçirmez. sostluk, aşk, aile geçirmez. hiçbir şey geçirmez. dışarıdan sokmadığı gibi içeriden de çıkartmaz. cerahat yapar. antibiyotiğini de kendinde besler. yeter ki nerede olduğu bulunsun... ruhun nerede olduğunu düşünürüm bazen. vücudumun neresinde? sonra karar veririm. ruhum, bedenimin bittiği yere kadar.